ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Mustafa Ertürk: İMÂM BUHÂRÎ’NİN SİYÂSET ANLAYIŞI: “YÖNETEN-YÖNETİLEN İLİŞKİSİ”
İbrahim Hatiboğlu: HADİS VE SÜNNET TERİMLERİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM: FAZLURRAHMAN’IN HADİS VE SÜNNET AYIRIMI
Ahmet Yaman: BİR KAVRAM OLARAK “FIKIH KÂİDELERİ” YA DA İSLAM HUKUKUNUN GENEL İLKELERİ
Yaşar Yiğit: İSLÂM CEZA HUKUKUNDA KADINLARIN ŞAHİTLİĞİ
Cem Zorlu: ABBÂSÎ DEVLETİ’NE KARŞI İLK SİLAHLI HAREKETLER
Tahsin Özcan: OSMANLI MAHALLESİ SOSYAL KONTROL VE KEFALET SİSTEMİ
Fevzi Günüç: OSMANLI SAN’ATINDA HAT
Hayri Erten: HZ. ÖMER DÖNEMİNDE SOSYAL YAPI VE DEĞİŞME
Süleyman Tuğral: FAHREDDİN RAZİ'DE VARLIK-MAHİYET İLİŞKİSİ
Rudolph Peters Çeviri: Abdullah Kahraman: CEZA HUKUKUNUN İSLAMÎLEŞTİRİLMESİ (KARŞILAŞTIRMALI BİR TAHLİL)
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:
Mehmet Akgül: OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E TOPLUMSAL DEĞİŞME;
YAŞAMA PRATİĞİ, KÜLTÜR VE DİN İLİŞKİSİ
Yurdagül Mehmedoğlu: KALP ve RUHU TANIMLAMAYA ÇALIŞAN BİR MEZHEP: PİETİZM EĞİTİMDEKİ İZDÜŞÜMLERİYLE A. HERMANN FRANCKE
Orhan Çeker: KADININ ŞAHİTLİĞİ ÜZERİNE
 
NOSTALJİ:
Muhammed Şerafuddin: MU’TEZİLE VE HUSÜN-KUBUH
  araştırma notları


KADININ ŞAHİTLİĞİ ÜZERİNE


Orhan ÇEKER

Modernizmin etkisiyle İslamî hükümler nassların da hududu aşılarak yoruma tabi tutulmuş ve aslında İslam’ın öngördüğü hüküm, İslam’ın değilmiş ya da İslam’da yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bu gayretin temelinde İslam’ı savunamama acizliği ya da kompleks bulunmaktadır. Batı genelde İslam’ı, tümünü red anlamında tenkide tabi tutmuş, bu tenkid de yukarıdaki biçimde kimi İslamî çevrelerde az veya çok etkili olmuştur. Tabii ki yapılan tenkidler İslam’ın tümüne karşı değil, cüzlerine karşı yapılmış gibi gösterilmiş, gerçekte ise tümü hedefe konmuştur. Bu cüzler kadın hakları, kölelik, kısas... gibi konular olmuştur. Kadın hakları meyanında da mirasçılığı, tesettürü, şahitliği, cariyelik, erkeklere göre genelde arka planda yer alması... konuları ileri sürülmüştür.

Kadının şahitliğinin ne yapıp yapıp erkeğin şahitliği ile aynı konuma getirilmesi için olmadık yorumlara gidilmiş ve netice, murad-ı İlahî’ye de ters düşecek noktalara vardırılmıştır.

İslam, hakkın kesinkes sağlam delillerle isbatlanmasını esas almıştır. Bunu göz önünde bulundururken de işi isbat zorluğuna vardırıp ters taraftan hakkın yerde kalmasına da fırsat vermemiştir. Yeri gelir tek kadının, yeri gelir iki kadının şahitliği yeterli kabul edilmiştir. Fakat normal hallerde müdayene (Bakara: 282) ayetinde olduğu gibi iki kadının şahitliğinin yanısıra bir erkek şahidin bulundurulması şart görülmüştür. İşte burada kadının şahitliğinin erkeğin şahitliğinin yarısına denk kabul edilmesi birçok münakaşayı beraberinde getirmiştir.