|
SOSYAL EŞİTSİZLİK İLE DİNÎ YAŞAYIŞ ARASINDAKİ ETKİLEŞİME SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM
Celaleddin ÇELİK
Bu yazının amacı,
eşitsizlik olgusu ile dindarlık arasındaki ilişkiyi
sosyolojik etkileşime konu olan yönleriyle tartışmaktır.
Toplumsal bir varlık olarak insanın ötekilerle ilişkilerinde
temel çatışma veya uzlaşma gerekçelerinden olan eşitsizlik
sorunu, bu nedenle oldukça yoğun bir şekilde felsefî,
ideolojik ve teolojik düzleme taşınmıştır. Eşitsizliği
temellendirmeye çalışan ya da ondan hareketle
protestocu bir duruşa sahip olan çeşitli ideolojik
yönelimler, din ile ilişkisinde de sorunu “meşrulaştırma”dan
“tepkiselliğe” kadar çeşitlenen bir boyutta ele
almışlardır. Kuşkusuz sosyo-tarihî yansımaları
dışında her dinin eşitsizlik, yoksulluk gibi
konularda kendi açıklamalarına dayanan normatif bir
veçhesi bulunmaktadır. Bu veçhe sosyolojik ve tarihî
görüntüleri bir kenara bırakıldığında, dinleri
eşitsizlik sorunu karşısında idealize edilen
konumlarda tanımlamaya imkân vermektedir. Esasen dinî
kutsal metinlerin, her türlü eğilimin kendisine
destek bulabileceği bir yorum zenginliği içerdikleri
de söylenebilir. Bu yazıda spesifik ve normatif tartışmalardan
ziyade, sosyal eşitsizlik olgusuyla etkileşimi içinde
dinî yaşayışın sosyolojik görüntüleri bizim
problemimizi teşkil etmektedir.
Bir
anlamlandırma ve meşrulaştırma sistemi olarak din,
varoluş problemlerinin yanı sıra toplumsal ve doğal
belirsizlikler/felâketler karşısında da sunduğu
cevaplar ile güçlü bir referans çerçevesi olma özelliği
taşımaktadır. Onun bu nitelikleri klâsik evrimci
yaklaşımların ve sekülerleşme tezinin öngörülerinde
olduğu gibi modernleşme ile birlikte zayıflamamış,
aksine yeni işlev ve görüntülerle varlığını sürdürmüştür.
Bunda dinin ikame ettiği boyutlar ve işlevlerin diğer
anlamlandırma sistemleri tarafından aynı derinlik
ve güçte karşılanamaması da etkili olmuştur. Öte
yandan dindarlığın toplumda yalnızca sosyo-ekonomik
ve kültürel bakımdan yoksul alt kategorilere özgü
bir yansıma olarak yorumlanması da, dinsel bağlılığın
farklı toplum kesimlerindeki yaygınlaşan yeni biçimlerinden
dolayı artık pek kabul görmemektedir. Ancak din ile
ekonomik gelişme arasında kurulan ve Weber’e kadar
uzanan açıklama biçimlerinin çeşitli versiyonlarıyla
birlikte halen tartışıldığı söylenebilir. Bu
anlamda Protestan etiği ile Kapitalizm arasında
kurulan ilişki, İslam’da ve hatta Yeni Konfüçyanist
ahlâkta, özellikle bu modeli uygulamaya imkân veren
örneklerle birlikte tartışılmaktadır. Böylece küresel
ölçekte az gelişmişlik, geri kalma ve yoksulluk,
akademik düzeydeki çalışmalarda dinlerin sosyal
psikolojisi ve dünya tasarımları ile ilişkilendirilebilmektedir.
Toplumsal
boyutta ise değişim-din ilişkisi, özellikle çeşitli
toplumsal grupların ideolojisi veya yaşam tarzı
olarak bir meşrulaştırma bağlamında gündeme
gelmektedir. “Gelişmiş,
modern” dünyanın dışında kalan, ama “gelişmekte
olan” ve hızlı bir değişim sürecindeki
toplumlarda, eşitsiz ve çarpık gelişmenin yol açtığı
sorunlar ile dini algılama, anlayış ve pratikler
arasındaki yoğun etkileşim, sosyo-kültürel göstergeler
üzerinden izlenmektedir. Buna göre sosyo-ekonomik
bakımdan gelişmiş bölgeler ile çevresel
nitelikler taşıyan, az gelişmiş bölgelerde yaşayan
dindarlık ve dinî anlayışların arasında bir
farklılık olması beklenmektedir. Burada eşitsizliğin
sadece alt tabakalarla ilgili değil, aynı zamanda
onun diğer ucu olan üst sosyal katmanlarla bağlantılı
yönü de gözden kaçırılmamalıdır. Ancak eşitsizler
arasında da nitelik farkı vardır. Nitekim bu olgu,
gelişmiş bölgelerdeki yoksullar ile ekonomik bakımdan
geri kalmış yerleşim birimlerindeki yoksulların
dinî siyasal yönelimleri arasında farklılıklar
olduğunu dile getiren bazı açıklamalarla tartışılmaktadır
(Yücekök, 1997: 51). Kabul edilmelidir ki sorun her
ne kadar gözlemlenebilir bir boyutu ifade etmekle
birlikte, sadece siyasal tezahürlerle sınırlı değildir.
Sosyal eşitsizliği yaşama ve hissetme düzeyine göre,
dindarlığın çok değişen algılama ve yaşama biçimlerinde
sürdürüldüğü bilinmektedir. Dolayısıyla eşitsizlik
ile dindarlık arasındaki etkileşim, ancak dindarlığın
bütün boyutlarındaki yansımalarıyla ele alındığı
zaman klâsik indirgemeci ve tek boyutlu açıklamaların
ötesine geçilmiş olur. Bu yazının sınırları içinde
eşitsizliğin kültürel ve sosyo-ekonomik
belirleyicilerine işaret edilerek, onun dindarlığın
çeşitli boyutlarındaki yansımalarına ilişkin bazı
genellemeler ve tartışmalar üzerinde durulacaktır.
|