ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Halit Çalış: TEBERRU EHLİYETİ BAĞLAMINDA KADININ MALÎ ÖZERKLİĞİNİN ERKEĞİN İZNİNE BAĞLANMASI
Osman Güner: TARİHSEL SÜREÇTE SÜNNETİN BAĞLAYICILIĞI OLGUSUNA BUHÂRÎ’NİN FIKHU’L-HADÎSİ ÖZELİNDE BİR BAKIŞ
Metin Yılmaz: İSLÂM TARİHİNİN İLK DÖRT ASRINDA KURUMSAL İŞ BİRLİKTELİĞİNE BİR ÖRNEK: MUHTESİB-POLİS DAYANIŞMASI
Bahattin Dartma: KUR’ÂN’IN SES, SÖZ, ANLAM UYGUNLUĞU
Yavuz Köktaş: ŞÂTIBÎ’NİN HADÎS VE SÜNNET ANLAYIŞI
Gıyasettin Arslan: TÜRKÇE KUR’AN MEALLERİNDE “MİN” HARFİNİN AKTARIM PROBLEMİ
Şaban Haklı: İBN SÎN FELSEFESİNDE “FÂİL NEDEN”İN (ETKİN NEDEN), NEDENSELLİK SORUNU AÇISINDAN İNCELENMESİ
Celaleddin Çelik: SOSYAL EŞİTSİZLİK İLE DİNÎ YAŞAYIŞ ARASINDAKİ ETKİLEŞİME SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM
Şahin Efil: PARAPSİKOLOJİK FENOMENLER ÜSTÜNE BİLİMSEL VE FELSEFÎ BİR SORUŞTURMA
Robert W. Crapps Çeviri: Ali Ayten: PSİKANALİZ VE DİN
Mervyn Hiskett Çeviri: Kadir Özköse: BATI AFRİKA’DA KÂDİRİYYE TARİKATI MENSUPLARININ ISLAHAT HAREKETLERİ
Ahmed Muhtar Ömer Çeviri: Ömer Kara: MORFOLOJİK (SARFÎ) VE LEKSİKOLOJİK (MU’CEMÎ) DELÂLETLER ARASINDA ESMÂ-İ HÜSNÂDA TERÂDÜFÜN NEFYİ [ve FURÛKUN İSBÂTI]
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Mustafa Tekin: OSMANLI’DA ULEMADAN AYDINA DÖNÜŞÜM SÜRECİ -SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM-

Abdullah Feyzi Kocaer: İHTİSASIN ÖNEMİ VE HADİS KONUSUNDAKİ BİR MAKALENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 
NOSTALJİ:

Fuad Köprülü: İSLÂM SÛFÎ TARÎKATLERİNE TÜRK-MOĞOL ŞAMANLIĞININ TE’SİRİ

  makaleler


SOSYAL EŞİTSİZLİK İLE DİNÎ YAŞAYIŞ ARASINDAKİ ETKİLEŞİME SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM

Celaleddin ÇELİK

Bu yazının amacı, eşitsizlik olgusu ile dindarlık arasındaki ilişkiyi sosyolojik etkileşime konu olan yönleriyle tartışmaktır. Toplumsal bir varlık olarak insanın ötekilerle ilişkilerinde temel çatışma veya uzlaşma gerekçelerinden olan eşitsizlik sorunu, bu nedenle oldukça yoğun bir şekilde felsefî, ideolojik ve teolojik düzleme taşınmıştır. Eşitsizliği temellendirmeye çalışan ya da ondan hareketle protestocu bir duruşa sahip olan çeşitli ideolojik yönelimler, din ile ilişkisinde de sorunu “meşrulaştırma”dan “tepkiselliğe” kadar çeşitlenen bir boyutta ele almışlardır. Kuşkusuz sosyo-tarihî yansımaları dışında her dinin eşitsizlik, yoksulluk gibi konularda kendi açıklamalarına dayanan normatif bir veçhesi bulunmaktadır. Bu veçhe sosyolojik ve tarihî görüntüleri bir kenara bırakıldığında, dinleri eşitsizlik sorunu karşısında idealize edilen konumlarda tanımlamaya imkân vermektedir. Esasen dinî kutsal metinlerin, her türlü eğilimin kendisine destek bulabileceği bir yorum zenginliği içerdikleri de söylenebilir. Bu yazıda spesifik ve normatif tartışmalardan ziyade, sosyal eşitsizlik olgusuyla etkileşimi içinde dinî yaşayışın sosyolojik görüntüleri bizim problemimizi teşkil etmektedir.

Bir anlamlandırma ve meşrulaştırma sistemi olarak din, varoluş problemlerinin yanı sıra toplumsal ve doğal belirsizlikler/felâketler karşısında da sunduğu cevaplar ile güçlü bir referans çerçevesi olma özelliği taşımaktadır. Onun bu nitelikleri klâsik evrimci yaklaşımların ve sekülerleşme tezinin öngörülerinde olduğu gibi modernleşme ile birlikte zayıflamamış, aksine yeni işlev ve görüntülerle varlığını sürdürmüştür.[1] Bunda dinin ikame ettiği boyutlar ve işlevlerin diğer anlamlandırma sistemleri tarafından aynı derinlik ve güçte karşılanamaması da etkili olmuştur. Öte yandan dindarlığın toplumda yalnızca sosyo-ekonomik ve kültürel bakımdan yoksul alt kategorilere özgü bir yansıma olarak yorumlanması da, dinsel bağlılığın farklı toplum kesimlerindeki yaygınlaşan yeni biçimlerinden dolayı artık pek kabul görmemektedir. Ancak din ile ekonomik gelişme arasında kurulan ve Weber’e kadar uzanan açıklama biçimlerinin çeşitli versiyonlarıyla birlikte halen tartışıldığı söylenebilir. Bu anlamda Protestan etiği ile Kapitalizm arasında kurulan ilişki, İslam’da ve hatta Yeni Konfüçyanist ahlâkta, özellikle bu modeli uygulamaya imkân veren örneklerle birlikte tartışılmaktadır. Böylece küresel ölçekte az gelişmişlik, geri kalma ve yoksulluk, akademik düzeydeki çalışmalarda dinlerin sosyal psikolojisi ve dünya tasarımları ile ilişkilendirilebilmektedir.

Toplumsal boyutta ise değişim-din ilişkisi, özellikle çeşitli toplumsal grupların ideolojisi veya yaşam tarzı olarak bir meşrulaştırma bağlamında gündeme gelmektedir.  “Gelişmiş, modern” dünyanın dışında kalan, ama “gelişmekte olan” ve hızlı bir değişim sürecindeki toplumlarda, eşitsiz ve çarpık gelişmenin yol açtığı sorunlar ile dini algılama, anlayış ve pratikler arasındaki yoğun etkileşim, sosyo-kültürel göstergeler üzerinden izlenmektedir. Buna göre sosyo-ekonomik bakımdan gelişmiş bölgeler ile çevresel nitelikler taşıyan, az gelişmiş bölgelerde yaşayan dindarlık ve dinî anlayışların arasında bir farklılık olması beklenmektedir. Burada eşitsizliğin sadece alt tabakalarla ilgili değil, aynı zamanda onun diğer ucu olan üst sosyal katmanlarla bağlantılı yönü de gözden kaçırılmamalıdır. Ancak eşitsizler arasında da nitelik farkı vardır. Nitekim bu olgu, gelişmiş bölgelerdeki yoksullar ile ekonomik bakımdan geri kalmış yerleşim birimlerindeki yoksulların dinî siyasal yönelimleri arasında farklılıklar olduğunu dile getiren bazı açıklamalarla tartışılmaktadır (Yücekök, 1997: 51). Kabul edilmelidir ki sorun her ne kadar gözlemlenebilir bir boyutu ifade etmekle birlikte, sadece siyasal tezahürlerle sınırlı değildir. Sosyal eşitsizliği yaşama ve hissetme düzeyine göre, dindarlığın çok değişen algılama ve yaşama biçimlerinde sürdürüldüğü bilinmektedir. Dolayısıyla eşitsizlik ile dindarlık arasındaki etkileşim, ancak dindarlığın bütün boyutlarındaki yansımalarıyla ele alındığı zaman klâsik indirgemeci ve tek boyutlu açıklamaların ötesine geçilmiş olur. Bu yazının sınırları içinde eşitsizliğin kültürel ve sosyo-ekonomik belirleyicilerine işaret edilerek, onun dindarlığın çeşitli boyutlarındaki yansımalarına ilişkin bazı genellemeler ve tartışmalar üzerinde durulacaktır.


[1] Dinî bağlılık ve yaşantı biçimleri, hayatın değişen koşullarına bağlı olarak farklılaşmakta ve bu çerçevede yeni din anlayışları, pratikler, cemaatleşmeler ile dinî grup ve hareketler de ortaya çıkmaktadır. Dinî bağlılık geleneksel toplumda olduğu gibi değildir, bir gönül işidir ve tüketim toplumuna uygun bir şekilde pazarlanabilmektedir aynı zamanda. Peter L. Berger, Dinin Sosyal Gerçekliği, Çev. Ali Coşkun, İnsan Yayınları, İstanbul 1993, 201.