|
KUR’ÂN’IN SES, SÖZ, ANLAM UYGUNLUĞU
Bahattin DARTMA
En önemli iletişim aracı olan dil, harf, kelime ve
bunların oluşturduğu cümlelerden meydana
gelmektedir.
İnsanları
hidayete getirmek için inen Kur’ân
ise bir dil mucizesidir. O, mevcut edebî türlerden
(nazım-nesir) farklı bir dil ve anlatım özelliğine
sahiptir; ne nazım ve ne de nesir sınıfına
girmektedir, kendine münhasır, başlı başına edebî
bir türdür. Bu nedenle olmalı ki Tâhâ Hüseyin,
“O (Kur’ân) ne şiir, ne de nesirdir, o sadece
Kur’ân’dır” demek
suretiyle, Kur’ân’ın nazım ve nesir
kategorisine girmediğini belirtmiştir.
Bir
hidayet iletişim aracı olarak Kur’ân, muhâtaplarına
iletmek istediği manaları ifade etmek için oluşturduğu
cümleler, cümlelerde kullanımını tercih ettiği
kelimeler ve bu kelimeleri meydana getiren harfler vb.
açılardan beşerin idrak sınırını ve gücünü aşan
hârikalıklara sahip bir hârikulâde eserdir.
İşte
bu küçük çaplı etüdümüzde en az sözle en geniş
manaları içeren, en ufak bir değişiklikle önemli
anlam farklılıkları meydana getiren Kur’ân’ın
bu hususiyetlerine kısaca değinmeye çalışacağız;
onun kullandığı bazı ses, kelime ve cümle
hususiyetlerine bir göz atacağız. Bunu yaparken de,
-kesin bir şekilde ayırmak mümkün olmadığı için
bazı istisnalar dışında- meânî, bedî ve beyân
konularına girmemeye çalışacağız. Kur’ân’da,
ses/harf, kelime ve cümle seçimiyle, harf ve kelime
değişikliği ve yapılan bir takım ilâveler üzerinde
duracağız.
|