ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Halit Çalış: TEBERRU EHLİYETİ BAĞLAMINDA KADININ MALÎ ÖZERKLİĞİNİN ERKEĞİN İZNİNE BAĞLANMASI
Osman Güner: TARİHSEL SÜREÇTE SÜNNETİN BAĞLAYICILIĞI OLGUSUNA BUHÂRÎ’NİN FIKHU’L-HADÎSİ ÖZELİNDE BİR BAKIŞ
Metin Yılmaz: İSLÂM TARİHİNİN İLK DÖRT ASRINDA KURUMSAL İŞ BİRLİKTELİĞİNE BİR ÖRNEK: MUHTESİB-POLİS DAYANIŞMASI
Bahattin Dartma: KUR’ÂN’IN SES, SÖZ, ANLAM UYGUNLUĞU
Yavuz Köktaş: ŞÂTIBÎ’NİN HADÎS VE SÜNNET ANLAYIŞI
Gıyasettin Arslan: TÜRKÇE KUR’AN MEALLERİNDE “MİN” HARFİNİN AKTARIM PROBLEMİ
Şaban Haklı: İBN SÎN FELSEFESİNDE “FÂİL NEDEN”İN (ETKİN NEDEN), NEDENSELLİK SORUNU AÇISINDAN İNCELENMESİ
Celaleddin Çelik: SOSYAL EŞİTSİZLİK İLE DİNÎ YAŞAYIŞ ARASINDAKİ ETKİLEŞİME SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM
Şahin Efil: PARAPSİKOLOJİK FENOMENLER ÜSTÜNE BİLİMSEL VE FELSEFÎ BİR SORUŞTURMA
Robert W. Crapps Çeviri: Ali Ayten: PSİKANALİZ VE DİN
Mervyn Hiskett Çeviri: Kadir Özköse: BATI AFRİKA’DA KÂDİRİYYE TARİKATI MENSUPLARININ ISLAHAT HAREKETLERİ
Ahmed Muhtar Ömer Çeviri: Ömer Kara: MORFOLOJİK (SARFÎ) VE LEKSİKOLOJİK (MU’CEMÎ) DELÂLETLER ARASINDA ESMÂ-İ HÜSNÂDA TERÂDÜFÜN NEFYİ [ve FURÛKUN İSBÂTI]
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Mustafa Tekin: OSMANLI’DA ULEMADAN AYDINA DÖNÜŞÜM SÜRECİ -SOSYOLOJİK BİR YAKLAŞIM-

Abdullah Feyzi Kocaer: İHTİSASIN ÖNEMİ VE HADİS KONUSUNDAKİ BİR MAKALENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 
NOSTALJİ:

Fuad Köprülü: İSLÂM SÛFÎ TARÎKATLERİNE TÜRK-MOĞOL ŞAMANLIĞININ TE’SİRİ

  makaleler


İBN SÎN FELSEFESİNDE “FÂİL NEDEN”İN (ETKİN NEDEN), NEDENSELLİK SORUNU AÇISINDAN İNCELENMESİ

Şaban HAKLI

İbn Sînâ’nın (ö. 428/1037) “neden” (causality) sorununa ilişkin görüşü, her ne kadar Aristo’nun (m.ö. 384-322) etkisinde gelişse de onun, özellikle “fâil neden”le (efficent causality) ilgili özgün yaklaşımları bilim, felsefe ve kelâm açısından önem arz etmektedir. İbn Sînâ’nın, ileride ele alınacağı üzere dört nedenden “fâil neden”i sisteminin merkezine alması, “neden” sorununun, buna bağlı olarak “nedensellik” sorununun farklı bir şekilde kurgulanması gerektiği sonucunu doğurmuştur.

“Farklı bir şekilde kurgulanması gerektiği” ifadesinden, nedensellik sorununun, felsefî dayanakları ve bu dayanaklar ışığında nasıl bir çerçeveye oturtulduğu anlaşılmalıdır. Çünkü İslâm düşünce tarihinde başta İbn Sînâ olmak üzere İslâm filozofların, nedenselliği kabul eden görüşlerinin eleştirisi, onların, nasıl bir nedensellik tasarladıklarının araştırılmasının sürekli önünde olmuştur. Bu durum, Tanrı-âlem ilişkisinin kurgulanması, âlemde olup biten olayların Tanrı’yla ilişkisi gibi felsefî birçok farklı yaklaşımın, geleneksel (Sünnî) İslâm düşüncesine yapabileceği katkıları en aza indirmiştir.

Nedensellik sorunu, felsefe ile kelâm ilmi arasındaki en nazik ve en hassas konular arasında yer almaktadır. Bilindiği gibi hicrî altıncı yüzyılda Sünnî düşüncenin en otoriter kişilerinden Gazzâlî (ö. 505/1111) tarafından nedensellik, Tanrı’nın irâdesiyle bu âleme her an müdahale etmesini, âlemdeki olayların meydana gelmesinde Tanrı’nın doğrudan etkisini imkânsız kıldığı ve mucize gibi din açısından gerçekliğine inanılması zarûrî hususları da inkâr etmeyi gerektirdiği düşünüldüğü için reddedilmişti.[1] Ne var ki İslâm düşünce tarihinde Gazzâlî’nin temsil ettiği bu yaklaşım, bütün Müslüman otoritelerce kabul edilen tek yaklaşım (nesnel) olmamıştır. Konumuz, bu yaklaşımları ayrıntıları ile ortaya koyup tartışmak olmadığından şu kadarını söylemekle yetinelim. Görünen o ki nedenselliğin kabulünü ya da reddini belirleyen şey, dinin kendisi olmaktan ziyade epistemolojik, ontolojik ve kozmolojik teoriler ve kabullerdir.

Nedenselliği kabul edenleri de, sisteminde etkin olarak Tanrı düşüncesine yer verenler ve vermeyenler şeklinde ikiye ayırmak sanırım doğru olur. Şöyle ki, hemen hemen bütün nedenselciler “a, b’nin nedenidir” dendiğinde “a”nın neden olmasını, “a”da bulunan tabiatla açıklarlar. Bunu klâsik bir örnekle söylersek “ateş, pamuğu yakar” önermesinde pamuğun yanmasının nedeni, ateşin yakıcı tabiatıdır. Bu olayı, her iki nedenselci bakış açısına göre çözümleyecek olursak örneğin sisteminde Tanrı düşüncesine yer vermeyen natüralistler bunu şöyle açıklarlar: Ateşin  tabiatı yakıcılıktır. Yakıcılık, onun kendi özünden kaynaklanmıştır. Bu yakıcığın, ateşin dışında hiçbir nedeni yoktur. Halbuki İbn Sînâ’nın ifadesiyle metafizikçi natüralistler ise (et-tabîiyyûne mine’l-ilâhiyyîn) ateşin yakıcılığını, ateşin, Tanrı tarafından belirlenmiş tabiatıyla açıklamışlardır. Bu nedenle “bir şeyin kendi özünden kaynaklanan dolayısıyla kendi dışında hiçbir nedeni olmayan tabiat”, “şeyde, şeyin dışındaki bir nedenle belirlenmiş tabiat”tan farklıdır. Bu durum, nedenselliği kabul edenleri tek bir kategoride ele almanın doğru olmadığını ortaya koymaktadır.   

Nedenselliğin nihâî nedeni konusundaki farklı yaklaşımların bilinmesi, nedenselliği kabul edenleri, tek bir kategoriye sokma hatasından koruyacağı gibi eleştirilerin, nesnel olarak nedenselliğe değil de hangi tür nedensellik anlayışına yönelik olduğunu da belirleyecektir. Çünkü nedenselliği kabul eden ama düşünce sisteminde Tanrı’ya hiç yer vermeyen birine yöneltilen eleştirilerin aynısının, bu âlemde görülen nedenselliği, Tanrı’yla açıklayan birine yöneltilemeyeceği açıktır.

Bu çalışmamızda biz, neden ve nedensellik fikrinin tarihî seyrine kısaca temas ederek nihâî neden olarak Tanrı’nın düşünüldüğü (İbn Sînâ’nın şahsında) nedensellik anlayışına temas edeceğiz. Amacımız, İslâm filozoflarının nedensellikle ilgili görüşlerini, her türlü eleştiriye kapatmak ya da onların lehine bir tavır sergilemek değil aksine özgün tarafları olan ama üzerinde fazla durulmadığını düşündüğümüz görüşleri, nesnel olarak ortaya koymaktır.


[1]Gazzâlî, Tehâfütü’l-felâsife, s. 240-249, (terc. Tutarsızlığın Tutarsızlığı, çev. Bekir Karlığa, s. 153-169). Konumuz, nedensellik karşıtlarının görüşlerini ayrıntılarıyla ortaya koymak olmadığından bu temel bilgilerle yetiniyoruz.