|
TÜRKİYE’DE AYDIN KADINLARIN DİN ANLAYIŞI
Mustafa TEKİN
Bir fenomen olarak din, tarih boyunca olduğu gibi bugün
de yoğun ilgi odağı ve tartışma konusu olmaya
devam etmektedir. Bilhassa Tanzimat’tan bu yana din
bağlamında yaşanan tarihsel ve sosyolojik
deneyimler ciddi araştırma konusu olmayı hak
etmektedirler. Bugün de din olgusu, hakkında kimi
streotip yargılar sürdürülse de toplumsal değişim,
dönüşüm ve kırılmaların paralelinde 20-30 yıl
öncesine bakışla, daha farklı algılayışların
konusu olarak tezahürlerini göstermektedir. Bu bağlamda
dine daha entelektüel bir yaklaşım sürecine
girildiğini söylemek mümkündür.
Din
anlayışlarının daha öncesine göre popüler bir
anlatımın konusu olmaktan çıkıp entelektüel düzeyde
ve “anlama”ya yönelik kazandığı çizginin
sorunsallaştırılması, ilk elden bu düzeyin ima
ettiği aydın-din ilişkilerini zorunlu olarak
ajandamıza taşımaktadır. Bu bağlamda, 1980’den
sonra çeşitlenen ve gittikçe düzeyli bir ilgi
celbeden din olgusunun bugünkü kazandığı formda,
aydınların rollerinden ciddi olarak bahsetmek
gerekecektir. Dolayısıyla 1980’li yıllar hem aydının
dine bakış açısında, hem de dinin algılanış biçiminde
önemli değişimlerin yaşandığı dönem olarak
dikkat çekmektedir.
Fakat
Türkiye’de “aydın” kelimesi entelektüel araştırmaların
konusu olduğunda, mutlak bir erilliğe işaret eden
cinsiyetsiz kavram olarak algılanmaktadır. Bu çerçevede
aydın ile ilgili çalışmaların çoğunlukla “kadın”
unsuruna ilgisiz kaldığı, hatta görmezden geldiği
söylenebilir. Bu sebepten olsa gerek, “aydın kadın”
ifadesinin oldukça yabancı bir kavram çağrışımı
yarattığı gözlemlenmektedir. Diğer taraftan bir
çok aydınla ilgili çalışmalarda kadın örneklemin
bulunmaması da bu hususu teyit etmektedir. Şüphesiz
bunda, aydın tarihi içerisinde kadının görünür
olmasının oldukça geç bir tarihe denk gelmesi önemli
bir rol oynamıştır. 1980’lere gelinceye kadar
oldukça homojen bir görüntü sergileyen aydın kadınların,
bu tarihten sonra çeşitlendiği ve süreç içerisinde
hızlı bir değişim geçirdiği görülmektedir.
Oldukça dikkat çekici bir boyutta olan bu hızlı değişim,
Osmanlı’da “kadın” sorunu etrafında yoğunlaşarak
başlayan kadının “aydın” olma sürecinin,
1980’lerden itibaren bu alanın dışına çıkmasında
izlenebilmektedir. Böylece, bu tarihten sonra çok
farklı tartışma alanlarına katılımlarıyla aydın
kadınlar, “kadın” konusunun içine sıkışmışlık
görüntüsünden kurtulmuşlardır. Böylece medya ve
iletişim araçları faktörlerinin de hatırı sayılır
etkileriyle aydın kadınlar, ekonomi, siyaset, din
vs. konularda görüş belirten ve görüşlerine başvurulan
bir kategori olarak yerlerini almışlardır.
Tanzimat’tan
bu yana devam eden süreçte kadınlar, bir çok açıdan
batılılaşmanın kendisi üzerinde izlendiği bir
fenomen olarak teşvik görmüş ve ayrıcalıklı
konumlar kazanmışlardır. Bu bağlamda batılılaşma
lehindeki dönüşüm misyonunu üstlenen kadınlar,
1980’lere gelinceye kadar homojen ve üst sosyo-ekonomik
düzeye aitlikleriyle dikkat çekmişlerdir. Türkiye’de
yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmelere de paralel
olarak 1960’lara kadar geri götürebileceğimiz
homojen aydın kadın portresini çeşitlendirecek ve
dönüştürecek farklı aydın kadın nüveleri,
1980’lerden itibaren artık kristalize olmaya başlayacak
ve 1980’lerin dışa açık modernleşme ve
liberalizasyon politikaları ile bu değişim daha görünür
olacaktır. Bu bağlamda 1980’den sonrası söz
konusu olduğunda, erkek aydınlardan daha fazla “değişim”
kavramının içeriğini üzerinde taşıyan kadın
aydınların üzerinden bir değişimin izlenebilmesi
daha somut hâle gelebilmektedir.
1980’li
yıllardan itibaren gerek dine bakıştaki bu değişim
ve dönüşüm, gerek kadın aydınların sadece
“kadın” konusuyla sınırlı kalmayan ilgi
alanlarının genişlemesi ve bunun sonucu olarak kadın
aydınların giderek dine daha entelektüel düzeyi
yakalamaya çalışan ilgileri, bizi aydın kadınların
din anlayışlarını incelemeye sevk etmektedir. Bu
bağlamda din anlayışları ve kadın aydınlar
konusunda eskisine oranla meydana gelen farklılaşma,
zorunlu bir kesişme noktası oluşturması açısından
da önemlidir.
Biz
bu çalışmamızda aydın kadınları fikrî blokları
açısından üç kategori içinde değerlendirmekteyiz.
Bunlar; modernist, geleneksel ve İslâmcı aydınlardır
ki, bu tasnifi yaparken aydın kadınların
referanslarını temel almaktayız.
Bu bağlamda her bir kategori için Türkiye’de çalışma
evrenini temsil edebilecek aydın kadınlar seçilmişlerdir.
Buna göre, Alev Alatlı, Nilüfer Göle, Gülay Göktürk,
Nuray Mert’in modernist aydın; Ümit Meriç, Nevval
Sevindi, Amiran Kurtkan Bilgiseven, Nazlı Ilıcak’ın
geleneksel aydın; Cihan Aktaş, Fatma Karabıyık
Barbarosoğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Hidayet Şefkatli
Tuksal ve Ayşe Böhürler’in İslâmcı aydın
kategorileri içinden dine bakışları, gerek
eserlerine müracaatla, gerekse kendileriyle gerçekleştirilen
mülâkatlar üzerinden tahlil edilmeye çalışılmıştır.
|