|
TEFSİR’İN TEMEL İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE KUR’ÂN-I KERÎM’DE “EHL-İ
BEYT”
M. Zeki DUMAN
1. Tefsir,
Tevil ve Tefsirde Temel İlkeler
1.1.
Tefsir, lügatte açmak, açığa çıkarmak, açıklamak,
şerh etmek ve yorumlamak gibi manalara gelir.
Istılâhî manada tefsir, Kur’ân’ın lafzını,
dilbilimi yönünden şerh/tahlil edip murat edilen
manayı izah etmektir. Metinde murat edilen mana ya lügavî
ya şer’î ya da örfî olabilir; lügavî mana ise
ya hakikî ya mecazî ya da temsilîdir.
1.2.
Tevil,
mutlaka tam ve kusursuz bir tefsir faaliyetinden sonra
gelen ve devam eden anlama sürecidir; uygulanan
eksiksiz ve hatasız bir tefsirden sonra ortaya çıkan
lafızdaki mananın, âyette murad edilen mana olmadığı
aklî ya da naklî karinelerle açıkça belli ise,
lafızdan elde edilen manayı -usûl bilgilerine
uygun, güçlü ve sağlıklı karinelerle desteklemek
şartıyla- lafızdan muhtemel olan manalardan
en uygununa döndürmektir.
Tefsir
ve tevil, âyette murat edilen manayı anlamak içindir;
aralarındaki en önemli fark, İmam Mâtürîdî’nin
de belirttiği gibi, tefsirde kesinlik, yani “Bu lafızdan
murad budu” şeklinde Allah’ı şâhit kılma
durumunun olması; tevil ise, zann-ı gâlib ile o
metinden elde edilen en uygun mana ya da sonuç olmasıdır.
Önemle
belirtmeliyiz ki, tefsir ve tevil süreci ancak,
“hak”
yani kendi özgün gerçekliğine uygun bir Kur’ân
tasavvuru oluşturabilecek tefsir şuuruna/nosyonuna sâhip
olmakla mümkündür. Biz bu şuuru, “Tefsir’de
Temel İlkeler” adı altında şöyle tespit etmiş
bulunuyoruz:
1.3.
Tefsir’de Temel İlkeler
1.
Tam bir Kur’ân tasavvuru geliştirip, sâdece ona
inanmadan, Kur’ân’ı amacına uygun olarak
anlamak ve çağlar ötesine taşımak bizce mümkün
gözükmemektedir; çünkü Kur’ân’a dayalı, sağlıklı,
her bakımdan etkili ve geçerli dinî, ahlâkî,
siyasî ve sosyal tasavvurlar, ancak aslî hüviyetini
korumakta olan sağlıklı bir Kur’ân tasavvuru ile
gerçekleştirilebilir.
|