ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
M. Zeki Duman: TEFSİR’İN TEMEL İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE KUR’ÂN-I KERÎM’DE “EHL-İ BEYT”
Mustafa Öztürk: ŞİÎ ve SÜNNÎ MÜFESSİRLERE GÖRE EHL-İ BEYT KAVRAMI
Galip Türcan: İMÂMÎ EHL-İ BEYT TANIMININ DİNÎ-TARİHÎ TEMELLERİ
M. Bahaüddin Varol: İSLAM TARİHİ’NİN İLK İKİ ASRINDA EHL-İ BEYT’E İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR
Adnan Demircan: ARAP SİYASÎ GELENEĞİNİN EHL-İ BEYT TAMLAMASININ KAVRAMLAŞMA SÜRECİNE ETKİSİ
Ahmet Yaman: EHL-İ BEYT FIKHININ İMAMI HZ.ALİ VE TAKİP ETTİĞİ İCTİHAD YÖNTEMİ
İbrahim Coşkun: İMÂMİYYE ŞÎA’SINDA EHL-İ BEYT SEVGİSİNİN EZOTERİK(BÂTINÎ) İNANÇLARA DÖNÜŞÜMÜ
Adem Dölek: SEKALEYN HADİSİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Hüseyin Kahraman: ŞÎA’DA BİR HİDÂYET REHBERİ OLARAK EHL-İ BEYT VE “NÛH’UN GEMİSİ” BENZETMESİ
Salih Sabri Yavuz: İMAMET-İSMET İLİŞKİSİ ÇERÇEVESİNDE İBN TEYMİYYE’NİN EHL-İ BEYT’E YAKLAŞIMI
Halil İbrahim Şimşek: İMÂM I RABBÂNÎ AHMED FARÛKÎ SİRHİNDÎ’NİN ŞÎA VE EHL-İ BEYT’E BAKIŞI
Mesut Okumuş: ŞİÎ VE SÜNNÎ MÜFESSİRLERİN EHL İ BEYT’LE İLGİLİ BAZI AYETLERE YAKLAŞIMLARI ÜZERİNE
Abdülkerim Seber: CİFR/EBCED METODUNUN KUR’ÂN AYETLERİNE TATBÎKİ VE EHL-İ BEYT’LE İLİŞKİSİ
Cenksu Üçer: GELENEKSEL ALEVÎLİKTE EHL-İ BEYT ANLAYIŞI -Tokat Yöresi Örneği-
Ahmet Taşğın: MİT VE GERÇEKLİK ARASINDA ALEVÎLİKTE EHL-İ BEYT
Harun Yıldız: EHL-İ BEYT İNANIŞININ ANADOLU ALEVÎLERİ ÜZERİNDEKİ İZDÜŞÜMLERİ
Ali Çavuşoğlu: EHL-İ BEYT SEVGİSİNİN “TERCÜMAN”LARI
Moshe Sharon Çeviri: Cem Zorlu: EHL-İ BEYT - EV HALKI
Abdülaziz Sachedina Çeviri: Menderes Gürkan: İMAMÎ ŞİÎ HUKUK SİSTEMİNDE HUMUS/BEŞTEBİR
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Seyit Avcı: “BEN İLİM ŞEHRİYİM ALİ DE ONUN KAPISIDIR” HADİSİ ÜZERİNE

Abdurrahman Adak: GÜNEYDOĞU ANADOLU'DA SEYYİDLER

Yüksel Macit: EHL-İ BEYT’İN SADAKA VE ZEKAT ALMAMASI ÜSTÜNE

 
NOSTALJİ:

İsmail Hakkı Uzunçarşılı: OSMANLILAR’DA NAKÎBÜ’L-EŞRAFLIK

  makaleler


TEFSİR’İN TEMEL İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE KUR’ÂN-I KERÎM’DE “EHL-İ BEYT”

M. Zeki DUMAN

1. Tefsir, Tevil ve Tefsirde Temel İlkeler

1.1. Tefsir, lügatte açmak, açığa çıkarmak, açıklamak, şerh etmek ve yorumlamak gibi manalara gelir.[1] Istılâhî manada tefsir, Kur’ân’ın lafzını, dilbilimi yönünden şerh/tahlil edip murat edilen manayı izah etmektir. Metinde murat edilen mana ya lügavî ya şer’î ya da örfî olabilir; lügavî mana ise ya hakikî ya mecazî ya da temsilîdir.[2]

1.2. Tevil[3], mutlaka tam ve kusursuz bir tefsir faaliyetinden sonra gelen ve devam eden anlama sürecidir; uygulanan eksiksiz ve hatasız bir tefsirden sonra ortaya çıkan lafızdaki mananın, âyette murad edilen mana olmadığı aklî ya da naklî karinelerle açıkça belli ise, lafızdan elde edilen manayı -usûl bilgilerine uygun, güçlü ve sağlıklı karinelerle desteklemek şartıyla- lafızdan muhtemel olan manalardan en uygununa döndürmektir.

Tefsir ve tevil, âyette murat edilen manayı anlamak içindir; aralarındaki en önemli fark, İmam Mâtürîdî’nin de belirttiği gibi, tefsirde kesinlik, yani “Bu lafızdan murad budu” şeklinde Allah’ı şâhit kılma durumunun olması; tevil ise, zann-ı gâlib ile o metinden elde edilen en uygun mana ya da sonuç olmasıdır.[4]

Önemle belirtmeliyiz ki, tefsir ve tevil süreci ancak, “hak”[5] yani kendi özgün gerçekliğine uygun bir Kur’ân tasavvuru oluşturabilecek tefsir şuuruna/nosyonuna sâhip olmakla mümkündür. Biz bu şuuru, “Tefsir’de Temel İlkeler” adı altında şöyle tespit etmiş bulunuyoruz:

1.3. Tefsir’de Temel İlkeler

1. Tam bir Kur’ân tasavvuru geliştirip, sâdece ona inanmadan, Kur’ân’ı amacına uygun olarak anlamak ve çağlar ötesine taşımak bizce mümkün gözükmemektedir; çünkü Kur’ân’a dayalı, sağlıklı, her bakımdan etkili ve geçerli dinî, ahlâkî, siyasî ve sosyal tasavvurlar, ancak aslî hüviyetini korumakta olan sağlıklı bir Kur’ân tasavvuru ile gerçekleştirilebilir.


[1] Tefsir kavramı Kur’ân'da, kelimenin lügat manası itibariyle açıklamak ve kast edilen manayı ortaya koymak anlamında sâdece bir âyette ve tek bir defa geçmektedir:İnkar edenler, sana hiçbir temsil getirmezler ki, biz de hemen ardından sana gerçeği ve en güzel açıklamayı (tefsîr) getirmiş olmayalım." (Furkan, 25/33)

[2] Bkz. Kâfiyecî, Kitabu’t-Teysir fî Kavâ’ıdi İlmi’t-Tefsir, s. 4, 5.

[3] ‘Te’vîl’ kavramı Kur’ân’da, lügat manaları itibariyle on beş âyette, toplam on yedi defa açıkça ve bir defa da kapalı olarak şu manalarda kullanılmıştır: 1. İhbarî olsun, inşaî olsun, bir söz ile söylenenin kendisi/muhkem âyetlerde kast edilen mana, 2. ‘Müteşâbihât’ın ideolojik bir önyargıya dayalı kasıtlı yorumu, 3. ‘Müteşâbihat’taki hakikatler ve/veya onların gerçek mahiyetleri (İlk üç madde için bkz. Âl-i İmran, 3/7), 4. Bir işin, olayın ya da durumun akıbeti, varacağı ya da varması arzu edilen sonucu (Bkz. Nisa, 4/54; İsra, 17/35), 5. Yaşanmış ya da yaşanmakta olan bir olayın içyüzü, hikmeti (Kehf, 18/78; Yusuf, 12/82), 6. Sakındırılan azabın vukuu, haberin gerçekleşmesi (A’raf, 7/52-53¸ Yunus, 10/39), 7. Rüyada görülen şey ne ise, o görülene muvafık yorum (Yusuf, 12/6, 21, 35, 37,44, 45,100, 101).

[4] Bkz. Mâtürîdî, Ebu Muhammed b. Muhammed, Tevilâtu’l-Kur’ân, Râşid Efendi Kütüphanesi (Kayseri), No: 47, vr 1b.

[5] “Biz onu hak (aslî hüviyeti) ile indirdik o da hak olarak (aslî hüviyetini koruyarak) inmiştir.” (İsrâ, 17/105)