|
EHL-İ BEYT’İN SADAKA VE ZEKAT ALMAMASI ÜSTÜNE
Yüksel MACİT
Konuya nispeten felsefî bir başlık seçmemizin
nedeni, konunun salt hukuku aşan boyutlarının olmasıdır.
Ehl-i beyt’in sadaka ve zekat almamasının
siyasî, sosyal ve psikolojik boyutları vardır.
Konunun felsefî bir arka planı vardır. Geleceği üzere
hadislerde Âl-i Muhammed’e, Ehl-i
beyt’e, fıkıh kitaplarında Ehl-i beyt’i
de kapsayacak şekilde Haşimîlere sadaka ve zekat
haramdır, onlara sadaka ve zekat verilmez gibi
ifadeler yer alır, ancak onlar da sadaka ve zekat
almak istememektedirler; bunların yerine, onlar
ganimetin beşte birinden pay almıştır veya verilmiştir.
Burada
Ehl-i beyt kavramının içeriğine de kısaca
değinmemiz uygun olur. Ehl-i beyt denince bugün
daha çok Hz.Muhammed’in (sav) kızı Fatıma
yoluyla gelen soyu anlaşılmaktadır, Şîa’nın görüşü
de böyledir, fakat Peygamber’in sağlığında Ehl-i
beyt, onun ev halkı, ailesi; hanımları ve çocukları
demektir, azatlı köleleri de (mevlaları) bu kavrama
dahildir.
Ehl-i beyt yerine Âl-i Muhammed, Âl-i
Nebî, Âl-i beyt-i Muhammed, Ehl-i
beyt-i Resulillah vb. tabirler de kullanılır.
Sadaka ve zekat almama, ganimetten pay alma hususunda
Hz.Muhammed bağlı olduğu Kureyş’in Haşimî
kolunu da akrabaları içine, Âl-i Muhammed’e
dahil etmiştir. Bunda Sünnî fıkıh ekolleri müttefiktir.
Onların çoğu Muttalip oğullarını da bu akrabaya
dahil etmektedir, Haşimîlerle aynı görmektedir.
Ehl-i
beyt’in sadaka ve zekat almamasına, daha önce önemli-nadir
fikirler içinde, Peygamber’in hediye kabul edip
sadaka kabul etmemesi konusunda değinmiştik,
bu makalede konuyu etraflıca ortaya koymaya çalışacağız.
Konuyu dört bölümde ele alacağız: Konunun Kur’ân’la
bağlantısı, konunun sünnette durumu, konunun fıkıhta
durumu ve konunun arka planı.
I.
KONUNUN KUR’ÂN’LA BAĞLANTISI
Kur’ân’da
Ehl-beyt’in zekat alamayacağına dair her hangi bir
ayet yoktur, ancak konunun bazı ayetlerle bağlantısı
vardır: Kur’ân, zekatın verileceği yerleri
belirtirken Ehl-i beyt’e verilmez diye bir ayırım
yapmaz, şöyle der: “Sadakalar (zekat) ancak
fakirler, yoksullar, zekat memurları, kalpleri İslam’a
ısındırılmak istenenler (müellefe-i kulub),
kölelikten kurtulmak isteyenler, borçlular, Allah
yolunda olanlar ve yolcular içindir.”
Bu ayet âmdır, bütün fakirleri içine alır, ancak
aşağıda geleceği üzere Âl-i Muhammed’e
zekatın helal olmadığını ifade eden hadislerle
tahsis edildiği kabul edilir. Başka bir ayette şöyle
buyrulur: “Onların mallarından sadaka (zekat) al,
onunla onları temizlersin, arındırırsın.”
Bu ayet geleceği üzere sadaka ve zekatı “insanların
kiri” olarak niteleyip Ehl-i beyt’i onlardan
uzak tutan hadisi hatırlatmaktadır. Bu bağlamda
olmasa da bir ayette ise şöyle buyrulur:“Ey Ehl-i
beyt, Allah ancak sizden pisliği (rics) gidermek
ister.”
Bu ayet, Peygamber’in hanımları hakkında, onların
konuşma, giyim ve yürüme adabını takiben inse de,
sadaka konusunda olduğu gibi, Ehl-i beyt’in
kir gibi görülen şeylerden korunmak istendiğini gösterir.
Ancak diğer insanlar sadaka kirinden neden korunmaz?
sorusu hatıra gelir. Diğer taraftan, “Biliniz ki
ganimet aldığınız şeyin beşte biri Allah,
Peygamber, akraba, yetimler, miskinler ve yolda kalmışlar
içindir”
ayeti Peygamber’in yakınları, Ehl-i beyt için
de pay ayırmaktadır. Ayette geçen akraba (zi’l-kurbâ),
Kureyş’tir, Benû Haşim ve Benû Muttalip’tir,
sadece Benû Haşim’dir diye üç görüş üzere
alimler ihtilaf etse de,
her durumda Ehl-i beyt bu guruplar içindedir.
Ganimetten onlara pay verilmesi, geleceği üzere bazı
fakihler tarafından Peygamber’in yakınlarına
sadaka ve zekat verilmemesine bedel olarak görülmüştür.
Peygamber’in yakınlarına, Ehl-i beyt’e,
ganimet değil de, sadakanın bir kir olarak görülüp
haram kılınmasının anlayışa dayalı bir sebebi
olmalıdır. Burada bir düşünce, bir felsefe var.
Bunu konunun arka planında ortaya koyacağız.
|