ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Habil Nazlıgül: HADİSLERİN KAYNAK DEĞERİNİ TESPİTTE İÇTİHAT TARTIŞMALARI: TARİHSEL BİR PERSPEKTİF
Hakkı Şah Yasdıman: YAHUDİLİĞİN ERKEN DÖNEMLERİNDEKİ ÖRTÜNME GELENEĞİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
İbrahim Hilmi Karslı: KUR’AN’IN GÜZELLİK FENOMENİNE YAKLAŞIMI
Halil İbrahim Bulut - Özkan Gül: İMÂMİYYE ŞÎA’SINDA İLMU’L-İMÂM İNANCI
H. Ahmet Özdemir: MOĞOL İSTİLÂSIYLA İLGİLİ ÇİN KAYNAKLARI VE SI SHI KI’YE GÖRE HÜLÂGÛ’NUN BATI SEFERİ
Şahin Efil: EVRENİN FİZİKSEL VE METAFİZİKSEL BOYUTUNA İLİŞKİN BİR DENEME -BİR KUR’AN TERİMİNİN BİLİMSEL VE FELSEFÎ AÇILIMI: EMR-
Adem Apak: HZ. ALİ’NİN İLK DÖNEM SİYASİ HADİSELERDEKİ ROLÜ
Mustafa Alıcı: DİNLER TARİHİ DİSİPLİNİNİN DİNLERARASI DİYALOĞUN TEORİK ÇATISINA KATKILARI
Salih Çift: GAZZALÎ ÖNCESİ MUTASAVVIFLARIN HZ. ALİ VE EHL-İ BEYT’LE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ
Recep Ardoğan: KELÂMCILARA GÖRE ZARÛRÎLİK YA DA NAZARÎLİK YÖNÜYLE MARİFETULLAH
Harvey Cox Çeviri: Ali Köse: PİYASA TANRISI
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Halit Çalış: KADINLARIN CUMA NAMAZI YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Fethi Ahmet Polat: TEFSİR ANA BİLİM DALI LİSANSÜSTÜ SEMİNER VE TEZLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR VE YAZIM İLKELERİ ÜZERİNE

 
NOSTALJİ:

Ahmet Önkal: İSLÂM TARİHÇİLİĞİNDE TARAFSIZLIK PROBLEMİ

  makaleler


KELÂMCILARA GÖRE ZARÛRÎLİK YA DA NAZARÎLİK YÖNÜYLE MARİFETULLAH

Recep ARDOĞAN

Marifetullah, dinî akidenin özünü oluşturan Allah inancıyla ilgili, Kelâm eserlerinde ilm, nazar, husn ve kubh meselelerinde tartışılmakta olan epistemolojik bir konudur. Kelâm ekollerince tartışma konularından birine başlık olan ‘Marifetullâh’, sade ve dar anlamda 'Allâh bilgisi’dir. Bu makalede kelâmcıların görüşleri ışığında, bu bilginin insan tabiatında a priori karakterde, yani aklın zorunlu bilgileri arasında olup olmadığı sorusu araştırılacaktır.

İlk defa Hume’dan beri, özellikle de geçen asırda psikoloji ve sosyolojinin tekamülüyle birlikte Klasik felsefede eşyanın cevheri ve zatı gibi insanın da değişmez bir cevheri, zatı olduğu fikrinden şüphe edilmeye başlanmıştır.[1] Bugün bazı ilim adamlarının sosyal çevrenin tüm tesirlerinden soyutlanmış bir fertte insan mahiyetinin ne olacağını kimsenin kestiremeyeceği mülahazasından hareketle, toplumlar arasında insanların değişen itiyat ve eğilimlerinin varlığından ve sırf psikolojiye ait diğer bazı müşkillerden dolayı, insiyak tasnifleri ile uğraşmanın boş bir uğraşı saydığı görülmektedir.[2] İnsanların aşkın bir varlığa inanma özelliğine temel oluşturacak yaratılıştan gelme bir niteliğe sahip olmadığı anlamına da gelen bu telakkiler, insandaki dinî ilginin ve Tanrı kavramının menşeini incelemeyi gerektirmektedir. Burada ele alınan mesele de bir yönüyle insan zihninin neden ve nasıl bir Tanrı fikrine vardığı sorusunun da cevabıyla ilgilidir. Gerçekte, tabiî sınırlılıklarıyla birlikte insan, mutlak akıl, bilgelik ve iyiliğe sahip aşkın bir varlığa neden inanır? Beşerî akıl, duyumlardan niçin duyumların ötesine, hem de insanın anlamını kökten değiştiren bir fikre intikal eder? Öte yandan ontolojik delile karşı itirazında Kant’ın hem konuyu hem yüklemi atmasının[3] gerekçesi nedir? Daha doğrusu bu ‘Tanrı vardır.’ önermesi niçin vardı? Rousseau’nun (1778) “Emile” adlı ütopik romanındaki, insanlarla temastan ve toplumun tesirlerinden uzak olarak yaşayan bir çocuğun 18 yaşına kadar Allah ve metafizik kaygılarla ilgili hiçbir düşünce ve soru geliştirmemesi[4] ne derece gerçekçidir? İnsan zihni ile Tanrı kavramı arasındaki ilişkinin nasıl gerçekleştiğiyle ilgili bu gibi sorular, kelâmcıların marifetullahın, yani Allah’a ilişkin bilginin mahiyeti hakkındaki tartışmalarına bakmayı da gerektirmektedir.


[1] Şerif, Muzaffer, “‘Tab-ı Beşer’ Hakkında”, İnsan Dergisi, I/2 (1939), 110.

[2] Örneğin bk. Şerif, a.g.m., 109-111.

[3] Janet, Paul - Séailles, Gabriel, Metalib ve Mezahib (çev. Elmalılı M. H. Yazır), İst. 1978, 323.

[4] Öcal, Mustafa, Din Eğitimi ve Öğretiminde Metodlar, Ank. 1990, 68-9.