|
KADINLARIN CUMA NAMAZI YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Halit ÇALIŞ
Cuma
ve bayram namazları, diğer bütün namazlardan farklılık
arz eden bir özelliğe sahiptir. Teklifî hüküm açısından
bayram namazıyla ilgili farklı değerlendirmeler bir
kenara bırakılırsa, bir kere her iki namaz için de
cemaat şarttır.[1]
Dolayısıyla bu namazlar ancak cemaat halinde edâ
edilebilirler. Aynı şekilde diğer namazlardan farklı
olarak her iki namazda da hutbe vardır. Diğer yandan
zamana yayılma itibariyle bayram namazı senede iki
kez kılınır, Cuma namazı ise haftalık bir namazdır.
Ayrıca bayram namazı, kadın-erkek, çocuk, genç ya
da yaşlı, özür sahibi olan ve olmayan herkesin
namazın edâ edildiği yerde (musallâ/namazgâh) hazır
bulunduğu bir namaz hüviyetine sahiptir. Bu yönüyle
sırf bir ibadet olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır.
Bu
ve sayılabilecek daha başka nitelikleriyle Cuma ve
bayram namazları, ‘kadının ibadet hürriyeti’ söylemi
altında aktüel bir değere de sahiptir. Sıklıkla
kadının Cuma ve bayram namazlarını mutlaka kılması
gerektiği, bu iki ibadet açısından sorumluluk
noktasında kadınla erkek arasında herhangi bir fark
bulunmadığı ifade edilmektedir.
İşbu
çalışmada, bir yandan konunun aktüel değeri, diğer
yandan klasik fıkıh doktrinindeki değerlendirmelerde,
özellikle yükümlülük açısından bayram namazlarının
Cuma namazıyla ilgili görüşler paralelinde şekillenmiş
olması dikkate alınarak, kadınların Cuma namazı yükümlülüğü
konusu ele alınacaktır. Bununla birlikte hemen
belirtilmelidir ki, bayram namazlarının sırf bir
ibadet olmanın ötesinde anlamlar taşıması
itibariyle, esasen içinde bulundukları hal sebebiyle
namaz kılmaları doğru/caiz olmayanlar da dahil
olmak üzere mümkün olan herkesin namazgahta (musallâ)
hazır bulunmasına dair hadisler[2]
dikkate alındığında, kadınların bayram namazlarına
iştiraklerinin ayrı bir değerlendirmeye tabi olduğu
kesindir.
|