|
KUR’AN’IN GÜZELLİK FENOMENİNE YAKLAŞIMI
İbrahim Hilmi KARSLI
Estetik,
felsefenin güzelliği konu edinen bir dalıdır. İlgi
alanına tabiat ve sanat eserleri girdiği gibi, ilk dönemlerden
itibaren günümüze değin, metafizikle de irtibatı
kurulmuştur.
Konusunu teşkil eden güzelliğin mahiyetiyle ilgili
değişik tarifler yapılmıştır. Bu tariflerde, güzelliğin
belirlenmesinde, kullanışlılık, fayda,
oran, simetri, düzen, ahenk,
zevk, düzgünlük, parçaların birbiri ile uyumu,
çeşitliliğin oluşturduğu bütünlük gibi değişik
kıstaslara yer verilmiştir. Kıstasların farklılığı,
bu konuda düşünür ve filozofların yaptığı
tariflerin çeşitliliğinin doğal bir sonucu olarak
ortaya çıkmaktadır.
Ancak belirtmek gerekir ki, entelektüel sahada bütün
bu farklı tanımlamalara rağmen, insanın evrene ve
eşyaya bakışında, güzellik-çirkinlik şeklindeki
kategorik yaklaşım daima var olmuş; ve var olmaya
da devam edecektir. Çünkü çirkinlik yanında güzellik
perspektifi de, insan doğasının ayrılmaz parçasını
oluşturmaktadır. Dolayısıyla ürettiği sanat ürünleri
ile insanın güzeli arayışı, geçmişte olduğu
gibi, bundan sonra da devam edecektir. Bu bağlamda güzellik
objesinin algılanmasında bir çeşit izafilikten söz
edilse de, güzellik duygusunun, bütün insanlar
tarafından paylaşılan varoluşsal objektif bir
boyuta işaret ettiği açıktır. Başka bir
ifadeyle, insanların estetik nesne karşısında “güzel”
diyerek yargıda bulunmalarına sebep olan ortak bir
“güzellik algısı”na sahip oldukları da inkâr
edilemez bir gerçektir.
İnsan
tarihi boyunca, sadece evrende mevcut güzellik
objeleri karşısında beğenisini ortaya koymamış;
ürettiği sanat eserleri yoluyla da sürekli güzelliğin
izini sürmüştür. Hatta insanın bu evrendeki serüvenini,
bir anlamda onun güzelliği, hem ahlâkî
eylemlerinde, hem de varlık ve eşyada arama veya keşfetme
çabası olarak değerlendirebiliriz. Dolayısıyla
insanın fıtri bütünlüğünü dikkate alan
Kur’an’ın, onun güzelliğe karşı olan söz
konusu varoluşsal duyarlılığını, hatta tutkunluğunu
göz ardı etmesi düşünülemezdi. Zaten Kur’an,
kelâmını “sözlerin en güzeli”
şeklinde tanımlamak suretiyle, insandaki estetik
duygunun ne derece köklü olduğunu açıkça ortaya
koymuştur. Böylece bir anlamda insana, çıkmış
olduğu “güzel”i arama yolculuğunda, söz sanatının
bütün zarafet ve inceliklerini sergilemek suretiyle
örnek olmayı da göstermiştir.
İfade
ettiğimiz şekilde, Kur’an daha ilk ayetlerinden
itibaren mesajını insanlara ulaştırmada, kelâm güzelliğini
bir metot olarak kullanmıştır. Bunun da ötesinde,
sahip olduğu dil ve üslup güzelliğini, ilahî
kaynağa dayalı oluşunun temel delili olarak ilan
etmiştir. Bu açıdan baktığımızda, edebi güzellik,
bildiğimiz kadarıyla tarihte ilk defa kutsal kelâmın
ilâhî oluşunun belirleyici referansı olmuştur.
Dolayısıyla başka her hangi bir temellendirmeye
gitmeksizin, Kur’an’ın estetik konusundaki yaklaşımını
ortaya koymak açısından sadece bu tutumu yeterli görülmelidir.
Ancak söz güzelliğini, insanlara ulaşma metodunun
ayrılmaz bir parçası olarak gören ilâhî kelâmın,
elbette kendi amaç ve üslubuna uygun bir şekilde, güzellik
fenomenine ilişkin bazı ima ve işaretlerde de
bulunmalıydı. Şüphesiz ki, bu ima ve işaretler
Kur’an’ın bu konudaki tasavvurunun temel
referanslarını oluşturmakta idi. İşte bu makale
ile, bir taraftan Kur’an’ın günah-sevap, iyi-kötü,
hak-batıl gibi bakış açıları yanında, varlık
ve olaylara güzel-çirkin açısından da baktığını
ortaya koymak; diğer taraftan da, ortaya koyduğu güzellik
tasavvurunun içerik ve sınırları hakkında derli
toplu bir bilgi verilmesi amaçlanmıştır.
|