|
PİYASA TANRISI
Harvey COX - Çeviren: Ali KÖSE
Birkaç yıl önce bir arkadaşım şöyle bir öneride
bulunmuştu: “Eğer dünyada neler olup bittiğini
anlamak istiyorsan, gazetelerin ekonomi sayfalarını
okumalısın.” Hayatı boyunca din üzerine çalışan,
fakat başka alanlarda da ufkunu genişletmeye çalışan
birisiydim. Bu nedenle arkadaşımın tavsiyesini
tutmaya karar verdim. Ama içimde bu sayfaları
okurken birçok yeni kavramla karşılaşacağım ve
okuduklarımı anlamayacağım gibi bir endişe vardı.
Ama hiç de öyle olmadı ve tüm gördüklerim sanki
tanıdık şeylerdi.
Hiç
bilmediğim ve keşfetmem gereken bir alanla karşılaşmayı
umarken, sanki bütün bunları daha önceden
biliyormuşum hissini veren bir duygu oluştu içimde.
Newsweek ve Time dergilerinin ekonomi sayfaları, ya
da Wall Street Journal’ın tüm satırları sanki
Tevrat’taki Tekvin bölümünü, İncil’deki Aziz
Pavlus’un Korintoslular’a Mektup’unu veya Aziz
Augustine’in Tanrı’nın Şehri
kitabını çağrıştırıyordu. Pazar reformlarını,
para politikasını ve borsanın iniş çıkışlarını
tanımlayan ifadeler, sanki insanlık tarihinin içsel
anlamını anlatan o “büyük öykü”yü söylüyor,
“işlerin neden yanlış gittiğini” ve “bunları
nasıl düzeltmek gerektiğini” fısıldıyordu. Bütün
bunlar teoloji dilindeki “yaratılış
mitolojisi”, “cennetten kovuluş efsanesi” ve
“kefaret doktrini”ne benziyordu. Sanki teoloji
ekonomi sayfalarında tebdili kıyafetle takdim
ediliyordu: “Servetin yaratılış hikayesi”,
“devletçiliğin dayanılmaz ayartıcılığı”,
“meçhul ekonomik devrana esaret” ve en sonunda da
“serbest piyasayla gelen selamet” vardı bu
sayfalarda. Tabii özellikle Doğu Asya ekonomileri için
önerilen hafif dozlu bir kutsal kemer sıkma fetvası
da yerini bulmuştu bunlar arasında.
Kendini
ekonomiye adamış uzmanlar Doğu Asya ekonomik
krizini tahlil ediyorlardı. Onlara göre Doğu Asya,
serbest piyasa inançlarından sapmış, yanlış bir
yola girmişti. Doğu Asya artık eskimiş olan ve
etnik temele dayanan devletçi kapitalizmi uygulamış,
serbest piyasa ekonomisinin âmentü şartlarını
yerine getirmemişti. Doğu Asya’nın mali
panikleri, Rusya’nın borçlarını ödeyemez hale
gelmesi, Brezilya’nın ekonomik dengesizliği ve en
sonunda ABD borsasının 1.5 trilyon dolarlık batağı,
bir anlığına da olsa, bu yeni dine imanı sarsmıştı.
Ama zaten müminlerin imanı bu tür sıkıntılarla
imtihan edilir ve sonuçta imanları daha da
kuvvetlenirdi. Bu defa da öyle olmuş ve serbest
Piyasa Tanrısı (Market God) bu kriz döneminden daha
da güçlenerek çıkmıştı. Bu Tanrı, yokluğuna işaret
eden aleyhteki delillere rağmen birden post-modern
bir Tanrı’ya dönüştürülüvermişti. Geçen Kasım
ayında Alan Greenspan
Amerikan Kongresi’nde bu reforma uğramış âmentünün
ihlâl edilmemesi için ant içmişti. Önemli bir yatırım
fonu milyonlarca doları batırmış ve bu ekonomik düzene
olan inançları sarsmıştı. Bu nedenle de federal hükümetin
yeni kanunlar çıkarması yönünde talepler ortaya
çıkmıştı. Ama Greenspan dini bütün bir mümindi!
Bu tür kanunların ekonomiyi bozacağını ve
ekonomik pazarın kendi kendini idare eden mekanizmasından
sapılmaması gerektiğini savunmuştu. Gözümüzün
önünde olup bitenleri yok saymıştı. Çünkü Aziz
Pavlus’un dediği gibi, “gerçek iman, görünmeyen
şeylere inanmakla olur”du.
Gerçek
hayatı öğrenmek, teoloji dünyası dışında neler
olup bittiğini anlamak için okumaya başladığım
gazete ve dergilerin ekonomi sayfalarında işte
bunlar vardı. Kısa sürede aşina olduğum bu
ekonomi-teolojisi o kadar kapsamlıydı ki, şaşırdım
kaldım. Kayıplara yönelik rahatlatıcı âyinler,
girişimci Azizleri gösteren almanaklar, hatta
teologların Eskatoloji (Kıyamet) öğretisine
benzeyen “tarihin sonu” öğretisi bile vardı.
Merakım giderek artıyordu. Şaşırtıcı şekilde
birbirine benzeyen bu doktrinleri sınıflandırmaya
başladım ve sonunda sanki teolojinin bu ekonomi
sayfalarına iliştirilmiş olduğunu gördüm. Sanki
karşımda Thomas Aquinas veya Karl Barth vardı.
Sanki küçük düzenlemelerle bir “mızraklı
ilmihal”e dönüştürülebilecek türdendi bu
sayfalar.
|