|
HADİSLERİN KAYNAK DEĞERİNİ TESPİTTE İÇTİHAT TARTIŞMALARI: TARİHSEL BİR PERSPEKTİF
Habil NAZLIGÜL
Rivayet ve rivayet ilimleriyle ilgili olarak ilk asırlarda
sergilenen yoğun çabalar, müteakip asırlarda da
aynı yoğunlukta ve çeşitlenerek devam etmiştir. Kütüb-i
Sitte asrından sonra hadis ve hadis ilimlerindeki çabalar
bir müddet daha devam etse de artık eski canlılığını
ve kitlesel bir çaba olma özelliğini yitirmiştir.
Üçüncü asırdan sonra sünnet-hadis ayrımının
da ortadan kalkmaya, rivayetlerin sünneti ifade
etmeye başladığı ve onun ana kaynaklarından biri
haline geldiği görülür.
Sünnetin
kısmen de olsa rivayete dönüşmesi, diğer bir deyişle
hadisleşmesi onun formel hale gelmesini sağlamış;
kaynağını araştırmak, geriye doğru takip etmek,
geçirdiği aşamaları izlemek ve denetlemek kolaylaşmıştır.
Hadisleşmeyle birlikte, sünni anlayışın dogma
haline dönüştüğü, bu durumun sünnete zarar
verdiği ve eski canlılığını kaybettirdiği de
iddia olunmuştur.
Bu aşamadan sonra hadis düzenli öğrenim ve öğretimin
konusu haline gelmiştir. Düzenli öğretimde ders
kitaplarına ve benzeri ders notlarına ihtiyaç
duyulması bu yöndeki üretimin, yani hadis çalışmalarının
çoğalmasının nedenlerinden birini oluşturmuştur.
Temelini
bireysel veya kitlesel çaba ve içtihatların oluşturduğu
bu faaliyetler daha sonraları yavaşlamış, özellikle
Kütüb-i Sitte edebiyatının oluşmasından sonra
orijinal hadis çalışmalarının yerini önceki çalışmalar
üzerine yapılan şerh, tehzib ve ihtisar cinsinden
muhtelif çalışmalar almıştır.
Hadislerin anlaşılmasında kendi zamanlarında çok
önemli işlevler görmüş olan şerh edebiyatının,
halen istifade edilmesi ve çok yönlü olarak işlenmesi
gereken önemli bir kültür hazinesi olduğu bir gerçektir.
Ancak bunların üzerine dayandıkları asıllar gibi
orijinal ve ıstılah anlamıyla içtihat ürünü
olmadığı; asıllarının belli bir zamandaki yorumu
olduğu açıktır.
Hadis
alanındaki yoğun çalışmalar tarihi süreçte
belirli bir doygunluk düzeyine ulaştığında tabiî
olarak durgunlaşmıştır. Rivayetlerin çoğu
eserlerde bir araya getirilip haklarında yeterli araştırmalar
yapıldığında durgunluk daha da derinleşmiştir.
Bu aşamada bazı hadisçiler, önceki dönemlerde araştırma
konusu yapılmamış rivayetler hakkında yeni bir hüküm
verme imkanı kalmadığını ifade etmeye, hadiste içtihat
kapısının kapandığını açıkça söylemeye başlamışlardır.
Ele alacağımız gibi bu kanaate itirazlar zayıf
kalmış son asırlara kadar fazla taraftar bulamamıştır.
|