|
“KUR’AN-I KERİM VE TÜRKÇESİ” ADLI ÇEVİRİYE DAİR BAZI DEĞERLENDİRMELER
Hikmet AKDEMİR
Kur’an-ı Kerim’in muhatapları, indiği andan
itibaren onun manalarını anlamaya ve anlatmaya çalışmışlardır.
Bu gayretler sonucunda günümüze kadar birçok
tefsir ve tercüme kaleme alınmıştır. Cumhuriyet dönemi
ile birlikte Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercüme
ve mealleriyle ilgili çalışmalar gittikçe artmaya
başlamıştır. Bu tercüme ve meallerin sayısı şu
anda yüz elli civarındadır. Her konuda olduğu gibi
bu hususta da mükemmele doğru giden bir süreç söz
konusudur. Örneğin ilk meallerin bazılarına baktığımızda
yalın bir Türkçe yerine, Arapça-Türkçe karışımı
bir dil ve parantezlerle bölünmüş çoğu devrik cümlelerden
oluşan bir üslûpla karşılaşmaktayız. Son dönemde
yayınlanan meallerde ise bu eksikliğin büyük ölçüde
giderildiğini müşahede etmekteyiz. İşte bu
meallerden birisi de Prof. Dr. Mehmet Çakır tarafından
kaleme alınan Kur’an-ı Kerim ve Türkçesi adlı
eserdir. Esasen bu esere, sahibinin ifadesindeki
isimlendirmeye uyarak “ meal” yerine “çeviri”
ya da “tercüme”[1]
demek daha doğru olacaktır. Gerçekten bu çeviride
kullanılan dil ve üslûp takdire şayandır. Bu yalın
dil ve üslûp sayesinde okuyucu, Kur’an-ı
Kerim’in mesajını açık ve net bir şekilde
alabilmektedir. İşte birkaç örnek:
Şeytana
kananlar kendilerini ateşin ortasında bulurlar. Artık
çık çıkabilirsen. (4. Nisâ, 121)
Çünkü
bazıları: “İnandık” sözcüğünü dilinin
ucuyla söylüyor… (5. Mâide, 41)
Ayrıca
Allah size sağladığı zaferle inançlı toplumların
yüreklerine su serpecek. (9. Tevbe, 14)
Canı
veren de alan da odur… (9. Tevbe, 116)
Allah’tan
başka, bu muhteşem kâinatı çekip çeviren bir
tanrı mı var sanki! (27.Neml, 26)
Bu
olayı, dillere destan, kulaklara küpe ettik. (69. Hâkka,
12)
Ancak
çeviride bu yalın üslûp konusunda biraz aşırıya
gidilmiş, yer yer bilimsel üslûp terk edilerek
teklifsiz konuşma örneklerine, hatta az sayıda da
olsa bazı argo kelimelere dahi yer verilmiştir.
Bundan başka daha birçok konuda çeviri, eleştiriye
açıktır. Bu makalemizde elbette ki tüm eleştirilere
yer verecek değiliz. Sadece ilk bakışta dikkat çeken
ve önemli gördüğümüz bazı eksiklikleri
irdelemeye gayret edeceğiz. Çevirmenin eseri hakkında
sarf ettiği “eleştiriye açıktır”[2]
sözünden de cesaret alarak eleştirilerimize önsözden
başlıyoruz.
|