|
BANKA MEVDUAT HESAPLARININ İSLÂM HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Servet BAYINDIR
Bankaların
kuruluşundaki temel amaç, tasarruf sahiplerinin
ellerindeki sermayeyi çeşitli adlarla toplayıp
piyasaya aktarmak suretiyle malî aracılık yapmaktır.
Tasarrufları toplama ve değerlendirme yöntemleri
bakımından faizli bankalarla faizsiz bankalar
birbirlerinden ayrılırlar. Bu ayırım hesapların
isimlendirilmesinde de görülür; mûdilerin hesapları
faizli bankalarda vadeli ve vadesiz hesaplar, faizsiz
bankalarda ise carî hesaplar ve katılma hesapları
şeklinde isimlendirilir. Her iki anlayışa sahip
bankalar da AŞ olarak kurulabildiğinden, belli bir
miktar öz sermayeye de sahip olmaları gerekir.[1]
Herhangi bir şirketin kurulabilmesi için ortakların
yatırması gereken nakdî sermayeyi ifade ettiğinden,
bankalardaki öz sermayenin hukukî niteliği hakkında
önemli bir tartışma yoktur. Hane halkı, işletmeler
ve kamu kuruluşlarınca çeşitli adlarla bankalara
yatırılan mevduatın durumu ise, günümüz modern
hukukçuları ve İslâm hukukçuları tarafından
tartışılmaktadır. Meselenin günümüz hukukundaki
durumu ayrı bir çalışmayı gerektirdiğinden[2]
biz bu makalede bankalardaki mevduatı İslâm hukuku
açısından değerlendireceğiz.
|