|
KUR’ÂN’I ANLAMADA HADİSLERDEN YARARLANMANIN GEREKLİLİĞİ ÜZERİNE (el-Bakara Sûresi 286. Ayet Örneği)
Mirza TOKPINAR
Kur’ân’ın bilinmesi ve anlaşılması İslâmî
emirlerin en önemlilerindendir. Bu emrin son
zamanlarda geçmişe nazaran daha iyi anlaşılmış
olduğu yönünde görülen emareler ve karşı
tepkilerin azalması sevindiricidir. Kur’ân’ı doğru
anlamanın araçları, şartları ve gerekleri, klâsik
kaynaklarımızda ve modern çalışmalarda, uzun uzun
açıklanmış ve tartışılmış olup bu çalışmalar
günümüzde de sürdürülmektedir. Bu makalenin
konusu, Kur’ân-ı Kerîm’in doğru anlaşılabilmesi
için, ilgili hadis ve diğer rivayetlerin mutlaka
kullanılmasının gerekliliğini, bilinen hususların
tekrarından kaçınarak bir kez daha vurgulamak, bu
arada anlaşılmasında önemli problem bulunduğu
tespit edilen 2 el-Bakara Sûresi 286. ayetin ilk cümlesinin
doğru anlamını belirlemeye çalışmak ve tartışmaya
açmaktır.
Konu
her ne kadar tefsir ilminin konusu gibi görünse de
aslında, bize göre hadis kaynaklı her konu, aynı
zamanda hadis ilminin konusunu teşkil eder. Ayrıca
bilinmesi gereken bir başka husus da, ilk dönem
rivayet metodu ile yazılmış tefsir kaynaklarının
aynı zamanda bir hadis kaynağı olduklarıdır. Çünkü
müfessirlerden bir kısmı, hadis ilminin altın
çağı denilen ve altı temel hadis kitabının
yazıldığı asır olan hicrî üçüncü asırda yaşamış
hadis bilginleri ile çağdaştırlar.
Bu bakımdan rivayet metodu ile yazılmış ilk dönem
tefsirleri hadis ilminin de inceleme alanına girerler
ve kaynaklarını oluştururlar.
Gene câmi’ denilen ve temel hadis konularını
içeren her hadis kaynağında “Kitâbü’t-Tefsîr”
bölümünün bulunması da tefsir-hadis ilişkisini göstermektedir.
Hadisçiler buna o kadar önem vermişlerdir ki meselâ
Müslim (261/ 875)’in es-Sahîh’inde bu bölüm
hadis bilginlerine göre istenilen miktarda rivayet içermediği
için, câmi’ niteliğindeki eserlerden sayılmama
gibi bir durumla karşı karşıya kalmıştır.
|