İdeolojilere,
dinlere ve mezheplere mensup insanların, tarihî
hâdiseleri kendi zaviyelerinden anlayıp değerlendirdikleri
ve anlattıkları bilinmektedir. Bugün, müslümanların
büyük çoğunluğu tarafından benimsenen Ehl-i
Sünnet mezhebi de zamanla, mezhebin genel anlayışına
uygun olarak hâdiseleri okuma biçimi geliştirmiştir.
Râşid
Halifeler devrinde, -özellikle de Osman ve
Ali’nin iktidar yıllarında- önemli sorunlar
yaşandığı ve bu dönemde meydana gelen bazı hâdiselerin,
daha sonraları siyasî, hukukî ve itikadî tartışmalara
yön verdiği bilinmektedir. Her mezhep, bu hâdiseleri
kendi anlayışına uygun olarak okumaya çalışmıştır.
Bu
çalışmada, Ehl-i Sünnetin tarihî hâdiseleri
nasıl okuduğunu anlayabilmek için Râşid
Halifelerin dördüncüsü olan Ali b. Ebî Tâlib’in
siyasî faaliyetlerinden hareketle bir değerlendirme
denemesine giriştik. Öncelikle bağnaz bir
mezhebî duruşu, tarihi okuma ve algılamada çağdaş
araştırmacının önündeki engellerden biri
olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyoruz. Diğer
taraftan günümüzde ilim adamlarının, asırlar
önce yaşamış insanların eylemlerine taraf
olma kaygısı taşımaları, anlaşılabilir bir
durum değildir. Başta Râşid Halifeler dönemi
olmak üzere, geçmişimizi tartışmaktan çekinme
refleksi içinde olmamız ve -serbestçe fikir
beyan etmekten dolayı- kutsallarımızın zarar görebileceğini
düşünmemiz de doğru değildir.