ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Cağfer Karadaş: MEZHEP VE İSİM: MEZHEP-İSİM MÜNASEBETİ VE EHL-İ SÜNNET TOPLULUĞUNA VERİLEN İSİMLERE DAİR BİR DEĞERLENDİRME
Ahmet Keleş: 73 FIRKA HADİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Ejder Okumuş: “EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT”İN BİR MEŞRÛİYET ARACI OLARAK İCAT ve İSTİHDAMI
Mehmet Emin Maşalı: TEFSİRDE EHL-İ SÜNNET SAVUNMASI: İBNÜ’L-MÜNEYYİR ÖRNEĞİ
Mustafa Öztürk: KLASİK SÜNNÎ TEFSİR LİTERATÜRÜ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME
Adnan Demircan: ALİ B. EBÎ TÂLİB’İN SİYASÎ FAALİYETLERİ BAĞLAMINDA EHL-İ SÜNNETİN TARİH OKUMA BİÇİMİ ÜZERİNE
Ömer Menekşe: EHL-İ SÜNNET DÜŞÜNCESİNDE DEVLET ANLAYIŞI: MÂVERDÎ ÖRNEĞİ
İbrahim Coşkun: KELÂM KARŞITI EHL-İ SÜNNET’İN USÛLÜ’D-DİN YORUMU VE BU YORUMUN AÇMAZLARI
Galip Türcan: KELAM’IN MEŞRÛİYETİ SORUNU -EHL-İ SÜNNET KELAMI VE OLGUSAL GERÇEKLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ-
Talip Türcan: SÜNNÎ VE MU’TEZİLÎ FIKIH USÛLÜNÜN TANIMLANMASINDA BİR KRİTER OLARAK ŞER’ÎLİK ALGISI VE İBÂHA ALANININ ŞER’ÎLİĞİ SORUNU 
BAĞLAMINDA BİR ÖRNEKLEME
Abdullah Kahraman: SÜNNÎ-ŞİÎ USÜL POLEMİĞİ (TÛSÎ ÖRNEĞİ)
Ramazan Altıntaş: MÂTÜRÎDÎ KELAM SİSTEMİNDE AKIL-NAKİL İLİŞKİSİ
Veysel Kaya: FAHRUDDİN RÂZÎ’NİN SÜNNÎ EŞ‘ARÎ KELÂMINA YÖNELTTİĞİ ELEŞTİRİLER
Huriye Martı: XVI. YÜZYIL OSMANLISINDA BİR EHL-İ SÜNNET MÜDAFİİ: BİRGİVÎ MEHMED EFENDİ
Kamil Güneş: HZ. ÖMER İLE HZ. ALİ ARASINDA OLUŞTURULAN MENFİ İLİŞKİNİN MÜSPETE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ ÜZERİNE
Adil Yavuz: EHL-İ SÜNNET'E GÖRE EHL-İ BEYT'İN KONUMU -SEKALEYN HADİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME-
Selami Şimşek: KEŞANLI ŞEYH SÜLEYMAN ZÂTÎ EFENDİ’NİN BAZI AKÂİD MES’ELELERİNE DÂİR DÜŞÜNCELERİ
Sıddık Korkmaz: SINIRLARI BELİRLENEMEYEN DİNÎ BİR OLUŞUM: EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT
Christopher Melchert Çeviri: Ali Hakan Çavuşoğlu: AHMED B. HANBEL’İN MUHALİFLERİ
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Şükrü Özen: YETERİNCE TANINMAYAN BİR İMAM: MÂTÜRÎDÎ

 
NOSTALJİ:

Nûh bin Mustafa el-Konevî: RİSÂLE-İ NECÂTİ’L-MÜTEHAYYİRÎN

  makaleler


FAHRUDDİN RÂZÎ’NİN SÜNNÎ EŞ‘ARÎ KELÂMINA YÖNELTTİĞİ ELEŞTİRİLER

Veysel KAYA

Hicret’in I. asrının sonlarında Mu’tezile ile başlayan ve süren kelâm geleneği içerisinde III./IX. asırda Küllâbiyye ile Sünnî kelâm ortaya çıktı. IV./X. asırda ise Eş’arî ve Mâturîdî Sünnî kelâm okulları sahnedeki yerlerini aldılar. V./ XI. asra gelindiğinde Eş‘arî ekolünde Bâkıllânî (403/1013), Ebû İshak İsferâyînî (418/1027), Abdulkâhir Bağdâdî (429/1037), Cüveynî (478/1085) gibi, Mâturîdî ekolünde ise Pezdevî (493/1099) ve Ebü’l-Muîn Nesefî (508/1115) gibi mezhep içerisinde sistematik eserler vücuda getiren büyük simalar yetişti. Diğer yandan aynı zaman dilimi içerisinde Kâdî Abdulcebbâr el-Hemedânî (415/1025) Mu’tezile’nin, inkıraz döneminin arefesindeki son büyük temsilcisiydi.

Gazzâlî’ye (505/1111) kadar Eş‘arî kelâmının, muhalifleri olan Mu‘tezile kelamcılarının ortaya koyduğu konular ve kavramlara odaklandığı görülmüştür. Bu durumda temel tartışma konuları, zât, cevher-araz, cisim gibi somut; hudûs-kıdem, teşbih, hilâfeyn ve misleyn gibi soyut kavramlar etrafında döner.[1] Bu dönemin başlıca istidlâl metotları, görünür alemden hareketle bir takım ortak illetler tesbit ederek görünmeyen âleme ilişkin hükümler çıkarma anlamına gelen “gâibi şâhide kıyas”, delilin geçersizliği ile medlûlun de geçersiz olacağını ifade eden “in’ikâs-ı edille” ve bir hükmün aslına illet olabilecek hususları alıp, diğerlerini dışarıda bırakmak şeklinde tanımlanabilecek “sebr ve taksîm”dir.


[1] bk. Hârezmî, Muhammed b. Ahmed el-Kâtib, Mefâtîhu’l-‘ulûm, Kâhire 1981, s. 17.