Mutezilenin
Basra ekolüne mensubiyetiyle tanınan müfessir
Ebü’l-Kâsım ez-Zemahşerî’nin (ö.538/1144)
ünlü tefsiri el-Keşşâf, Arap dilinin
inceliklerini dikkate alan, Kur’an’ın îcâz
yönünü ve Kur’ân ifadelerinin taşıdığı
edebi üstünlüğü ortaya koyan yönleri itibarıyla
bir taraftan Fahreddin er-Râzî, Beydâvî, en-Nisâbûrî,
Ebû’l-Berekât en-Nesefî, Ebüssuûd Efendi ve
Elmalılı Hamdi Yazır gibi pek çok Sünnî müfessirin
ilgi ve teveccühüne mazhar olurken,
diğer taraftan itizali düşünceye destek çıkan
ve ayetleri bu düşünce paralelinde izah eden yönleri
itibarıyla Kâdî Iyâd, Ebû Hayyân el-Endelûsî,
İbn Teymiyye ve Tâcüddîn es-Sübkî gibi çok
sayıda Sünnî alimin eleştiri ve tenkidine
muhatap olmuştur.
Lakin bu tenkit geleneği içinde Zemahşerî’yi
en fazla eleştiriye tabi tutan kişi, tefsir
tarihinde İbnü’l-Müneyyir lakabıyla tanınan
mâlikî fakîhi, müfessir ve edip Ebû’l-Abbâs
Nâsıruddîn Ahmed b. Muhammed b. Mansûr el-İskenderî’dir
(ö.685/1284).