ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Fethi Ahmet Polat: ARKOUN, HANEFÎ ve EBÛ ZEYD ÖRNEĞİ
Pehlül Düzenli: MÜZİK TARTIŞMALARI
Cağfer Karadaş: SÛFÎ İTİKADINININ DÖNEMLERİ
Kamil Güneş: MU’TEZİLÎ DÜŞÜNCEDE KUR’ÂN’IN YARATILMIŞLIĞIYLA İLGİLİ
BELİRLENEN AKLÎ ÇERÇEVE ve BUNUN BİLİMSEL DEĞERİ
Tuncay İmamoğlu: ORTA ÇAĞ BATI DÜNYASINDA DİN – SİYASET İLİŞKİSİ ve SEKÜLERLEŞME SEYRİNE GENEL BİR BAKIŞ 
Lütfü Cengiz: EMEVİLER DÖNEMİNDE KADER PROBLEMİ
Hüseyin Aydın: AKLIN VE VAHYİN ROLÜ
Harald Motzki Çeviri: Mustafa Öztürk: ARAP OLMAYAN MÜHTEDİLERİN ERKEN DÖNEM İSLÂM HUKÛKU’NUN GELİŞMESİNDEKİ ROLÜ
Mikâil Bayram: SADRU’D-DİN KONEVÎ KÜTÜPHANESİ VE KİTAPLARI
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:
Ahmet Yaman: DİYANET’İN “KONULU KUR’ÂN TEFSİRİ”NE HÜKÜM AYETLERİNİ ANLAMA BAĞLAMINDA BİR TA’LÎK
Hidayet Işık: DİNLER TARİHİ DERNEĞİ’NCE DÜZENLENEN HIRİSTİYANLIK SEMPOZYUMU
 
NOSTALJİ:
Seyit Bahçıvan: ŞEYHÜLİSLAM İBN KEMALPAŞA’NIN VASIYETNÂMESİ
  makaleler


AKLIN VE VAHYİN ROLÜ

Hüseyin AYDIN

Türkçe’de “hüsün” güzellik, iyilik “kubuh” ise çirkinlik anlamına gelir.[1] Güzellik- çirkinlik daha çok estetik değerleri ifade ettiği için ahlakî değerleri anlatmak üzere “iyilik-kötülük”, ya da “hüsün-kubuh” kavramlarını tercih etmekteyiz. Hüsün ve Kubuh problemi Kelâm literatüründe Allah’ın sıfatlarıyla olan ilgisi, değerlerin objektif (nesnel) ya da sübjektif (öznel) olup olmamaları, iyi-kötü nitelemelerinin teolojik ya da antropolojik açıdan ele alınması gerektiği, insan fiillerinde iyilik ve kötülüğün mahiyeti, iyilik ve kötülüğün sorumlulukla ilgisi, akıl ve vahyin iyi kötüyü belirleme vasıtaları olarak önem, öncelik veya beraberliği, fiilleri iyi-kötü yapan sebep ve kriterlerin neler olabileceği tartışmaları açısından ele alınmaktadır.

Kelâmcıların hemen hepsi, aklın vazgeçilmesi imkansız bir epistemolojik fonksiyonunun bulunduğunu kabul etmekle beraber, onun iyi-kötünün bilgisini temin etmedeki yetkinliği konusunda farklı görüşler ortaya atmışlardır. Nakli ihmal etmemekle birlikte aklı mutlak bilgi kaynağı olarak görenler olduğu gibi; aklı, nakli anlamada bir araç, naklin hizmetinde bir idrak vasıtası olarak benimseyenler de olmuştur.[2]

Bu bağlamda insanın özgürlüğü ve akılcılık, Mu’tezile’nin müdafaasını yaptığı en mühim iki husustur.[3] Aklın değerler hakkındaki bilgisinin kesin ve güvenilir olması için bu değerlerin değişmez nitelikleri olması gerekir. Bu suretle Mu’tezile ahlâkî değerleri izâfîlikten kurtarmış olur.[4]

Eş’arilerin problemi ele alışında teolojik yön ağır basmaktadır. Fiiller Allah’a nispetle değer taşımadıkları gibi, değerler fiillerin objektif (değişmez) nitelikleri değildir. Ahlâkî değerlerin objektif oluşu kabul edilir, bu değerler hakkında aklın bilgisinin zorunlu olduğu iddia edilirse Allah fail-i muztar (fiillerinde zorunlu), din ise sadece aklın hükmettiğini doğrulayıcı, teyit edici olur. Mâtürîdîler yükümlülüğün meşruiyet kazanabilmesi için hüsün ve kubuhun akılla bilinmesi gerektiği konusunda Mu’tezile’ye katılmışlardır. Matürîdî’nin (v.333/944) sisteminin çerçevesini akıl tayin eder. Çünkü akıl, sadece bilgi kaynağı olmayıp, aynı zamanda dînî ve ahlâkî bilgide de bir ölçüdür. Diğer bilgi kaynaklarının güvenilirliğini de akıl sağlamaktadır. Akıl sınırlıdır, zira yaratılmıştır. Allah onu, neleri kavrayabilecek şekilde yaratmışsa bu dünyada neleri kavrayabilmesi mümkünse, ancak onları kavrayabilmektedir.[5]

Aklın hüsün ve kubuhu tanımadaki rolü, yetkinliği, değerlerin fiillerde objektifliği, zatî nitelikler olup olmadığı, ilâhî övgü veya yergiye yahut sevap veya ikaba konu oluşunun tespiti çözümünü aradığımız temel problemlerdir. Eş’ariler ile Mu’tezile ve Matürîdiler tartışmanın taraflarıdır.

Konuya hüsün-kubuhun anlam alanını belirlemek için Kur’an’da aynı ya da benzer anlamlarda kullanılan kavram çiftlerini açıklayarak girmek uygun görünüyor. Sonra akıl ve vahiy kavramları üzerinde değerlendirmeler yaparak iyi-kötünün belirlenmesini inceleyeceğiz.


[1] Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara, 1982, 467, 627.

[2] Gölcük, Şerafeddin, Din ve Toplum, Konya, 2000, 224.

[3] Neşşâr, Ali Sami, İslam’da Felsefi Düşüncenin Doğuşu, Çev. Osman Tunç, İstanbul, 1999, II / 263.

[4] Çağrıcı, Mustafa, İslâm Düşüncesinde Ahlâk, İstanbul, 1989, 15.

[5] Özcan, Hanifi, Matürîdî’de Bilgi Problemi, İstanbul, 1998, 159.