ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Fethi Ahmet Polat: ARKOUN, HANEFÎ ve EBÛ ZEYD ÖRNEĞİ
Pehlül Düzenli: MÜZİK TARTIŞMALARI
Cağfer Karadaş: SÛFÎ İTİKADINININ DÖNEMLERİ
Kamil Güneş: MU’TEZİLÎ DÜŞÜNCEDE KUR’ÂN’IN YARATILMIŞLIĞIYLA İLGİLİ
BELİRLENEN AKLÎ ÇERÇEVE ve BUNUN BİLİMSEL DEĞERİ
Tuncay İmamoğlu: ORTA ÇAĞ BATI DÜNYASINDA DİN – SİYASET İLİŞKİSİ ve SEKÜLERLEŞME SEYRİNE GENEL BİR BAKIŞ 
Lütfü Cengiz: EMEVİLER DÖNEMİNDE KADER PROBLEMİ
Hüseyin Aydın: AKLIN VE VAHYİN ROLÜ
Harald Motzki Çeviri: Mustafa Öztürk: ARAP OLMAYAN MÜHTEDİLERİN ERKEN DÖNEM İSLÂM HUKÛKU’NUN GELİŞMESİNDEKİ ROLÜ
Mikâil Bayram: SADRU’D-DİN KONEVÎ KÜTÜPHANESİ VE KİTAPLARI
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:
Ahmet Yaman: DİYANET’İN “KONULU KUR’ÂN TEFSİRİ”NE HÜKÜM AYETLERİNİ ANLAMA BAĞLAMINDA BİR TA’LÎK
Hidayet Işık: DİNLER TARİHİ DERNEĞİ’NCE DÜZENLENEN HIRİSTİYANLIK SEMPOZYUMU
 
NOSTALJİ:
Seyit Bahçıvan: ŞEYHÜLİSLAM İBN KEMALPAŞA’NIN VASIYETNÂMESİ
  makaleler


ORTA ÇAĞ BATI DÜNYASINDA DİN – SİYASET İLİŞKİSİ ve SEKÜLERLEŞME SEYRİNE GENEL BİR BAKIŞ


Tuncay İMAMOĞLU

Tarihi, insanlık tarihi kadar eski olan din, en pratik anlatımıyla kutsala duyulan saygının bir ifadesi olarak tanımlanabilirse de, bu tanım onun sadece bireysel yönüne işaret ettiğinden dolayı, eksik bir tanımlama olacaktır. Çünkü din, sadece bireysel değil, müntesiplerine kazandırdığı zihniyet yapısı ve sunduğu değerler ve semboller sistemiyle de, sosyal ve fonksiyonel bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Max Scheler’in “Bir tek hıristiyan hıristiyan değildir”[1] sözünün, dinin bu yönüne vurgu yapan özlü bir ifade olduğu söylenebilir.

Dinin, insanların zihniyet dünyaları üzerinde derin etki bırakmasından dolayı, iktidar sahipleri siyasal otoritelerini dine dayandırarak toplum üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmışlardır. En eski dönemlerden yakın zamanlara kadar bu durum, çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. “Teolojik meşruiyet” diye adlandırabileceğimiz bu durumun en ilkel biçimini Mısır Firavunlarında bulmaktayız. Buradaki inanışa göre, Firavun baş ilahın yer yüzündeki temsilcisiydi. Kendisi “Horus Tanrısı” da olan Firavun aynı zamanda “Osiris Tanrısı”nın da oğluydu. Dolayısıyla “Yeryüzü Tanrısı” da olan hükümdara itaat, hem siyasal bir zorunluluk, hem de dini bir görev olmaktaydı. [2] Çinlilerde ise, “göğün oğlu” olan imparatorun, dünyanın uyumlu düzenini korumak amacıyla “Gök” tarafından görevlendirildiğine inanılmaktaydı.[3]

Ancak burada öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki, ilk çağların değişik kültür ve toplumlarında sık sık karşımıza çıkan bu “Tanrı Kral” veya “Tanrının Oğlu Kral” biçimindeki inanç türleri, teokratik bir görünüm arzetmiş olsalar da, bizim konumuz olan, Katolik Roma Kilisesinin dogmalarıyla sistemleşmiş, örgütlü ve hiyerarşik yapısıyla siyasal iktidarı ve toplumsal yapıyı kuşatan, Orta çağ Avrupa’sının teokratik yönetim biçimi, bunlardan çok daha kapsamlı ve farklı bir yapıda olup, tamamen Orta çağ Avrupa toplumuna özgü bir yönetim tarzıdır. Bazı araştırmacılar, bu farklılığı vurgulamak için olsa gerek, Orta çağ Avrupa toplumunun teokratik yönetim biçiminin dışındaki yönetim şekillerini “Nim Teokrasi”[4] biçiminde adlandırmayı uygun görmüşlerdir.

Gerek yapısı ve işleyişi, gerekse etkileri açısından anahtar kavramlardan birisi olan Orta çağın teokratik yönetim biçimine geçmeden önce Hıristiyanlığın, hangi ortamlarda doğup ne gibi değişmelere uğradıktan sonra Batı’ya intikal ettiğini ve ne gibi tepkilerle karşılaştığını ana hatlarıyla da olsa, ele almanın konumuz açısından faydalı olacağı kanaatindeyiz.


[1] Joachim Wach, Din Sosyolojisi, Çev: Ünver Günay, Erciyes Üniversitesi Yayınları Kayseri, 1990, s.29.

[2] Affet İnan, Eski Mısır Tarihi ve Medeniyeti, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1992, s.219; Krş, Alaaddin Şenel, Siyasal Düşünceler Tarihi, Ankara, 1995, s. 74.

[3]Wolfram Eberhard, Çin Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ank., 1987, s. 40-41; Munci Kapani, Politika Bilimine Giriş, Ankara, 1989, s. 68; Alaaddin Şenel, a.g.e. s. 103.

[4] Sadri Maksudi Arsal, Demokratik Devlet ve Laik Devlet, Tanzimat I., Maarif Matbaası, İst., 1940, s. 62 vd.