|
DİNLER TARİHİ DERNEĞİ’NCE DÜZENLENEN HIRİSTİYANLIK SEMPOZYUMU
Hidayet IŞIK
Dinler
Tarihi Derneğince periyodik olarak her yıl / iki yılda
bir yapılan Dinler Tarihi Sempozyumu’nun dördüncüsü,
9-10 / 6 / 2001 tarihlerinde çok geniş bir katılımla
Ankara Başkent Öğretmenevi’nde yapıldı.
Sempozyumun konusu “2000. Yılında Hıristiyanlık -
Dünü, Bugünü ve Geleceği” idi. Hz.İsa’nın
2000. doğum yılı münasebetiyle Türk üniversitelerindeki
akademisyenlerle birlikte Türkiye’deki Hıristiyan
cemaat temsilcilerinin ve yabancı konukların katılması
sempozyuma ayrı bir anlam kazandırdı.
Sempozyumun
açılışı, 9/6/2001 Cumartesi günü saat 10.oo da,
saygı duruşu ve İstiklal Marşı’ndan sonra, Dinler
Tarihi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.
Abdurrahman Küçük’ün açış konuşmasıyla yapıldı.
Prof. Küçük konuşmasında, Dinler Tarihi Derneği’nin
kuruluş amacından, Dinler Tarihi disiplininin öneminden
ve sempozyumun amacından söz etti. Dinlerarası
diyalog ve dini hoşgörü üzerinde durdu. Türk
Millleti’nin tarihi-dini hoşgörü anlayışını
tarihten örneklerle açıkladı. Prof. Küçük sözlerini,
sevgi abidesi Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörü ile
ilgili bir dörtlüğünü okuyarak bitirdi.
Daha
sonra, Diyanet İşleri Başkanı M.Nuri Yılmaz adına
Başkan Yardımcısı Mehmet Gürler söz alarak
sempozyumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gürler,
Hıristiyanlığın genel değerlendirmesini yaparak
teolojik boyutundan söz etti. Oryantalistlerin çalışmalarına
değinerek Hıristiyan dünyasında Hz.Muhammed ve İslam
Dini hakkında haksız ve mesnetsiz iddiaların olduğunu
belirtti. Batı dünyasında İslam ile terörün yan
yana getirilmesinden Müslüman dünyanın duyduğu
rahatsızlığı dile getirdi. Bununla birlikte Batı’da
olumlu gelişmelerin de bulunduğunu M.Watt ve A.Toynbee
örnekleri ile anlattı. Sempozyumun, Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın organize ettiği dinler arası
diyalog çalışmalarına katkıda bulunacağını
belirterek sözlerini o da Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörüye
işaret eden bir başka dizesi ile bitirdi.
Son
olarak söz alan zamanın Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz,
dinin genel amaçlarından, tarihte dinsiz bir toplumun
görülmediğinden, dini kabul etmeyenlerin bile sağlıklı
bir toplum oluşturmak için dinlerin gösterdiği güzel
vasıfları savunduklarından söz etti. Önemli olanın,
farklılıklar içinde güzellikleri bulmak olduğunu
belirterek, peygamberlerin birbirleri ile barışık
olduğu halde ümmetlerinin kavgalı olmasını
anlayamadığına işaret etti. Siyasilerin ve din
adamlarının doğruyu bulmakta birbirlerine yardımcı
olmaları gerektiğine dikkat çekerek bu noktada
Papa’nın, Ermeni soykırım iddiaları karşısındaki
yanlış tutumunu tenkit etti...
|