|
TÂRIK B. ZİYÂD ENDÜLÜS’ÜN FETHİ ÖNCESİNDE GEMİLERİ
YAKTI MI?
İsmail Hakkı ATÇEKEN
İslâm dininin çeşitli ırk ve milletlere ulaştırılması ve İslâm coğrafyasının
genişletilmesi amacıyla Müslümanlar ilk dönemlerden
itibaren çeşitli bölgelerde fetih hareketleri gerçekleştirmişlerdir.
Hz. Peygamber (S. ) döneminde başlayan, Râşid
halifeler zamanında Sûriye, Irak, İran ve Mısır’da
devam eden fetihler, Emevîler döneminde de en geniş
şekliyle sürmüş ve bu dönemin en karakteristik özelliklerinden
birisi olmuştur. İstisnalar dışında Emevî
halifelerinin önemli bir kısmı, bir yandan kendi dönemlerinde
meydana gelen iç isyanlar ve ayaklanmalarla uğraşırken
diğer yandan dış siyasetle de ilgilenerek fetihleri
devam ettirmeye çalışmışlardır. Bunun doğal
sonucu olarak özellikle Velîd b. Abdülmelik döneminde
(86-96/705-715) Emevî devletinin sınırları doğuda
Çin’e, batıda İspanya’ya, kuzeyde Kafkasya’ya
dayanacak ve güneyde ise Yemen’i içine alacak
derecede geniş bir alana ulaşmıştır.
İlk dönem İslâm
tarihinde gerçekleştirilen fetihler dinî, siyâsî,
askerî, sosyal ve iktisâdî açılardan birçok
etkiler ve sonuçlar bırakmıştır. Emevîler döneminde
gerçekleştirilen önemli fetihlerden birisi de Endülüs’ün
(İspanya, İberya yarımadası) fethidir.
Bu fetih sayesinde hem Müslümanların Avrupa’ya geçiş
noktasındaki stratejik ve jeopolitik açıdan büyük
önem taşıyan İberya yarımadası ele geçirilmiş,
hem de yaklaşık sekiz asır devam edecek olan Endülüs’teki
İslâm varlığının ve Endülüs medeniyetinin temeli
atılmıştır. Endülüs’ün fethiyle ilgili olarak
bazı kaynaklarda detaylı bilgiler bulunmasına rağmen
bir kısım temel kaynakta yeterli bilgi bulunmaması
dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra fetih esnasında
meydana geldiği öne sürülen bazı olaylar hakkında
tartışmalar bulunmaktadır. Üzerinde farklı yorumlar
bulunan ve meydana gelip-gelmediği hususunda tartışmaların
bulunduğu konulardan birisi de Târık b. Ziyâd’ın
İspanya kıyılarına ulaştıktan sonra tüm gemileri
yakması olayıdır. Bu makalemizde Târık b. Ziyâd’ın
gemileri yakması olayıyla alakalı rivâyetler ve bu
husustaki farklı yorumlar ele alınarak bu tartışmalı
konu incelenip değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Yapmış olduğumuz
araştırmalar sonucunda tespitlerimize göre bu
ihtilaflı konuyla alakalı olarak tarihçilerin ve araştırmacıların
yaklaşımları farklı olmuştur. Bu yaklaşımları 3
ana grupta toplamak mümkündür:
1-) Târık b. Ziyâd’ın
gemileri yakması olayını zikredenler.
2-) Bu olaya hiç
temas etmeyenler.
3-) Bu olayı kabul
etmeyip, tenkît edenler.
Araştırmamızda
objektif olmanın bir gereği olarak her üç grupta
bulunan tarihçi ve araştırmacıların görüşleri
ayrı ayrı incelenecektir. Her grubun yaklaşımını
incelerken öncelikli olarak temel kaynaklarda bulunan
bilgiler ele alınacaktır. Daha sonra ise bu hususta
yorum yapan çağdaş tarihçi ve araştırmacıların
değerlendirmelerine göz atıp bu tartışmalı konu
yorumlanacak ve bir sonuca ulaşılmaya gayret
edilecektir.
Konuya girerken Endülüs’ün
fethi öncesinde Emevî devletinin Kuzey Afrika’daki
konumuna ve bu bölgede gerçekleştirilen fetihlere kısaca
temas etmenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Hz. Ömer döneminde
Mısır’ın ve Hz. Osman döneminde Ifrîkıyye’deki
bazı bölgelerin fethedilmesinden sonra Emevîler döneminde
de bu bölgedeki fetihler devam etmiştir. Emevîler döneminde
Ifrîkıyye ve Mağrib valiliğine tayin edilen
komutanlar arasında özellikle Ukbe b. Nâfi (V. H.
63/682-683), Hassan b. Nu’man el-Ğassânî (V. H.
85/704) ve Mûsâ b. Nusayr (V. H. 97/716)’ın yıllarca
süren başarılı fetih hareketleri sonucu Ifrîkıyye
ve Mağrib bölgesinin tamamı fethedilmiş ve Emevî
devletinin sınırları Atlas okyanusu kıyılarına
kadar uzanmıştır.
90/709 yılına ulaşıldığında günümüzdeki Libya,
Cezâyir, Fas ve Tunus gibi ülkelerin topraklarını içine
alan Ifrîkıyye ve Mağrib bölgesinin tamamı Müslümanların
eline geçmiştir. Sadece kara fetihleriyle yetinilmemiş,
Tunus’ta kurulan tersanede yapılan gemilerle
Akdeniz’deki çeşitli adalara seferler düzenlenerek
Akdeniz’deki Bizans hâkimiyetine karşı mücadele
edilmiştir. Emevîler döneminde yapılan başarılı
deniz seferleri sonucu Akdeniz’deki Kıbrıs, Rodos,
Sardunya, Mayorka, Minorka vb. adalar fethedilmiş,
farklı halifeler döneminde yapılan bir kaç akın
sonucu Akdeniz’deki en büyük adalardan birisi olan
Sicilya adasının önemli bir kısmı ele geçirilmiştir.
Tüm bu fetihler Emevîler döneminde yeni
tersaneler kurulmasına ve dolayısıyla İslâm
denizciliğinin gelişmesine yol açmıştır. Bu
fetihlerden sonra Müslümanların hedefi hem stratejik
bakımdan çok önemli bir konumda olan, hem de verimli
topraklara sahip bir ülke olan İspanya’yı
fethetmekti.
Endülüs’ün
fethedilmesi için şartların uygun olduğu kanaatine
ulaşan Ifrîkıyye ve Mağrib valisi Mûsâ b. Nusayr,
halife Velîd b. Abdülmelik’in iznini alarak 91/710 yılında
Tarîf b. Mâlik komutasında bir deneme seriyyesini İspanya
kıyılarına gönderdi. 500 kişilik bu birlik herhangi
bir problemle karşılaşmadan Kuzey Afrika’ya geri döndü.
Tarîf b. Mâlik’in bu ilk seferi hem Müslümanların
girişecekleri büyük fetih hareketi öncesi moral
kazanmalarına, hem de bu bölge hakkında daha detaylı
bilgi edinmelerine yol açtı. Mûsâ b. Nusayr, azatlısı
ve Tanca valisi olan, Berberî asıllı olduğu kabul
edilen Târık b. Ziyâd’ı
Endülüs’e gidecek İslâm ordusunun komutanlığına
tayin ederek ilk planda 7. 000 kişilik bir ordu hazırladı.
Târık b. Ziyâd,
92/711 yılında tercih edilen görüşe göre Septe (Ceuta)
limanından gemilerle yola çıkarak İspanya’nın en
güneyinde bulunan ve daha sonra Cebel-i Târık diye
isimlendirilecek olan Calpe (Gibraltar) adlı bölgeye
ulaştı. Târık, burada karargahını kurdu ve
ordusunun tamamının İspanya kıyılarına ulaşmasını
bekledi. Daha sonra İspanya’nın kuzey bölgelerine
sefere çıkmak için ordusunu düzene koydu. O sırada
İspanya Vizigot kralı Rodrigo kuzey İspanya’da bir
seferde bulunuyordu. Müslümanların İspanya’nın güney
bölgelerine ulaştıkları haberini öğrenen Rodrigo büyük
bir ordu hazırlayıp güneye doğru harekete geçti. Bu
ordunun sayısı hakkında tarihçiler 40. 000,
70. 000
ve 100. 000
rakamlarını verirler. Ancak daha çok kabul edilen görüşe
göre Vizigot ordusu 40. 000 kişiydi. Bu durumu öğrenen
Târık b. Ziyâd’ın yardımcı kuvvet istemesi üzerine
Mûsâ b. Nusayr 5. 000 kişilik bir birlik daha gönderdi.
Böylece Târık’ın ordusundaki Müslüman
askerlerinin sayısı 12. 000’e ulaştı.
İslâm tarihinde “Lekke (Guadalate) Vadisi Savaşı”
olarak bilinen savaş sonunda Rodrigo ve ordusu mağlup
oldu. Bu zafer Endülüs’ün kapılarını Müslümanlara
açtı. Gerek Târık b. Ziyâd, gerekse bir yıl sonra
fetihleri tamamlamak için 18. 000 kişilik bir orduyla
Endülüs’e gelen Mûsâ b. Nusayr’ın gerçekleştirdiği
önemli fetihler sonunda 3 yıl gibi kısa süre içinde
İspanya’nın tamamı fethedildi.
Endülüs’ün fetih süreciyle ilgili verdiğimiz bu kısa bilgilerden
sonra Târık b. Ziyâd’ın, kendilerini İspanya’ya
taşıyan gemileri yakması olayına geçmek uygun
olacaktır. Târık b. Ziyâd’ın gemileri yaktığını
öne süren tarihçi ve çağdaş araştırmacılara karşılık
böyle bir olaydan hiç bahsetmeyen tarihçi ve araştırmacılar
da vardır. Bazı çağdaş araştırmacılar ise
gemilerin yakılması olayını kabul etmeyip, bununla
alakalı rivâyetleri tenkît etmektedirler. Makalemizin
girişinde de ifade ettiğimiz gibi biz her üç grubun
yaklaşımını ayrı başlıklar altında ele alıp
inceleyeceğiz.
|