|
HİLAFET KARŞITI BİR KİŞİ OLARAK ALİ ABDURRAZIK VE KİTABI “el-İSLÂM VE USÛLU’L-HUKM” ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR
Mehmet
AZİMLİ
Ali Abdurrazık’ın 1925 yılında yayınladığı “İslâm ve Usulu’l-Hukm”
isimli kitabı
İslam dünyasında özellikle de Mısır’da büyük
bir tartışma meydana getirmiştir. Halifeliğin
kaldırılmasının hemen akabinde meydana gelen bu
tartışma sonraki yıllarda da uzun süre devam
etmiştir. Ezher uleması, kendisi de bir Ezher’li
olan Ali Abdurrazık ve kitabına sert bir şekilde
cevap verip, yazarı Ezher’den atarak, alimlik
yetkisini elinden almıştır. Bu da tartışmaların
daha da alevlenmesine ve uluslararası boyut
kazanmasına sebep olmuştur. Çalışmamızda yazarın
hayatı ve kitabı hakkındaki tartışmalardan
bahsettikten sonra kitabını kısaca değerlendirmeye
çalışacağız.
Mısır’ın
Said bölgesindeki Minye kasabasında köklü bir
ailenin çocuğu olarak H.1300/M. 1888 yılında doğan
Ali Abdurrazık, Kur’an-ı ezberledikten sonra 10
yaşındayken Ezher Üniversitesi’ne intisab etmiş
ve ilk öğrenimine başlamıştır. O dönemde
Abduh Ezher’de ders veriyordu. Abduh aynı zamanda
Ali Abdurrazık’ın babasının da arkadaşlarındandı.
Bu durum Ali Abdurrazık’ın daha sonra Mısır’ın
bir çok tanınmış alimiyle tanışmasına vesile
olacaktır. Orta ve yüksek öğrenimini de
Ezher’de tamamlayan Abdurrazık, bunun yanında
batı tarzı bir eğitim almak için yeni kurulan Mısır(Kahire)
üniversitesine de devam etmiştir. Buradaki yabancı
hocaların derslerine, bu cümleden olarak
Nallino’un edebiyat derslerine, Santillana’nın
tarih derslerine katılmıştır.
Abdurrazık öğrenimini
tamamladıktan ve Ezher’de bir müddet tarih
dersleri okuttuktan sonra 1912 yılında İngiltere’ye
gitti ve Oxford Üniversitesi’nde iktisat ve
siyaset bilimleri alanında çalıştı. Fakat I. Dünya
Savaşı’nın başlaması üzerine öğrenimini
yarıda bırakarak Mısır’a dönmek zorunda kaldı.
1915 yılında Mansura mahkemesi kadılığına
getirildi. Kitabının yayınlanmasına kadar da bu
görevde kaldı. Bu
görev sırasında İslam’da yargı tarihi
konusunda yoğun düşünme fırsatı bulan yazarın
kitabı bir ölçüde bu araştırmanın bir ürünüdür.
Yazarın “İslam
ve Usulu’l-Hukm” adlı kitabını yayınladığı
1920’li yıllarda I. Dünya Savaşı’nın
bitimiyle İslam dünyasının büyük bölümü batılı
sömürgeciler tarafından ele geçirilmiş ve İslam
dünyasının her tarafına kan, gözyaşı, ihanet
hakim olmuştu.
İşte tam bu dönemde
3 mart 1924 tarihinde hilafetin de ilga edilmesiyle
İslam dünyası tamamen başsız kalmış, bu da Müslümanları
hilafet konusunda tamamen duygusallığa itmişti.
1920’lerde Mısır’da ve Ebu’l-Kelam Azad başkanlığında
Hindistan’da başlayan hilafet tartışmaları,
hilafetin kaldırılmasıyla birlikte hilafet
kurumunun yapılanmaya başladığı dönemden bu
tarafa en yüksek seviyeye çıkmıştı.
Hindistan’daki Hilafet hareketi, hilafetin yeniden
tesisi için sesini yükseltirken, Mısır’da el-Menar
dergisi çerçevesinde hararetli tartışmalar
oluyordu.
Bu arada İslam
dünyasında siyasî, sosyal, iktisadî ve düşünce
planında yoğun bir çöküş ve çözülme yaşanıyordu.
Savaşta mağlup olan Müslümanlar, bütün
teknolojisi ve siyasî ideolojisi ile İslam dünyasını
sömürgeleştirmeye başlayan Avrupa ile karşı
karşıya kalmışlardı. Benzer olumsuzluklara rağmen
bu kötü şartlardan kurtulmayı düşünen Müslümanlar,
yoğun çabalar sarfediyorlardı. İslam’ın
kendisi kadar eski sayılan hilafet müessesesini
tekrar başka topraklarda diriltmek adına çeşitli
çalışmalar ve kongreler tertip etmeye çalışıyorlar,
İslam dünyasını bu karışıklıktan kurtarmanın
yollarına kafa yoruyorlardı.
Bu yoğun çabaların
somut bir sonuç vermemesi, Batı’nın İslam dünyasındaki
baskılarının ve sömürgelerinin artması, İslam
dünyasında her alanda çöküşün ilerlemesi, Müslümanların
gözünde hilafeti iyice kutsallaştırmış ve ulaşılması
gereken ideal bir konum noktasına getirmişti.
Birkaç istisna dışında İslam dünyası bu
konuda adeta bir fikir birliğindeydi ve Hilafet
konusunda iyice duygusal hale gelmişti.
İşte tam bu
duygusal ortamda Abdurrazık’ın yazdığı kitap
İslam dünyası üzerinde büyük bir sarsıntı
meydana getirmiştir. Bunu yapan da klasik bir
gelenekten gelen Ezher’li bir alimdi. Bu olay
hilafetin kaldırılmasından sonra, çok cüretkarca
olan ilk radikal yönelimdi.
Yazarın kitabındaki hilafetin İslamî uygulamada
hiçbir mesnedinin olmadığı iddiası, özellikle
dinî çevrelerde büyük bir fırtına kopardı.
Yazar, kitabını özetle iki temel teze dayandırıyordu.
Birincisi geleneksel hilafet sistemi ne zorunludur,
ne de şeriate dayalıdır. İkincisi İslam her ne
şekilde olursa olsun hiçbir siyasi ilke ortaya
koymamıştır.
Kitabın yayınlanmasıyla
birlikte yazar, İslam dünyasında belki de o
zamana kadar hiçbir müellifin karşılaşmadığı
bir tepkiyle karşılaştı. Klasik Ehl-i sünnet
ulemasının hakarete varan saldırıları sonucu
birkaç ay geçmeden Ezher diploması iptal
edilerek, alimlik sıfatı elinden alındı.
Karşılaştığı
sert tepkiler sonucu Abdurrazık, susmayı yeğlemek
zorunda kalmıştır. Kendisi yerine, fikirlerini
reddedenlerle, onu savunanlar tartışmışlardır.
1967 yılındaki ölümüne kadar da bu tartışmaların
içine fiilen girmemiştir.
Ezher’den atılmasından
sonra İngiltere’ye dönüp yarıda kalan
tahsilini tamamlayan Abdurrazık, birkaç yıl sonra
hukuk diplomasıyla Mısır’a dönmüştür. Bir müddet
avukatlık yaptıktan sonra seçimlere girerek
milletvekili olmuştur. Tarihin bir cilvesi sonucu
1948-1949 yıllarında kendisini kadılık görevinden
ihraç eden Ezher’den sorumlu Evkaf bakanlığına
getirilmiş ve Ezher onun idaresine verilmiştir. Bu
dönemde Ezher şeyhi Meraği, bazı alimlerin isteği
üzerine Abdurrazık’a iade-i itibar sağlamıştır.
Bazı görüşlere
göre ise yazarın son günlerinde, kitabında yazdığı
fikirlerden pişmanlık duyduğu belirtilmektedir.
Abdurrazık
için, İslam dünyasında bir buhran döneminde
ortaya çıkmış en tartışmacı teorisyendi
diyebiliriz. İlginç olan onun Ezher mezunu ve
klasik bir gelenekten gelmesine karşın, gerek
Ezher ve gerekse Reşid Rıza gibi reformcu kabul
edilen ulema tarafından eleştirilmesiydi.
Abdurrazık’ın kitabı küçük
bir risale olmasına rağmen İslam tarihinin en büyük
tartışmalarına sebep olmuştur. Kitap muhtevasından
çok, serüveni ile meşhur olmuştur. Şimdi bu
kitap sebebiyle ortaya çıkan tepkiler ve sonuçlarını
incelemeye çalışalım.
|