ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Ejder Okumuş: DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNE MEŞRUİYET KAVRAMI ETRAFINDA BİR YAKLAŞIM
İsmail Hakkı Atçeken: TÂRIK B. ZİYÂD ENDÜLÜS’ÜN FETHİ ÖNCESİNDE GEMİLERİ YAKTI MI?
Dilâver Gürer: İBN ARABÎ’DE LÜGAT, ISTILAH VE BÂTIN ANLAMLARIYLA DİN KAVRAMI
Mehmet Azimli: HİLAFET KARŞITI BİR KİŞİ OLARAK ALİ ABDURRAZIK VE KİTABI “el-İSLÂM VE USÛLU’L-HUKM” ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR
Mustafa Koç: DİN PSİKOLOJİSİ AÇISINDAN PSİKANALİZ VE DİN BAĞLAMINDA S. FREUD’UN “TOTEM VE TABU” ADLI ESERİ ÜZERİNE BAZI TESPİTLER
Abdulcelil Candan: MEÂL VE TEFSİRLERDE GÖRÜLEN BAZI SÖZCÜK VE DEYİM HATALARI İLE BUNLARIN ÖNEMLİ NEDENLERI
Gıyasettin Arslan: TEFSİRDE DÜNYEVİLEŞME
Hidayet Işık: FAHREDDİN RAZİ’NİN “MÜNAZARA Fİ’R-REDDİ ALE’N-NASARA” ADLI ESERİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME
el-Abd Halil Ebu İyd Çeviri: Mustafa Akman: İSLÂM HUKUKU'NA GÖRE KISIRLAŞTIRMAYLA VE GEÇİCİ YOLLARLA DOĞUM KONTROLÜ
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Yusuf Acar: HADİS METİNLERİNİ ANLAMADA ÖZNELLİK SORUNU
-‘Sahabenin Sünnet Anlayışı’ Özelinde-

Ahmet Tahir Dayhan: İMAM BUHÂRÎ’NİN TANINMAYAN BAZI KİTAPLARI
 
NOSTALJİ:
Ord. Prof. Şemseddin Günaltay: İSLÂMDAN ÖNCE ARAPLAR ARASINDA KADININ DURUMU, ÂİLE VE TÜRLÜ NİKÂH ŞEKİLLERİ
  makaleler


HİLAFET KARŞITI BİR KİŞİ OLARAK ALİ ABDURRAZIK VE KİTABI “el-İSLÂM VE USÛLU’L-HUKM” ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR

Mehmet AZİMLİ

Ali Abdurrazık’ın 1925 yılında yayınladığı “İslâm ve Usulu’l-Hukm” isimli kitabı[1] İslam dünyasında özellikle de Mısır’da büyük bir tartışma meydana getirmiştir. Halifeliğin kaldırılmasının hemen akabinde meydana gelen bu tartışma sonraki yıllarda da uzun süre devam etmiştir. Ezher uleması, kendisi de bir Ezher’li olan Ali Abdurrazık ve kitabına sert bir şekilde cevap verip, yazarı Ezher’den atarak, alimlik yetkisini elinden almıştır. Bu da tartışmaların daha da alevlenmesine ve uluslararası boyut kazanmasına sebep olmuştur. Çalışmamızda yazarın hayatı ve kitabı hakkındaki tartışmalardan bahsettikten sonra kitabını kısaca değerlendirmeye çalışacağız.

Mısır’ın Said bölgesindeki Minye kasabasında köklü bir ailenin çocuğu olarak H.1300/M. 1888 yılında doğan Ali Abdurrazık, Kur’an-ı ezberledikten sonra 10 yaşındayken Ezher Üniversitesi’ne intisab etmiş ve ilk öğrenimine başlamıştır. O dönemde Abduh Ezher’de ders veriyordu. Abduh aynı zamanda Ali Abdurrazık’ın babasının da arkadaşlarındandı. Bu durum Ali Abdurrazık’ın daha sonra Mısır’ın bir çok tanınmış alimiyle tanışmasına vesile olacaktır. Orta ve yüksek öğrenimini de Ezher’de tamamlayan Abdurrazık, bunun yanında batı tarzı bir eğitim almak için yeni kurulan Mısır(Kahire) üniversitesine de devam etmiştir. Buradaki yabancı hocaların derslerine, bu cümleden olarak Nallino’un edebiyat derslerine, Santillana’nın tarih derslerine katılmıştır.[2]

Abdurrazık öğrenimini tamamladıktan ve Ezher’de bir müddet tarih dersleri okuttuktan sonra 1912 yılında İngiltere’ye gitti ve Oxford Üniversitesi’nde iktisat ve siyaset bilimleri alanında çalıştı. Fakat I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine öğrenimini yarıda bırakarak Mısır’a dönmek zorunda kaldı. 1915 yılında Mansura mahkemesi kadılığına getirildi. Kitabının yayınlanmasına kadar da bu görevde kaldı. [3]Bu görev sırasında İslam’da yargı tarihi konusunda yoğun düşünme fırsatı bulan yazarın kitabı bir ölçüde bu araştırmanın bir ürünüdür.

Yazarın “İslam ve Usulu’l-Hukm” adlı kitabını yayınladığı 1920’li yıllarda I. Dünya Savaşı’nın bitimiyle İslam dünyasının büyük bölümü batılı sömürgeciler tarafından ele geçirilmiş ve İslam dünyasının her tarafına kan, gözyaşı, ihanet hakim olmuştu.

İşte tam bu dönemde 3 mart 1924 tarihinde hilafetin de ilga edilmesiyle İslam dünyası tamamen başsız kalmış, bu da Müslümanları hilafet konusunda tamamen duygusallığa itmişti. 1920’lerde Mısır’da ve Ebu’l-Kelam Azad başkanlığında Hindistan’da başlayan hilafet tartışmaları, hilafetin kaldırılmasıyla birlikte hilafet kurumunun yapılanmaya başladığı dönemden bu tarafa en yüksek seviyeye çıkmıştı. Hindistan’daki Hilafet hareketi, hilafetin yeniden tesisi için sesini yükseltirken, Mısır’da el-Menar dergisi çerçevesinde hararetli tartışmalar oluyordu.[4]

Bu arada İslam dünyasında siyasî, sosyal, iktisadî ve düşünce planında yoğun bir çöküş ve çözülme yaşanıyordu. Savaşta mağlup olan Müslümanlar, bütün teknolojisi ve siyasî ideolojisi ile İslam dünyasını sömürgeleştirmeye başlayan Avrupa ile karşı karşıya kalmışlardı. Benzer olumsuzluklara rağmen bu kötü şartlardan kurtulmayı düşünen Müslümanlar, yoğun çabalar sarfediyorlardı. İslam’ın kendisi kadar eski sayılan hilafet müessesesini tekrar başka topraklarda diriltmek adına çeşitli çalışmalar ve kongreler tertip etmeye çalışıyorlar, İslam dünyasını bu karışıklıktan kurtarmanın yollarına kafa yoruyorlardı.

Bu yoğun çabaların somut bir sonuç vermemesi, Batı’nın İslam dünyasındaki baskılarının ve sömürgelerinin artması, İslam dünyasında her alanda çöküşün ilerlemesi, Müslümanların gözünde hilafeti iyice kutsallaştırmış ve ulaşılması gereken ideal bir konum noktasına getirmişti. Birkaç istisna dışında İslam dünyası bu konuda adeta bir fikir birliğindeydi ve Hilafet konusunda iyice duygusal hale gelmişti.

İşte tam bu duygusal ortamda Abdurrazık’ın yazdığı kitap İslam dünyası üzerinde büyük bir sarsıntı meydana getirmiştir. Bunu yapan da klasik bir gelenekten gelen Ezher’li bir alimdi. Bu olay hilafetin kaldırılmasından sonra, çok cüretkarca olan ilk radikal yönelimdi.[5] Yazarın kitabındaki hilafetin İslamî uygulamada hiçbir mesnedinin olmadığı iddiası, özellikle dinî çevrelerde büyük bir fırtına kopardı. Yazar, kitabını özetle iki temel teze dayandırıyordu. Birincisi geleneksel hilafet sistemi ne zorunludur, ne de şeriate dayalıdır. İkincisi İslam her ne şekilde olursa olsun hiçbir siyasi ilke ortaya koymamıştır.[6]

Kitabın yayınlanmasıyla birlikte yazar, İslam dünyasında belki de o zamana kadar hiçbir müellifin karşılaşmadığı bir tepkiyle karşılaştı. Klasik Ehl-i sünnet ulemasının hakarete varan saldırıları sonucu birkaç ay geçmeden Ezher diploması iptal edilerek, alimlik sıfatı elinden alındı.

Karşılaştığı sert tepkiler sonucu Abdurrazık, susmayı yeğlemek zorunda kalmıştır. Kendisi yerine, fikirlerini reddedenlerle, onu savunanlar tartışmışlardır. 1967 yılındaki ölümüne kadar da bu tartışmaların içine fiilen girmemiştir.

Ezher’den atılmasından sonra İngiltere’ye dönüp yarıda kalan tahsilini tamamlayan Abdurrazık, birkaç yıl sonra hukuk diplomasıyla Mısır’a dönmüştür. Bir müddet avukatlık yaptıktan sonra seçimlere girerek milletvekili olmuştur. Tarihin bir cilvesi sonucu 1948-1949 yıllarında kendisini kadılık görevinden ihraç eden Ezher’den sorumlu Evkaf bakanlığına getirilmiş ve Ezher onun idaresine verilmiştir. Bu dönemde Ezher şeyhi Meraği, bazı alimlerin isteği üzerine Abdurrazık’a iade-i itibar sağlamıştır.

Bazı görüşlere göre ise yazarın son günlerinde, kitabında yazdığı fikirlerden pişmanlık duyduğu belirtilmektedir.[7]

Abdurrazık için, İslam dünyasında bir buhran döneminde ortaya çıkmış en tartışmacı teorisyendi diyebiliriz. İlginç olan onun Ezher mezunu ve klasik bir gelenekten gelmesine karşın, gerek Ezher ve gerekse Reşid Rıza gibi reformcu kabul edilen ulema tarafından eleştirilmesiydi.

Abdurrazık’ın kitabı küçük bir risale olmasına rağmen İslam tarihinin en büyük tartışmalarına sebep olmuştur. Kitap muhtevasından çok, serüveni ile meşhur olmuştur. Şimdi bu kitap sebebiyle ortaya çıkan tepkiler ve sonuçlarını incelemeye çalışalım.


[1] Ali Abdurrazık, İslam ve Usulu’l-Hukm, Beyrut, 1972

[2] İnayet Hamit, Arap Siyasi Düşüncesinin Seyri, çev:Hicabi Kırlangıç, İst. 1991, 202

[3] Görmez Mehmet, İslam Dünyasında Laiklik Tartışmasını Başlatan Bir Kitap ve Bu Kitabın Serencamı, İslami Araştırmalar, sayı 3-4 c. 8 Ank. 1995, 224

[4] el-Efendi, Abdulvehhab, Nasıl Bir Devlet, çev. Hasan T. Kösebalaban İst. 1994, 61

[5] Ced’an Fehmi, İslami Yönetim Tartışmaları, çev; Mehmet Yolcu İst. 1989, 11

[6] el-Efendi, 63

[7] Görmez, 226