|
DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNE MEŞRUİYET KAVRAMI ETRAFINDA BİR YAKLAŞIM
Ejder OKUMUŞ
Şüphesiz bugün din-devlet ilişkilerini önemli kılan
etkenlerin başında, dinin ve dinî hareketlerin, genel
anlamda Dünya ölçeğinde, özel anlamda ise İslam Dünyası
ve Türkiye coğrafyasında yeniden canlanması
ve apaçık bir biçimde kendini ortaya koymasıyla
birlikte din-devlet ilişkileri olgusunun, en çok üzerinde
durulan tarihî, sosyal, kültürel, siyasî vb. konular
arasında bulunması gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan
sonra bütün dünyada dinin canlandığı, dindarlık eğilimlerinde
büyük artışlar olduğu gözlenmeye başlamıştır.
Türkiye’de ise dinin, toplum hayatının önemli ve
ayrılmaz bir realitesini meydana getirmekte olduğu vakıası,
dinî ve sosyal bilimler ve özellikle din
sosyolojisiyle meşgul olanların gözünden kaçmayan
bir husus olduğu
gibi, son dönemde de bir yeniden dinî canlanmadan ve
dindarlık artışından söz edilmektedir.
Doğal olarak bu canlanmalar, din-devlet ilişkileriyle
ilgili meseleleri de beraberinde getirmektedir. Esasen
bugün dinî unsurların siyasal iktidarla ilişkisinin
boyutları ne olursa olsun, din tüm sosyal yapı üzerindeki
nüfuzunu ve toplumun siyasî hayatında görmezlikten
gelinemeyecek denli etkin olma niteliğini sürdürmektedir.
Dün olduğu gibi bugün de din ile siyasî iktidar arasındaki
ilişkiler, toplumların hayatında önemli ve dinamik
bir yer tutmaktadır.
Hemen hemen her şeyin kısmen siyasal olduğu,
insan psikolojisiyle siyaset arasında yakın ilişkiler
bulunduğu
veya insanın doğuştan siyasî bir takım özelliklere
sahip bulunduğu
düşünüldüğünde, din-devlet ilişkisi olgusunun
sosyal hayatta ne kadar önemli bir yere sahip olduğu
daha net görülebilecektir.
Kökeni tarihin derinliklerine
uzanan ve tarih boyunca değişik boyutlarda kendini gösteren
din-devlet ilişkileri olgusu, din sosyolojisinin önemli
ilgi alanlarından birini oluşturmaktadır.
Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından
itibaren din sosyolojisi alanında, din-siyaset, din-hükümetler,
din ve devletler arasındaki kompleks ilişkiler önemli
ve başlıca inceleme konuları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Modern zamanlarda her ne kadar ulus devletler, dini
belli alanlara hasretmeye özel bir çaba harcamışlarsa
da modern toplumlarda, modern halk katmanları arasında
dinin ve dinî değerlerin yönlendiriciliği devam etmiş
ve giderek de artmıştır. İslam Dünyası’nda
meydana gelen bazı olaylar ise, bütün bir dünyanın
dikkatlerini üzerine çekerek din-devlet ilişkileri
olgusunu çok hızlı ve etkin bir biçimde gündeme
sokmuştur.
Bu durum, din sosyolojisinde de din-devlet ilişkileriyle
ilgili alanlara yönelimi arttırmıştır. Denilebilir
ki bugün din-devlet ilişkileri olgusu, genel olarak
sosyal bilimlerin, özelde ise din sosyolojisinin en önemli
ilgi alanlarından birini oluşturmaktadır.
Din ile toplum ilişkilerinin tam bir sosyolojik
incelemeye tabi tutulabilmesi, dinî faktör ve düşüncenin,
grup ve toplumların hayatları açısından ne denli önem
taşıdığının anlaşılması için, belki de
toplumsal ünitelerin en karmaşığını teşkil eden,
nicelik ve nitelik bakımından diğer sosyal teşkilatların
önünde yer alan devletin,
din ile nasıl bir ilişki içerisinde bulunduğunun
tetkik edilmesi şarttır.
Kaldı ki pratik dünyamızda da dinin en çok söz
konusu edildiği, en çok tartışıldığı, en çok
problemli olduğu yerlerden biri, devlettir. Dolayısıyla
din sosyolojisi, din ile belli ilişkileri olan ve
sosyolojik ehemmiyet taşıyan bir olgu olarak görülebildiği
ölçüde devletle ilişkilidir. Esasen bunun nedeni, önemli
sosyal düzen biçimi olarak devletle, önemli sosyal
bir olgu olarak din arasındaki ilişkilerin tarîhî ve
sosyolojik açıdan ayrı bir önem taşımalarıdır.
İşte bu çalışmada din sosyolojisinin önemli ilgi alanlarından olan
din-devlet ilişkileri olgusu, meşrûiyet kavramı
etrafında tipolojik verilerden de yararlanarak ele alınmaya
ve anlaşılmaya çalışılmaktadır.
|