|
İSTANBUL TOPKAPI MUSHAFI HZ. OSMAN’A MI AİTTİR?
Mustafa ALTUNDAĞ
Son dönemlerde İslâm
dünyasında Kur’an tarihi çalışmalarının yoğunluk
kazanmaya başladığı görülmektedir. Bunda
şarkiyatçıların Kur'an üzerine yazdıkları
eserlerde, onun mevsûkiyeti hakkında öne
sürdükleri bazı iddiaların da önemli etkisi
bulunmaktadır. Her hâlükârda bu tür çalışmalar,
Kur'an'ın inişinden günümüze gelişini bilimsel
esaslar çerçevesinde ayrıntılı olarak ortaya
koyacak geniş çaplı eserlerin ortaya çıkışına
zemin teşkil edecektir.
Günümüze kadar geliş seyrinde Kur'an metni,
önemli dönüm noktaları geçir-miştir. Bunlardan
birisi de III. Halife Osman döneminde, onun
metninin seçkin bir heyet tarafından ilmî
usuller çerçevesinde çoğaltılarak İslâm
coğrafyasının ana şehir-lerine gönderilmesi ve
böylece müslümanların, Kur'an'ı okuma ve
yazmada, belli bir standarda kavuşturulması
olmuştur. Çoğaltılan mushafların ana şehirlere
gönderil-mesinin ardından müslümanlar, daha önce
ellerinde bulunan mushafları veya Kur'an yazılı
malzemeleri imhâ etmişler ve kendilerine
gönderilen resmî mushaflardan kısa sürede çok
sayıda nüshalar çıkarmışlardır. Böylece Kur'an
şifâhî naklin yanı sıra yazı yoluyla da sonraki
nesillere sağlam bir yolla ulaştırılmıştır.
Hz. Osman'ın istinsah ettirdiği mushafların
âkıbeti; günümüze ulaşıp ulaşma-dıkları
meselesi, ulaşmamış olmaları durumunda Kur'an'ın
mevsûkiyetine her hangi bir halel getirmemekle
birlikte, Kur'an tarihinin merak edilen
yönlerinden birini oluş-turur. İslâm tarihi
boyunca bu mushaflar içerisinde Hz. Osman'a
nisbet edilen, şehit edildiği sırada okumakta
olduğu ve üzerine kan damlalarının döküldüğü
söylenen mushaf, özel bir ilgi odağı olmuştur.
Daha önceki dönemlerde olduğu gibi günümüz-de de
dünyanın değişik yerlerinde bulunan ve Hz.
Osman'ın yukarıda sözü edilen mushafı olduğu
söylenen kadim nüshalar bulunmaktadır. Kahire,
Taşkent ve İstanbul Topkapı nüshaları, bunların
en meşhur olanlarını teşkil eder. Bunlar
içerisinde özel-likle Topkapı mushafı hakkında,
görebildiğimiz kadarıyla, geniş çaplı bir
araştırma ve inceleme yapılmış değildir.
Bu çalışmada İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi'nde
(Müze No: 41, Envanter No: 32, Kütüphane No:
H.S. 194) bulunan mushaf incelenecek; onun Hz.
Osman'a ait olup olmadığı ortaya konulmaya
çalışılacaktır. Dr. Tayyar Altıkulaç'ın,
mushafın mikrofilminden yapılan tab'ının bir
fotokopi nüshasını İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM)
Kütüphanesi'ne (Üsküdar/İstanbul) bırakması, onu
incelemede karşılaşılan zorlukları ortadan
kaldırmıştır. Mushafın incelenmesi de bu nüsha
üzerinden yapıla-caktır. Esas konuya geçmeden
önce, Hz. Osman mushaflarının sayısı ve
âkıbetleri ile günümüzde değişik yerlerde
bulunan ve Hz. Osman'a nisbet edilen kadim
mushaflar hakkında genel bir bilgi verilecektir.
Burada bir hususa açıklık getirmede yarar
görüyoruz: Hz. Osman tarafından teşkil edilen
heyetin yazdığı mushafların her birine gerçekte
"imâm mushaf" adı ve-rilmekle birlikte, bu
tabir, bazı kaynaklarda Hz. Osman'ın kan
izlerini taşıyan özel mushafı için
kullanılmaktadır. Bu da mutlak olarak "imâm
mushaf" denildiğinde han-gisinin kastedildiğini
belirlemeyi bazan oldukça zorlaştırmaktadır. Biz
bu çalışmada "imâm mushaf" tabirini, söz konusu
karışıklığı önlemek amacıyla, sadece Hz. Osman-'ın
özel mushafı için kullanmayı tercih ettik.
|