ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
H. Yunus Apaydın: NASLARI ANLAMADA YETKİ VE YÖNTEM SORUNU (Genel Bir Tasvir)
Ahmet Yaman: İSLAM HUKUK İLMİ AÇISINDAN MAKÂSID İCTİHADININ YA DA TELEOLOJİK YORUM YÖNTEMİNİN İLKELERİ ÜZERİNE
Mustafa Altundağ: İSTANBUL TOPKAPI MUSHAFI HZ. OSMAN’A MI AİTTİR?
Zekeriya Güler: HADİS ARAŞTIRMALARINDA DİKKATSİZLİK PROBLEMİ
Yaşar Aydınlı: “EL-ÎZÂH Fİ’L-HAYRİ’L-MAHZ” VE ONUN TESİRİNİ YANSITAN BİR GRUP RİSÂLE
İsmail Hakkı Sezer: ÂDEMCE'YE GİRİŞ
Yavuz Köktaş: HADÎS TARİKLERİNİ BİR ARADA DEĞERLENDİRMENİN FAYDALARI ÜZERİNE
Mehmet Erdem - Tahsin Deliçay: MANTIK, BELÂGAT VE USÛL-Ü FIKIH İLİMLERİ ARASINDA ORTAK BİR KAVRAM OLARAK “DELÂLET”
Adem Apak: OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞ DÖNEMİNDE BURSALI BİR VEZİR AİLESİ KARA TİMURTAŞOĞULLARI
Claude Salamé Çeviri: Kamil Güneş: KELÂM İLMİNİN TEMELLERİNDE RASYONALİST (AKILCI) VE LİTERALİST (NAKİLCİ, LAFIZCI) AKIMLAR VE BÜYÜK KELÂM OKULLARI
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:
Tacettin Uzun: İMAM ŞÂFİÎ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ ÜZERİNE
Nurullah Altaş: TÜRKİYE'DE ÖRGÜN ÖĞRETİMDE DİNİN YERİ
(1924-1980 ARASI DİN ÖĞRETİMİ ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME)
Bünyamin Erul: “HADİS ÇALIŞMALARINI ANLAMADA ÖZNELLİK SORUNU”
Gelenekteki “Tevil”i nesnel, günümüzdeki “Yorum”u öznel gören bir eleştiriye cevap
 
NOSTALJİ:
İzmirli İsmail Hakkı: İLİM ve ULEMÂ ANLAYIŞIM
  makaleler


OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞ DÖNEMİNDE BURSALI BİR VEZİR AİLESİ KARA TİMURTAŞOĞULLARI

Adem APAK

Bursa’nın Osmanlı Devleti’nin gerçek anlamda ilk başkenti olması sebebiyle, kuruluş döneminde devlet idaresinde görev yapanların çoğu Bursa merkezli ailelere mensupturlar. Bunların başlıcaları, Akça Koca, Bayezid Paşa, Çandarlı, Şeyh Edebalı, Gazi Evranos, Hacı İvaz Paşa, Hacı İlbeği, Köse Mihal Bey, Lala Şahin Paşa, Turhan Bey ve Timurtaş Paşa aileleridir[1]. Osmanlı ilk dönem asker, devlet ve ilim adamları genelde bu ailelerden, ya da onların himaye ettikleri şahıslardan çıkmıştır. Bu nedenle -Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinin iyi tespit edilebilmesi için- zikredilen ailelere mensup devlet adamları ve onların faaliyetlerinin araştırılması gerekmektedir. Bu düşünceden yola çıkılarak, çalışmamızda Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’den başlamak üzere, yapılan fetihlerde önemli rol oynayan ve devlet bürokrasisinde de en üst görev olan vezirlik makamına ulaşan, aynı anda beş vezirin görev yaptığı II. Murad dönemi divanına üç vezir vermeyi başarabilen Kara Timurtaşoğulları ailesinin, siyasî, askerî ve kültürel faaliyetleri incelenecektir. Timurtaşoğulları sadece devlet hizmetinde görev yapmamışlar, özellikle Umur Bey başta olmak üzere halkın menfaatine hizmetlerde de bulunarak, bir çok vakıf kurmuşlardır. Biz ilk önce Kara Timurtaş’ın soyundan başlamak üzere, Timurtaşoğulları’nın siyasî ve askerî faaliyetlerini inceleyecek, ardından onların halk menfaatine hizmete sundukları vakıf eserlerinden bahsedeceğiz.

Kara Timurtaş Paşa, Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından olan İnönü kalesi[2] komutanı Aykut (Aygut) Alp’in[3] torunudur. Babası Kara Ali ise, yine Osman Gazi ile birlikte Bizans’a karşı mücadele etmiş, 1303 yılında kendisine verilen bir askerî birlikle Abulyont (Ulubat) Gölü üzerinde bulunan Alyos[4] Adası'nı zaptetmiş, burada görevli bulunan papazı ailesiyle birlikte Osman Bey’e getirmiş, Osman Bey de papazın güzelliği ile meşhur kızını Kara Ali Bey’e nikâhlamıştır[5]. Tekfurpınarı beldesi de yine Kara Ali tarafından Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir[6]. Kara Ali Bey, babası Aygut Alp ile birlikte İzmit’in zaptedilmesinden önce önemli bir adım olan Koyunhisar[7] kalesinin ele geçirilmesinde göreve almış[8], bunun sonucunda Orhan Gazi devrinin ileri gelen devlet adamı ve komutanları arasına da dahil olmuştur[9].

Orhan Gazi döneminde ordu içinde yükselmeye başlayan Timurtaş Paşa, daha önce Akça Koca ile birlikte fethedemediği Gemlik’i ikinci defa kuşatarak bu şehri Osmanlı topraklarına dahil etmiş[10], Rumeli topraklarına geçiş yolu olan Gelibolu, Malkara ve İpsala gibi beldelerin fethinde aktif görev almış[11], yine Akça Koca ile birlikte İznik muhasarasını gerçekleştirmiştir[12]. Kara Timurtaş Paşa, I. Murad (1362-1389) döneminde bilhassa Rumeli fetihlerinde büyük yararlıklar göstererek[13] Balkan fetihlerinde görev yapmış, 1367 yılında Bulgarların elinde bulunan Kızılağaç[14] ve Yanbolu’yu (Diampolis) fethetmiştir.[15]

Timurtaş Paşa, sadece askerî seferlerde değil, ordu teşkilâtının kuruluşunda da Osmanlı devletine önemli katkılar sağlamıştır. I. Murad zamanında, Balkanlar’da Osmanlı hakimiyeti sağlandıktan sonra bazı askerî teşkilatlar oluşturma kararı alınınca, Kara Timurtaş Paşa’nın tavsiyeleri ile tımarlı sipahiler tadil ve ıslah edilmiştir[16]. Yine onun teklifleri doğrultusunda kapıkulu askerlerinden maaşlı süvari birliği kurulmuş, ilaveten seferlerde levazımın muhafazası ile süvari hayvanlarının bakımının sağlanması için Voynuk sınıfı oluşturulmuştur[17]. Ölen sipahilerin tımarlarının onların erkek evlâdına miras usûlü verilmesi de, yine Timurtaş Paşa’nın tavsiyesi ile uygulamaya konulmuştur[18].

Kara Timurtaş Paşa, Lala Şahin Paşa’nın ölümünden sonra Rumeli beylerbeyi[19] oldu[20]. 1382 yılında Manastır, Pirlepe[21], İştip[22] kalelerini ele geçirdi[23]. Bir yıl sonra Bosna ve Arnavutluk üzerine sefer düzenledi[24].

I. Murad döneminde sadece Balkanlar’da değil, Anadolu seferlerinde de Kara Timurtaş Paşa aktif görev yaptı ve ilk defa 1385 yılında Saruhan’ı itaat altına aldı[25]. O dönemde Osmanlı Beyliği’nin en güçlü rakiplerinden olan Karamanoğulları ile 1387 yılında yapılan savaşta Kara Timurtaş Paşa[26], Rumeli askerlerinin başında çarpıştı[27]. Konya önlerinde meydana gelen muharebede Karamanoğlu Alaaddin Bey, ordugâhını terk edip kaçınca[28], onun bıraktığı bütün mallar, Karaman kuvvetlerinin mağlup edilmesinde büyük payı olan Kara Timurtaş’a verildi[29]. Bazı Osmanlı tarihçileri, O'nun bu olayın akabinde vezirlik makamına getirildiğini ileri sürerler[30]. Kaynaklarda Karamanoğlu zaferiyle birlikte Kara Timurtaş’a beylerbeyliği makamının yanında vezirlik ünvanının da verildiği ve iki rütbenin ilk defa onun tarafından üstlenildiği nakledilir[31]. Lala Şahin Paşa’dan sonra ikinci beylerbeyi olan Kara Timurtaş Paşa, Çandarlı Ali Paşa’ya kadar devam eden tek vezir uygulamasının kaldırılmasıyla ikinci vezir ünvanını almıştır[32].

Kara Timurtaş Paşa, 1389 yılındaki Birinci Kosova Savaşı'na iştirak ederek Şehzade Bayezid ile birlikte ordunun sağ kanadında komutan olarak görev yaptı[33]. I. Murad’dan sonra tahta geçen Yıldırım Bayezid döneminde de önemli görevlerde bulundu. Yıldırım’ın emriyle Sırplar’ın elinde bulunan tüm madenleri ele geçirdi[34]. Ayrıca beylerbeylik görevini bu dönemde de devam ettirdi[35].


[1] Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, I-V, Ankara 1988, I, 551-579

[2] İbn Kemal, Tevârîh-i Âl-i Osman, I-II, (haz. Şerafettin Turan), Ankara 1970,1991, I, 139; Hoca Sadeddin Efendi, Tâcü’t-Tevârîh, I-V, (sad. İsmet Parmaksızoğlu), Ankara 1992, I, 37; Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, I-X, İstanbul 1989, I, 72, 75

[3]Aykut Alp, silah arkadaşı olmasının yanında, Osman Gazi’nin elçisi olarak da görev yapmıştır. Müneccimbaşı Ahmed b. Lütfullah’ın bildirdiğine göre, Karacahisar Osman Bey tarafından zaptedilince çevre kalelerde bulunan Rumlar ittifak yapıp Türkler’e saldırı kararı aldıklarında Osman Bey, yakın silah arkadaşları olan Gündüz Alp ile Aykut Alp’i 1289 yılında yardım istemek üzere Anadolu Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Mesud’a elçi olarak göndermişti (bk.Müneccimbaşı, Ahmed b. Lütfullah, Câmiü’d-Düvel, (haz. Ahmet Ağırakça), İstanbul 1995, s. 72).

[4] Marmara Denizi'nde Armutlu yakınlarında yer alan İmralı Adası'nın Kara Ali tarafından alındığı ve Emir Ali olarak anıldığı şeklinde bilgiler de kaynaklarda yer almaktadır. (bk. Türk Ansiklopedisi, XX, 112). Uzunçarşılı ise, tarih kaynaklarının bazılarında eski adı Galyos olan İmralı adasının Kara Ali Bey tarafından fethedildiği yazılmakta ise de, bunun yanlış olduğunu, bunun İmralı Adası ile Ulubat Gölündeki adanın karıştırılmasından kaynaklandığını, zira o tarihlerde Osmanlılarda deniz faaliyetlerinin başlamadığını, bu sebeple Marmara denizine açılıp İmralı’yı fethetmelerinin mümkün olamayacağını ifade etmektedir. (bk.Uzunçarşılı, I, 109). Günümüzde Ulubat gölü içerisinde yer alan bu adada Gölyazı adında bir köy bulunmaktadır. (bk. Türk Ansiklopedisi, XXXIII, 507).

[5] Danışman, Zuhuri, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, I-XIV, İstanbul 1964, II, 54-55; Uzunçarşılı, I, 573-574

[6] Aşıkpaşaoğlu, Aşıkpaşaoğlu Tarihi, (haz. Nihal Atsız), Ankara 1985, s. 33; Hammer, I, 85; Danışman, II, 58

[7] Koyunhisar, Bursa’nın kuzeydoğusunda ve Gemlik’in güneyinde yer alan bir bölgedir (bk.Uzunçarşılı, I, 109). Şimdi burada aynı adla anılan ve Yenişehir-Bursa istikametinde 14. kilometrede yer alan bir köy vardır. (bk. Kaplanoğlu, Raif, Bursa Yer Adları Ansiklopedisi, İstanbul 1996, s. 205).

[8] Aşıkpaşaoğlu, s. 43; Hoca Sadeddin Efendi, I, 60-61; Müneccimbaşı, s. 76; Danışman, II, 100

[9] Danışman, II, 144. Bursa’da Kale içinde yer alan Yerkapı mescidi, Timurtaş’ın babası Kara Ali Camiî olarak da bilinir. (bk.Ayverdi, Ekrem Hakkı, Osmanlı Mimarisinde İlk Devir, I, (630-805/1230-1402), İstanbul 1966, I, 275; Baykal, Kazım, Bursa ve Anıtları, Bursa 1993, s. 58-59).

[10] Hoca Sadeddin Efendi, I,76-77. İsmail Hami Danişmend, Gemlik şehrini fetheden komutanın, Kara Timurtaş değil, babası Kara Ali olduğunu ifade etmektedir. (bk.Danişmend, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojsi, I-VI, İstanbul 1971, I, 10, 20).

[11] Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-i Osman, İstanbul 1341, s. 30; Hoca Sadeddin Efendi, I, 89-95

[12] Müneccimbaşı, s. 96; Hammer, I, 113

[13] Uzunçarşılı, I, 497

[14] Aşıkpaşaoğlu, s. 97

[15] Hoca Sadeddin Efendi, I, 134; Solakzâde, Solakzâde Tarihi, I-II, (haz. Vahid Çabuk), Ankara 1989, I, 46; Müneccimbaşı, s. 110; Danışman, II, 187; Uzunçarşılı, I, 170; Aksun, Ziya Nur, Osmanlı Tarihi, I-VI, İstanbul 1994, I, 57

[16] Ahmed Atâ, Tarih-i Atâ, ? 1291, I, 22-23; Uzunçarşılı, I, 174, 514; Uzunçarşılı, Osmanlı Devlet Teşkilatında Kapıkulu Ocakları, Ankara 1988, s. 137

[17] Hoca Sadeddin Efendi, I, 147; Müneccimbaşı, s. 114; Danişmend, I, 60; Uzunçarşılı, I, 174, 575; Pakalın M. Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I-III, İstanbul 1993, III, 595-596

[18] Ahmed Atâ, I, 22; Hoca Sadeddin Efendi, I, 147; Danışman, II, 161-162; Uzunçarşılı, I, 575. Kara Timurtaş Paşa’nın Yıldırım zamanında da ordu nizamına önemli katkılar yaptığı görülür. Timurtaş Paşa, Yıldırım Han devrinde askerlerin sayısı çok olduğundan dolayı, karışıklığa meydan vermemek için askerlerin sınıflarına göre kıyafet düzenlenmesini teklif etmiş, onun tavsiyesi neticesinde kapıkulu sipahilerine ve Enderun oğlanlarına ak külâh giydirilmiş, saltanat makamının ileri gelenlerine ise kızıl börk seçilmiştir. (bk. Hoca Sadeddin Efendi, I, 67; Solakzâde, I, 28-29; Hammer, I, 97).

[19] Osmanlı devlet sisteminde önemli bir memuriyet olarak kabul edilen beylerbeylik makamının ne zaman ihdas edildiği kaynaklarda ittifakla belirtilmemekle birlikte, I. Murad zamanında vefat eden Lala Şahin Paşa’dan beylerbeyi diye bahsedilmesi, bu görevin ilk defa I. Murad zamanında verildiğini ortaya koymaktadır. Biz araştırmamız esnasında sadece Lütfi Paşa’da I. Murad’ın Lala Şahin’i beylerbeylik makamına nasbettiğini tespit edebildik (bk. Lütfi Paşa, 32). Kaynaklar, Lala Şahin’den sonra bu göreve Kara Timurtaş Paşa’nın getirildiği konusunda müttefiktirler. Bu durumda O'nun, devletin ikinci beylerbeyi olduğunu söylemek mümkündür. Lala Şahin döneminde sadece bir olan beylerbeylik, Kara Timurtaş’tan sonra ikiye çıkarılacak, bilhassa Anadolu’da Karamanoğlu’nun Osmanlı Devleti'ne düşmanca tavırlarından sonra, Rumeli beylerbeyliğinden sonra, Anadolu beylerbeyliği ihdas edilecek, birinin merkezi Filibe, diğerinin merkezi Kütahya olacaktır. Kara Timurtaş, Rumeli’den Anadolu’ya kaydırılıp, onun yerine Firuz Bey Rumeli beylerbeyi olarak tayin edilecektir. (bk.Pakalın, I, 216; Danişmend, I, 59; Aksun, I, 57).

[20] Aşıkpaşaoğlu, s. 64; Neşrî, Kitab-ı Cihan-Nüma, I-II, (haz. Faik Reşit Unat-Mehmet Altay Köymen), Ankara 1987, I, 241; Hoca Sadeddin Efendi, I, 147; Hammer, I, 166, 174; Danışman, II, 195, 201; Aksun, I, 57, 59

[21] Pirlepe, Makedonya’da Pelagonya ovasında yer alan ve Üsküp-Manastır yolu üzerinde kurulmuş bir şehirdir. (bk.Meydan Larousse, X, 152).

[22] İştip, eski adı Astibos olan ve zamanımızda Makedonya sınırları için de yer alıp, Vardar’ın bir kolu olan Breganlica ırmağının kıyısında ve Üsküp’ün 70 km. güneydoğusunda bulunan bir şehirdir. (bk.Meydan Larousse, VI, 574).

[23] Hoca Sadeddin Efendi, I, 154; Solakzâde, I, 51; Müneccimbaşı, s. 115-116; Hammer, I, 196

[24] Aşıkpaşaoğlu, s. 64; Hoca Sadeddin Efendi, I, 155-156; Solakzâde, I, 51; Müneccimbaşı, s. 116; Danişmend, I, 67-68; Danışman, II, 199

[25] Aşıkpaşaoğlu, s. 64; Neşrî, I, 243-244

[26] Öztuna, bu savaşa Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtaş Paşa ile birlikte Anadolu Beylerbeyi Sarı Timurtaş Paşa’nın katıldığını iddia etmektedir. (bk.Öztuna, Yılmaz, Büyük Türkiye Tarihi, I-XIV, İstanbul 1977-1979, II, 295). Uzunçarşılı, bu iki Timurtaş’ın yanında Sivrihisar subaşısı Timurtaş Paşa’nın da (Beyaz Timurtaş) bu savaşa iştirak ettiğini zikreder. (bk. Osmanlı Tarihi, I, 248).

[27] Neşrî, I, 227; Müneccimbaşı, s. 118-119; Uzunçarşılı, Kapıkulu Ocakları, s. 260

[28] Ahmedî, Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osman, (haz. Nihal Atsız), İstanbul 1949-Osmanlı Tarihleri I. Külliyatın içinde), s. 16, 27; Şükrullah, Behcetü’t-Tevârih, (çev. Nihal Atsız), İstanbul 1949-Osmanlı Tarihleri I. Külliyatın içinde), s. 55; Hoca Sadeddin Efendi, I, 162-167

[29] Neşrî, I, 231; Hoca Sadeddin Efendi, I, 166

[30] Danışman, II, 220; Uzunçarşılı, I, 248

[31] Hoca Sadeddin Efendi, I, 166; Solakzâde, I, 53; Müneccimbaşı, s. 119; Hammer, I, 179; Kepecioğlu, Kamil, Timurtaş Paşalar, Uludağ Bursa Halkevi Dergisi, sy. 51-52, s. 14

[32] Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I, 502; Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinde Merkez ve Bahriye Teşkilatı, Ankara 1988, s. 186

[33] Hoca Sadeddin Efendi, I, 184; Uzunçarşılı, I, 254; Öztuna, II, 298; Tekindağ, Şehabeddin, “Timurtaş”, İA, 12-I, 372. Müneccimbaşı, Kara Timurtaş’ın bu savaşta Şehzade Yakub ile birlikte ordunun sol tarafında savaştığını zikretmektedir. (bk. Müneccimbaşı, s. 123). Hammer ise, Timurtaş Paşa’nın Karamanoğlu seferinden sonra Anadolu’da bırakıldığını ileri sürerek, onun Kosova Savaşı'na katılamadığını iddia eder. (bk. Hammer, I, 188).

[34] Lütfi Paşa, s. 44; Hoca Sadeddin Efendi, I, 193-195; Solakzâde, I, 71-72

[35] Aşıkpaşaoğlu, s. 66