“HADİS ÇALIŞMALARINI
ANLAMADA ÖZNELLİK SORUNU”
Gelenekteki “Tevil”i nesnel, günümüzdeki
“Yorum”u öznel gören bir eleştiriye cevap
Bünyamin ERUL
Bilindiği üzere Batı ilim-araştırma
geleneğinde, uzmanlarca ciddi bulunan ilmi
çalışmalar, çeşitli bilimsel dergilerde “review”
denilen yazılarla değerlendirilir. Birkaç
sayfalık bu değerlendirme yazılarında,
yayınlanan bir çalışma sadece tanıtılmakla
kalmaz, içerdiği orijinal katkıları takdir
edilir, ulaşılan sonuçlar üzerinde durulur,
önemli görülen eksiklikler dile getirilir, varsa
yanlışlıklar eleştirilir, kısaca çalışma bir
başka meslektaşı tarafından yeniden gözden
geçirilmiş olur. Batıda bu gelenek o kadar
ciddiye alınır ki, yapılan inceleme ve
araştırmalarda herhangi bir çalışmadan söz
edilirken, okuyucular onun üzerine yayınlanmış review’lerden de haberdar edilir. Hatta bazen
bir eser hakkında yazılan review, konu edindiği
eserden daha fazla ilgiye mazhar olabilir.
İlmi çalışmaların
değerlendirilmesi, ileri sürülen tezlerin
tartışılması, konuların olgunlaştırılmasını
amaçlayan review geleneği maalesef bizde pek yok
gibidir. Aksine bizde, ya tamamen descriptive
veya çoğu zaman haddinden fazla övgülerle dolu,
herhangi bir katkıda bulunmaktan uzak yalın bir
tanıtım; yahut yıllarca uğraşılarak ortaya
konulmuş emek mahsulü bir çalışmayı, -hiçbir
tarafını takdir etmeksizin- göze takılan birkaç
yanlıştan hareketle adeta hiçe sayan eleştiri
geleneği vardır. Ayrıca yapılan eleştirilerin,
ne kadar tutarlı olduğu da tartışılır.
Bunun son örneğini,
“Sahâbenin Sünnet Anlayışı” adlı doktora
çalışmamıza yönelik, Yusuf Acar imzasıyla
yayınlanan “Hadis Metinlerini Anlamada Öznellik
Sorunu” başlıklı eleştiride görmekteyiz.[1]
Yoğun bir emek ve mesai harcanarak hazırlandığı
ve alanında ilk olduğu kabul edilmekle birlikte
çalışmamız, sosyal bilimlerdeki öznellik
sorununun rivayet ilimlerindeki yansımasına
ilişkin somut örnekler içerdiği için önemli
görülmüştür. Ayrıca, çalışmada, gerek senet
gerekse metin kritiği yapılırken anlayan öznenin
içinde bulunduğu (inanç, kültür, önyargılar ve
tercihler vs.) ortamın bir izdüşümü durumundaki
zorlama çıkarsamalar ve benimsenen yöntemin
bütün rivayetlerde standart bir şekilde
sürdürülememesi gibi subjektifliklerin varlığı
iddia edilmiştir.[2]
Yüzlerce rivayetten
hareketle Sahâbenin sünnet anlayışını tesbite
gayret ettiğimiz toplam 494 sayfalık çalışmaya
yöneltilen eleştirileri önem sırasına göre şu
şekilde gruplayabiliriz:
Tezin planına, muhtevasına
yönelik eleştiriler,
Yöntem, kaynak ve
rivayetleri değerlendirme ile ilgili
eleştiriler,
Tezde ulaşılan sonuçlara
dair eleştiriler.
Herşeyden evvel ifade
edelim ki, sosyal bilimlerde, özellikle de
rivayetlere dayalı ilimlerde öznelliğin, her
zaman ve mekan için geçerli olduğu bir
hakikattir. Hatta bu durumun, rivayetlerin
tedvin ve tasnif edildikleri dönemlerde
–dönemlerin itikadî, fıkhî ve siyasî
yansımalarının neticesi olarak- çok daha fazla
olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sayın
Acar’ın benzetmesini kullanacak olursak, aslında
kendi dönemlerindeki belli şartlar altında,
okyanustaki yüzbinlerce balık içerisinden sadece
birkaç bin tanesini yakalayan ve talebi de
dikkate alarak bunları tablalarında
sergileyenler, muhaddislerimiz olsa gerektir.
Bizlerin yapmaya çalıştığı şey ise, sadece
tablalarda mevcut olan balıkları tanımaya,
tanıtmaya, onlar içerisinden de en taze ve
sağlıklı olanlarını seçmeye yönelik belli
tercihler yapmaya çalışmaktır.
Hadis metinlerini anlamada
olduğu kadar, son dönemlerde yapılan ve herbiri
samimi gayretin ürünleri olan, Hadis
çalışmalarını anlamada da öznelliğin, hatta
bazen önyargının mevcudiyetini gösterecek olan
bu cevabî yazıda, eleştiride dile getirilen bu
hususlar değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Hatasız kul olamayacağının idraki içerisinde,
ilgi ve hassasiyetinden dolayı sayın Acar’a
müteşekkiriz. Elbette takdir, okuyucularındır.