|
ÂDEMCE'YE GİRİŞ
İsmail Hakkı SEZER
Daha önce katıldığım bir sempozyumda
anlama ve yorumlamanın, eğer Âdemce iyi ve
doğruya yakın bir şekilde çözümlenirse insanın,
Allah'ın kurduğu bir sistem içerisinde hem
onunla hem kendisiyle hem de hemen her şeyle
içten ve çok boyutlu ilişkilerinin derin ve
kapsamlı, aynı zamanda çok ayrıntılı adının
konması demek olduğunun görüleceğini savunmuş,
eğer daha önce öneren olmamışsa konacak adın da
Âdemce olmasını önermiştim.[1]
Bir kere hem herkes bu adı tanıyor hem adın
bizzat kendisi Âdemce bir isim. Yani
inceleyeceğimiz bütün dillerde kökü veya türevi
bulunan bir öz. O halde önce bu terimi
açıklamalıyız.
Türkçe
olarak Âdemce, Arapça olarak el-Âdemiyye veya
el-Luğatü'l-Âdemiyye, İngilizce olarak Adamish
adlandırmaları bu dillere bir özel isim olarak
girmiş bulunan Arapça “Âdem” (Adam) kelimesinden
türetilmiştir.
Bizim
tahmin edeceğimiz Âdemce, elbette, birebir,
insanlığın atası Âdem ile eşi Havvâ’nın
konuştukları dil değil. İşe öyle bir iddiâ ile
başlamak, varılamayacak bir hedefe kalkışmaktır.
Çünkü şu an mevcut bütün insanların yapısal ve
niteliksel tüm özelliklerinden bir soyutlama ve
çıkarım yaparak her yönüyle doğru saptanmış bir
Âdem portresi nasıl çizilemezse aynı şekilde tüm
dillerden hareketle geriye giderek işte kelime,
cümle ve kuralları ile Âdem’in konuştuğu dil
aynen budur demek de bizler açısından mümkün
değildir. Ancak benzer kelimeler, anlamlar,
kurallar, daha alt düzeyde hece ve ses
birimleri, daha üst düzeyde de cümle ve söz
hatta ortak kültür yönünden bir öz-birliğe
ulaşma imkanı vardır. Bizim tahmin
edebileceğimiz Âdemce bu “öz-birlik”ten başka
bir şey değildir. On dördüncü yüzyılın
ortalarında başlayarak çeşitli Avrupa
ülkelerinde büyük atılım gösteren Genel Dilbilim
Araştırmaları, dillerin birliği nazariyesine
büyük bir malzeme sağlamış hem diller, hem
kültürler noktasında oldukça doğru bir tarihin
tespitine hizmet etmiştir.[2]
Varılan sonuçları, birtakım taassubî eğilimlerle
dil ve din mensuplarının kendi lehlerine
yontmalarını görmezlikten gelerek hâlâ yeni
bulgular ortaya çıkaran bu akımı bir “Âdemce öz-birlik”ten
yana değerlendirmek daha yararlı ve “genel
dilbilim” adlandırmasının ruhuna daha uygun
olacaktır.
Âdem özel
isminin kökü olan hemze-dâl-mîm kökü, “uyum ve
güzel etkileşim” (muvâfakat ve mülâemet)
anlamındadır. Bu, kadın ve erkek arasında sevgi
ve anlaşma ile olur.[3]
İbn Fâris’in bu açıklamasından “edm” kökünün
etmek anlamına geldiği, karşılıklı olunca da
etkileşim mânâsı taşıdığı anlaşılıyor. Yapmak
kökünden türeyen yapıcı isminin olumlu eylemi
ifade etmesi gibi bu kök de güzel etkileşimi ve
uyumu anlatmaktadır.[4]
Bu kökten türeyen “edemet” kelimesi vesile ve
araç anlamındadır, çünkü aykırı şey araç görevi
görmez. İşte uyumluluk ve güzel etkileşim bu
esastan çıkmaktadır.
Türkçe’deki
“et” kökünde de aynı anlam ve espri
bulunmaktadır. İster bu kök et-kemik
kelimelerindeki “et” kökü, isterse etmek-eylemek
anlamındaki fiil kökü olsun. Bu konuda İsmet
Zeki Eyüboğlu şunları söylüyor: Et sözcüğünün en
eski Türkçe kaynaklarda geçtiği biliniyor, ancak
bu tek sesli sözcüğün kökensel bir içeriği de
vardır. Bize kalırsa “et-ey-it” köküyle başlayan
bütün kişi eylemlerinin kaynağı budur. Kişisel
eylemlerin gövdeyle bağlantılı olduğu, gövdesiz
bir kişi eyleminin söz konusu edilemeyeceği
açıktır. Bu nedenle “et” ister bağımsız bir
kavram, ister bir eylem kökü diye alınsın,
gövdesel devinimlere değgin bütün işlemlerin
temelidir.”[5]
Bizim burada özellikle üzerinde duracağımız
incelik, bağlantılı ve uyumlu eylem ve etkileşim
anlamıdır. Arapça’da, “derinin iç kısmına,
kapladığı ete uygunluğu (mülâemeti) nedeniyle
“edemet” dendiğini burada bilhassa
kaydetmeliyiz. Yani derinin o kısmı da neredeyse
bir et’tir ve kapladığı et ile “iyi bir edim ve
etkileşim=edemet” halindedir.
Bu kökün
bir fiil olarak eşler arasındaki uyumu bildirmek
için kullanılmasına bakılırsa, Âdem isminin bu
kökten türemesi; insanın, eşi ile uyumlu hatta
mükemmel ilişkilere uygun bir kişilik
olmasındandır denebilir. Uygun davranışları olan
veya buna müsait yaratılmış bir kul anlamını,
dahası her şeyle uyumlu ve olumlu ilişkiler
sergileyebilen kişi anlamını da hatırlatabilir.
Türkçe’de “adam” demek, bir isim olarak, güzel
özellikleri olan demektir. “Adam gibi ol”
sözünde olduğu gibi.
Bu Arapça
köke “derin türeme” (iştikâk-ı ekber) noktasında
bakılırsa “hemze-dâl-vâv” kökünden türeyen araç
anlamındaki “edât” kelimesinin bu kökle
örtüştüğünü görürüz. Çünkü “edât” istenilene
ulaşmayı sağlayacak işler gören şeydir.[6]
Latin
kökenli dillere gelince bunlardan Fransızca’da
“aide” dişil ismi ile fiil olan “aider”, yardım,
imdat, muavenet, kolaylaştırma, kullanma ve
yararlanma anlamlarına gelir. Büyük kiliseye
bağlı küçük kiliseye de bu nedenle “aide”
denmiştir.[7]
İngilizce “aid” de yarar ve yardım anlamındadır.
“Edit” ve “édition” her iki dilde de, hazırlama
anlamıyla "yapıp etmeyi" anlatır. Fransızca’da
mecazen eylemin tekrarını bildirir.[8]
Herhalde bu kök temelde yapıp ettirme aracını
ifade etmektedir. Nitekim Fransızca’da “édit”,
"buyruk ve buyrultu" mânâsındadır.[9]
Her halükarda bu iki kök, hem başkasıyla hem
kendisiyle hem de kendi kendine bir iletişim,
etkileşim ve yapıp-etme üzere olmayı anlatıyor.
Bu noktada
herhangi bir kökte ek veya kök harf olarak
bulunan ses-birimleri veya hecelerin üzerinde de
durulmalıdır. Türkçe bakım-çekim, Fransızca
mécanisme derken duyulan -m sesleri, Arapça’da
mastar yapma harfi olan mîm (mimli mastar),
Arapça’daki yuvarlak tâ, Türkçe ve Fransızca’da
isim sonlarındaki -t sonekleri kelimelerde,
bazen kök bazen sonek gibi durmaktadırlar. Bazen
bunlar üst üste de gelebilmektedirler.
Kök ve ek
harflerin yerleri değişerek yeni kelime
okunuşları da ortaya çıkmaktadır. İç deri
anlamındaki Fransızca “derme” kelimesine dikkat
edelim, onun Türkçe deri ismine benzemesi yanı
sıra Arapça iç deri anlamındaki “edemet”e
benzemesini[10]
de göz ardı etmemeliyiz. Asgari düzeyde bir harf
benzerliği bulunuyor. Daha fazla benzerlikler
tahmin yüzdemizi artırıyor.
Şimdi bütün
bu söylediklerimizi esas alarak diyebiliriz ki
Âdem kelimesi her ne kadar sayılan dillere,
muhtemelen bütün veya birçok dünya diline, bir
isim olarak girmiş ise de aslında bu kelime veya
isim, Hz. Âdem’in dilinden bütün dillere geçmiş
bir köke sahipti. Bu kökte “e” veya “a” sesi ile
“d” veya “t” sesleri ya da bunlara yakın sesler
kesin vardı. Bu iki sesin birleşimi, yapıp etme,
etkileşme eylemlerini ve iç deri anlamını kesin
ifade ediyor.[11]
İngilizce’de “add” katmak, eklemek ve toplamak
anlamında bir fiildir,[12]
Bu köke daha sonra da değineceğimiz yapısal
değiştirme önek veya sonekleri eklenmiş
olabilir. “R” ve “m” harflerinin, tek veya sesli
harf ilavesi ile okunuşları bu köke katılmış
olabilir. Hatta “edit”te olduğu gibi “d” kök
harfinden sonra “t” isim yapma soneki
bulunabilir. Sessiz harfler arasındaki ünlüleri
kök harf veya kaynaştırma harfi olarak da
düşünebiliriz. Bazen harfler üst üste gelebilir.
Buna göre
bağlayacak olursak bizde “yap” kökünden “yapıt”
var, ama “et” kökünden “edit” veya “etit” yok.
Türetilip kullanılsaydı olurdu. Arapça’da
andığımız iki kökten türemiş “edat” ve “edemet”
var, biri araç anlamında, öbürü yine
değindiğimiz üzere kısaca üst deri ile et
arasındaki aracı, yani alt deri, yapıp etme
vesilesi, bağdaştırma vasıtası. İngilizce ve
Fransızca’da bulunan “aid” “edit” sözcükleri ile
“édit” “aide” sözcüklerinden söz etmiştik.
Âdem
kelimesine gelince bu Arapça’da var. “Yapım”
gibi türetilseydi Türkçe’de de “edim” olurdu ve
bu kelime Âdem’in taşıdığı anlamı taşırdı. Latin
grubunda andığımız köklerden mysticism ve
mysticisme gibi bir türetim olsaydı “aidm” veya
“aidem” ya da “edim” veya “édim” gibi bir türev
Âdem anlamına gelirdi. Bu noktada yapım
eklerinde anlam kayması olabileceğini de
unutmamalıyız. “m” eki böyledir. “Fırlama”
kelimesi, şahsı gösterir, “yapma” “örme” ve
“örtme” eylem, sıfat veya cansız varlığı
gösterir. Anlam genişlemesi ile Sevim özel ad[13]
olmuşken, “kurum” ve “yapım” gibi kelimeler
eylem veya cansız varlık adıdırlar.
İşte tam
bir Allah “yapımı”, Allah sanatı, Onun yapıp
ettiği, iki eliyle (iki yediyle) Rahmanî
şekillendirme kuralları ile yarattığı[14]
bir “yaratım” bir “edim” bir “uygun kılım” bir
“hazırlama” bir “yardımlaşım” bir “paylaşım”
olan ilk insanın adı da Âdem olarak özel isim
halini almış ve türediği kökü, üç ayrı anadil
grubundan olan Arapça’ya Türkçe’ye ve İngilizce
ile Fransızca dil ailesine bir iki kök halinde
miras bırakmıştır. Âdemce, açıklayacağımız diğer
özellik ve kurallar çerçevesinde özünden bir
şeyleri kaybetmeden hep yaşamış ve yaşayacak
olan bir dildir. Biz öyle tahmin ediyoruz.
|