ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Hakkı Ş. Yasdıman: HIRİSTİYANLIĞIN MİMARI PAVLUS'UN KADINLARIN ÖRTÜNMESİYLE İLGİLİ SÖZLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Hulusi Arslan: DOĞAL FELAKET VE ISTIRAPLAR KONUSUNDA KELAMCILARIN GÖRÜŞLERİ -Tahlil, Tenkid ve Öneriler-
Ekrem Keleş: RÜ’YET-İ HİLAL MESELESİ
Mustafa Ertürk: ÇOCUĞUN DÎNÎ EĞİTİMİNDE KULLANILAN BİR HADÎS VE TAHLÎLİ
Cağfer Karadaş: KELAM ATOMCULUĞUNUN KAYNAĞI SORUNU
Osman Güner: ERDEM VE ESARET ARASINDA YOKSULLUK
-İslam Geleneğinde Yoksulluk Söyleminin İzdüşümleri-
Ejder Okumuş: KÜRESELLEŞME VE MEDENİYETLERARASI DİYALOG
Ali Tenik: AHÎLİĞİN TASAVVUFÎ BOYUTU VE ŞANLIURFA’ DA AHÎLİK İZLERİ
Kamar Oniah Kamaruzaman Çeviri: Muhammet Tarakcı: İSLÂMÎ BİR DİN BİLİMLERİ METODOLOJİSİNİN TEŞEKKÜLÜNE DOĞRU: BÎRÛNÎ ÖRNEĞİ
Sîzâ Kâsım Çeviri: Fethi Ahmet Polat: OKUYUCU VE METİN (SEMİYOTİKTEN HERMENÖTİĞE)
W. Montgomery Watt Çeviri: Tuncay İmamoğlu - Celal Büyük: KUR’ÂN’DA ELEŞTİRİLEN HIRİSTİYANLIK
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Ali Pekcan: MAKÂSIDÜ’Ş-ŞERÎA BİLGİSİNİN ÖNEMİ

Erdinç Ahatlı: İZMİRLİ İSMAİL HAKKI’NIN YENİDEN NEŞREDİLEN HADİS TARİHİ ADLI ESERİ ÜZERİNE

 
NOSTALJİ:
Mehmed Şerefeddin: SELÇÛKÎLER DEVRİNDE MEZÂHİB
  araştırma notları


İZMİRLİ İSMAİL HAKKI’NIN YENİDEN NEŞREDİLEN HADİS TARİHİ ADLI ESERİ ÜZERİNE

Erdinç AHATLI


Türkiye’de İslâmî ilimler alanında yaklaşık bir asırlık geçmişi olan akademik çalışmalar, bu gün itibariyle nicelik olarak azımsanmayacak bir rakama ulaşmıştır. Bu çalışmaların çoğunluğu konu ve şahıs merkezli araştırmalar olup, tahkik ve tenkitli neşir türü çalışmalar azdır. Bundaki en önemli sebep, çalışmaların Türkiye’de ve Türkçe yapılmış olması gösterilebilir. Ancak son zamanlarda, tenkitli neşredilen Osmanlıca eserler sayesinde, ilim dünyası, tahkik yapılmayı bekleyen eserlerin sadece Arapça yazılanlar olmadığını; yüzlerce yıllık bir geleneğin birikimiyle kütüphanelerimizi dolduran Osmanlıca yazılmış binlerce cilt kitabın bulunduğunu hatırlamaya başladı. Bu konuda öncü rolü üstlenen ve kısa denilebilecek bir zaman diliminde onun üzerinde eser neşreden Dârulhadis yayınevinin gayretleri takdire şâyandır. Dârulhadis’in son yayınlarından birisi, İzmirli İsmail Hakkı’nın kaleme aldığı Hadis Tarihi[1] adlı eserin, Dr. İbrahim Hatiboğlu tarafından tenkitli neşre hazırlanan kitaptır.

Hadis Tarihi, Sayın Hatiboğlu’nun yirmi sayfalık giriş yazısıyla birlikte, toplam üç yüz on sekiz sayfadır. Eserin sonuna, oldukça kapsamlı bir karma indeksin ilave edilmesi, istifade açısından isabetli olmuştur. Sayın Hatiboğlu giriş bölümünde; “İzmirli İsmail Hakkı ve hadisçi arka planı”, “Hadis tarihi yazıcılığı ve “Tarih-i hadîs”in yeri”, “Hadis Tarihi’ne dair mülahazalar”, “Hadis Tarihi’nin muhtevası” ve “neşir usûlü hakkında notlar” olmak üzere beş başlık altında doyurucu ve ufuk açıcı bilgiler vermiştir. Bu bilgilere göre, iyi derecede Arapça, Farsça ve Fransızca yanında Rusça, Rumca ve Latince bilen (s. 15) İzmirli, büyük ölçüde Avrupa’daki üniversiteler örnek alınarak kurulan Dârulfünûn’a, İlâhiyat Fakültesi şubesinin açıldığı rûmî 21 Nisan 1340’ta (m. 1924) hoca olarak atanmış ve bu fakültede yaklaşık iki buçuk yıl “hadis” ve “hadis tarihi” derslerini (s. 16), telif etmiş olduğu bahis konusu bu eserinden okutmuştur (s. 17). Dönemin meşhur hocalarından Şâkir Efendi’nin on yıl boyunca Yavuz Selim Camiî’ndeki derslerine devam ederek ondan hadis konusunda icâzet alan (s. 18) İzmirli’nin, Hadis Tarihi dışında bu sahada telif ettiği Siyer-i Celîle-i Nebeviyye Mukaddimesi, Ahlâk ve Tasavvuf Kitaplarındaki Hadislerin Sıhhati ve Bin Bir Hadis adlı üç eseri daha bulunmaktadır (s. 20).

Sayın Hatiboğlu’nun tespitlerine göre, İzmirli’nin iki cilt olarak planladığı bu eser, maalesef tamamlanamamış ve ancak birinci cilt basılıp günümüze ulaşmıştır. Eserin ismi her ne kadar Hadis Tarihi olsa da, aslında ele aldığı konular hem hadis tarihinin hem de hadis usûlünün bahislerini içermektedir. Bu özelliğine rağmen esere Hadis Tarihi denmesi, dönemin siyasi şartlarından kaynaklanan hassas dengelerin gözetilmesine bağlanmıştır. Nitekim bu dönemde, Dârulfünûn İlâhiyat Fakültesinde ders kitabı olarak okutulmak üzere telif edilen, İslâmî ilimlerin hemen bütün alanlarında yazılan eserlerin sonu hep tarih ismiyle bitmektedir[2]. Derslerin muhtevasında ve müfredâtta önemli bir değişiklik olmamasına rağmen, kitaplardaki dini vurguyu gösteren isimlerin bir anlamda kamufle edilip, hiç olmazsa kültürel bir değer olarak “tarih” adı altında, onların ders kitabı olarak okutulmasını amaçlayan bu düşünce, her halde büyük oranda gerçekleşmiştir. “Bu nedenle İzmirli, hadis usûlü, hadis ilimleri ve hadis tarihini birbirinden bağımsız alanlar olarak görmemiştir. Hatta o, hadisi, ilimler tasnifi içerisinde bir yerde gördüğü gibi, diğer İslâmî ilimleri de hadisten istifade etmeleri yönü ile hadis tarihinin bir parçası olarak telakki etmektedir. Hadis ilimlerine de “tarih” nokta-i nazarından bakmasının bir sonucu olarak sadece hadis eserlerine değil, hadislere yer veren diğer eserlere de temas etmesi bu yüzdendir” (s.26).

şir, daha sonra, İzmirli’den günümüze konuyla alâkalı yazılan bazı eserleri zikredip, bu eserler ile İzmirli’nin eseri arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları kısaca ortaya koymuştur. Bu bağlamda Babanzâze Ahmed Na‘îm, İbrahim Canan, Talat Koçyiğit, Ali Osman Koçkuzu, Selman Başaran-M. Ali Sönmez ve İsmail L. Çakan’ın yazdıkları eserler, sözü edilen değerlendirmelerin örneklerini oluşturur. Öte yandan Hadis Tarihi’nin mümeyyiz vasıfları da Sayın Hatiboğlu’nun tatminkâr açıklamalarına konu olmuştur. Buna göre, Ebû Hanîfe’nin isminin, genelde Şâfiîlerin yazdığı ve bu sahanın hâkim eserleri olan hadis usûlü kitaplarında neredeyse hiç zikredilmemesine karşın, Hanefî mezhebine bağlı olan İzmirli’nin eserinde, yaklaşık otuzu aşkın yerde ondan ve yine diğer Hanefî imamlarından sıkça bahsetmesi eserin ayırıcı özelliklerindendir. Ayrıca İzmirli’nin, kitabına aldığı; hadislerin illetlerine dair konu başlıkları altında verdiği bilgiler, hadis hocası ve talebesinin rivayet sırasında dikkat etmesi gereken hususlar, imlâ usûlü, Şî‘a ve hadis usûlü konusundaki bölümler, onu diğer eserlerden ayıran farklı ve aynı zamanda üstün yönleridir.

Sayın Hatiboğlu, eserin orijinalindeki sıralamaya bağlı kalmakla birlikte, müellifin tasarruflarını ihlal etmeyecek şekilde ve muhtevaya uygun tarzda, kendince eksik gördüğü bazı yeni başlıklar koyduğunu, aynı zamanda sıralamadaki yanlış numaralandırmaları tashih ettiğini ifade etmektedir. Bu haliyle Hadis Tarihi şu ana başlıklardan oluşmaktadır: I. Mukaddime: Dînî İlimlerin Tasnif ve Cem‘i; II. Hadis Istılahlarına Dair Kısa Bilgiler; III. Sıhhat ve Hüküm Açısından Hadislerin Taksimi; IV. Kabul ve Red Açısından Râvî ve Rivâyet; V. Merdûd (Zayıf) Haberin Kısımları; VI. İsnâdın Durumu İtibariyle Hadislerin Taksimi; VII. Râvî Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar; VIII. İmâmiyye Şî‘asının Hadis Anlayışı; IX. Hadis Kaynakları; X. Kütüb-i Ricâl; XI. Muhaddislerin Mezhebleri; XII. Târîh-i Hadîs


[1] Eserin orijinal ismi Târîh-i hadîs’dir.

[2] “Mesela ( Dârulfünûn İlâhiyat Fakültesi’nin) müfredâtında tefsir tarihi, kelâm tarihi, fıkıh tarihi, tasavvuf tarihi ve İslâm dîni tarihi gibi dersler yer almakta idi ve İzmirli’ye yakın tarihlerde (Hadis Tarihi, İstanbul 1340), Mehmet Ali Aynî, Tasavvuf Tarihi (İstanbul 1341), Mehmed Şerâfettin (Yaltkaya), Kelâm Tarihi (İstanbul 1342), Bergamalı Ahmed Cevdet Bey, Tefsir Tarihi (İstanbul 1343), Sa‘îd Bey, Fıkıh Tarihi (İstanbul 1340), M. Şemseddin Bey, İslâm Dîni Tarihi (İstanbul 1340) adlı eserleri yazmıştı. Aynı senelerde sergilenen bu ortak tavır bilinçli bir yaklaşım ürünü olmalıdır. ” (s. 22, dipnot:15)