|
İZMİRLİ İSMAİL HAKKI’NIN YENİDEN NEŞREDİLEN HADİS TARİHİ ADLI ESERİ ÜZERİNE
Erdinç AHATLI
Türkiye’de İslâmî
ilimler alanında
yaklaşık
bir asırlık geçmişi
olan akademik çalışmalar, bu gün itibariyle
nicelik olarak azımsanmayacak
bir rakama ulaşmıştır.
Bu çalışmaların çoğunluğu
konu ve şahıs
merkezli araştırmalar
olup, tahkik ve tenkitli neşir
türü çalışmalar azdır. Bundaki en önemli sebep, çalışmaların Türkiye’de
ve Türkçe yapılmış
olması gösterilebilir.
Ancak son zamanlarda, tenkitli neşredilen Osmanlıca
eserler
sayesinde, ilim dünyası, tahkik yapılmayı
bekleyen eserlerin sadece Arapça yazılanlar olmadığını; yüzlerce
yıllık
bir geleneğin
birikimiyle
kütüphanelerimizi dolduran Osmanlıca yazılmış binlerce cilt kitabın
bulunduğunu
hatırlamaya
başladı. Bu
konuda öncü rolü üstlenen ve kısa denilebilecek bir zaman
diliminde onun üzerinde eser neşreden Dârulhadis yayınevinin
gayretleri
takdire şâyandır. Dârulhadis’in
son yayınlarından
birisi, İzmirli
İsmail
Hakkı’nın
kaleme aldığı Hadis
Tarihi
adlı
eserin, Dr. İbrahim
Hatiboğlu
tarafından
tenkitli neşre
hazırlanan
kitaptır.
Hadis
Tarihi, Sayın Hatiboğlu’nun yirmi sayfalık
giriş yazısıyla
birlikte, toplam üç yüz on sekiz sayfadır. Eserin sonuna, oldukça
kapsamlı bir
karma indeksin ilave edilmesi, istifade açısından isabetli
olmuştur.
Sayın
Hatiboğlu
giriş bölümünde;
“İzmirli
İsmail
Hakkı
ve hadisçi arka planı”, “Hadis tarihi yazıcılığı ve
“Tarih-i
hadîs”in yeri”, “Hadis Tarihi’ne dair mülahazalar”,
“Hadis Tarihi’nin muhtevası” ve “neşir usûlü hakkında
notlar” olmak üzere beş başlık altında doyurucu ve ufuk açıcı
bilgiler vermiştir.
Bu bilgilere göre, iyi derecede Arapça, Farsça ve
Fransızca
yanında
Rusça, Rumca ve Latince bilen (s. 15) İzmirli, büyük ölçüde
Avrupa’daki üniversiteler örnek alınarak kurulan Dârulfünûn’a,
İlâhiyat
Fakültesi şubesinin
açıldığı rûmî
21 Nisan 1340’ta (m. 1924) hoca olarak atanmış ve bu fakültede yaklaşık
iki buçuk yıl
“hadis” ve “hadis tarihi” derslerini (s. 16),
telif etmiş olduğu bahis konusu bu eserinden okutmuştur
(s. 17). Dönemin meşhur
hocalarından
Şâkir
Efendi’nin on yıl
boyunca Yavuz Selim Camiî’ndeki derslerine devam ederek ondan hadis
konusunda icâzet alan (s. 18) İzmirli’nin, Hadis Tarihi dışında
bu sahada
telif ettiği
Siyer-i Celîle-i Nebeviyye Mukaddimesi,
Ahlâk ve Tasavvuf Kitaplarındaki Hadislerin
Sıhhati ve Bin Bir Hadis
adlı
üç eseri daha bulunmaktadır (s. 20).
Sayın
Hatiboğlu’nun
tespitlerine göre, İzmirli’nin iki cilt olarak
planladığı bu
eser, maalesef tamamlanamamış ve ancak birinci cilt basılıp günümüze
ulaşmıştır. Eserin ismi her ne
kadar Hadis Tarihi olsa da, aslında ele aldığı
konular hem hadis tarihinin hem de hadis usûlünün
bahislerini içermektedir. Bu özelliğine
rağmen
esere Hadis
Tarihi denmesi, dönemin siyasi şartlarından kaynaklanan hassas
dengelerin gözetilmesine bağlanmıştır. Nitekim bu dönemde, Dârulfünûn İlâhiyat
Fakültesinde ders kitabı olarak okutulmak üzere telif
edilen, İslâmî
ilimlerin
hemen bütün alanlarında yazılan eserlerin sonu hep tarih
ismiyle bitmektedir.
Derslerin muhtevasında
ve müfredâtta önemli bir değişiklik olmamasına
rağmen,
kitaplardaki dini vurguyu gösteren isimlerin bir
anlamda kamufle edilip, hiç olmazsa
kültürel bir değer
olarak “tarih” adı
altında,
onların
ders kitabı
olarak okutulmasını amaçlayan bu düşünce,
her halde büyük oranda gerçekleşmiştir. “Bu nedenle İzmirli,
hadis usûlü, hadis ilimleri ve hadis tarihini
birbirinden bağımsız
alanlar olarak görmemiştir.
Hatta o, hadisi, ilimler tasnifi içerisinde bir yerde
gördüğü
gibi, diğer İslâmî
ilimleri de hadisten istifade etmeleri yönü ile
hadis tarihinin
bir parçası
olarak telakki etmektedir. Hadis ilimlerine de “tarih”
nokta-i nazarından
bakmasının
bir sonucu olarak sadece hadis eserlerine değil, hadislere yer veren diğer
eserlere de temas etmesi bu yüzdendir” (s.26).
Nâşir,
daha sonra, İzmirli’den
günümüze konuyla alâkalı yazılan bazı eserleri zikredip, bu eserler
ile İzmirli’nin
eseri arasındaki
benzerlikleri ve farklılıkları kısaca ortaya koymuştur.
Bu bağlamda
Babanzâze Ahmed Na‘îm, İbrahim Canan, Talat Koçyiğit,
Ali Osman Koçkuzu, Selman Başaran-M.
Ali Sönmez ve İsmail
L. Çakan’ın
yazdıkları
eserler, sözü edilen değerlendirmelerin
örneklerini oluşturur.
Öte yandan Hadis Tarihi’nin mümeyyiz vasıfları da
Sayın
Hatiboğlu’nun
tatminkâr açıklamalarına
konu olmuştur.
Buna göre, Ebû Hanîfe’nin isminin, genelde Şâfiîlerin yazdığı ve
bu sahanın hâkim
eserleri olan hadis usûlü kitaplarında neredeyse hiç zikredilmemesine
karşın,
Hanefî mezhebine bağlı olan İzmirli’nin eserinde, yaklaşık
otuzu aşkın
yerde ondan ve yine diğer
Hanefî imamlarından
sıkça
bahsetmesi eserin ayırıcı özelliklerindendir. Ayrıca İzmirli’nin,
kitabına
aldığı;
hadislerin
illetlerine dair konu başlıkları altında verdiği bilgiler, hadis hocası ve
talebesinin
rivayet sırasında
dikkat etmesi gereken hususlar, imlâ usûlü, Şî‘a ve hadis usûlü konusundaki
bölümler, onu diğer
eserlerden ayıran
farklı
ve aynı
zamanda üstün yönleridir.
Sayın Hatiboğlu, eserin
orijinalindeki sıralamaya
bağlı kalmakla
birlikte, müellifin tasarruflarını ihlal etmeyecek şekilde ve muhtevaya uygun tarzda, kendince eksik gördüğü bazı yeni başlıklar koyduğunu, aynı zamanda sıralamadaki
yanlış
numaralandırmaları tashih
ettiğini ifade
etmektedir. Bu haliyle Hadis Tarihi şu ana başlıklardan oluşmaktadır: I. Mukaddime: Dînî İlimlerin Tasnif ve Cem‘i; II. Hadis Istılahlarına Dair Kısa
Bilgiler; III. Sıhhat ve Hüküm
Açısından
Hadislerin Taksimi; IV. Kabul ve Red Açısından Râvî ve Rivâyet; V. Merdûd
(Zayıf) Haberin
Kısımları; VI. İsnâdın Durumu İtibariyle
Hadislerin Taksimi; VII. Râvî Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar; VIII. İmâmiyye Şî‘asının Hadis Anlayışı; IX. Hadis
Kaynakları; X. Kütüb-i
Ricâl; XI. Muhaddislerin Mezhebleri; XII. Târîh-i
Hadîs
|