|
ÇOCUĞUN DÎNÎ EĞİTİMİNDE KULLANILAN BİR HADÎS VE TAHLÎLİ
Mustafa ERTÜRK
Nebevî Sünnet Hz.
Peygamber tarafından
İslâm’ın
pratik hayata yansıtılmış
ve Müslümanların
da asırlardır
kendi yaşantılarını
tanzimde devamlı
göz önünde bulundurdukları
İslâmî
bir kriterdir. Nebevî Sünnetin ferdî ve sosyal
hayattaki bu otoritesi, Allah’ın
Muhammed’e (a. s. ) verdiği
yetki ile onun etkili
olmasından
kaynaklanmaktadır.
Peygamber’in en güzel örnek (üsve-i hasene)
vasfına
sahip kılınmasının
Müslümanlar için önemli bir kriter olması
elbette onun sözlerinin, fiillerinin ve her türlü
hareketinin de pratik hayatta bir iz düşümü
olacaktır.
Bilinen bir gerçektir ki teoride söylenen herhangi
bir söz eylemde gerçekleşmez
ise o sözün gücü ve etkinliği
azalır
ya da hiç gerçekleşmeyebilir.
Dolayısıyla
eğitim
ve öğretimde
bir sözün etkinliği
eyleme dönüşmesiyle
birlikte daha fazla kuvvet kazanacaktır.
Bu çerçeveden bakıldığında
esas alınacak
husus sözden ziyade, herhangi bir hareketin daha
etkin olmasını
gerektirdiğidir.
Peygamber de (a. s. ) hem sözü hem de yaptığı
uygulamalarla sahâbeyi eğitirken
daima onlara örnek olmuş,
fiillerine dikkat etmiş,
söylediğini
pratiğe
aktarmış,
böylece o sözün etkinliğini
daha fazla kuvvetlendirmiştir.
Kendisinin yapmadığı,
yapmayacağı
ve yapılmasını
da asla tasvip etmediği
uygulamaları
da özellikle dinle ilgili hususlarda, başkalarının
yapmaması
gerektiğini
sürekli vurgulamıştır.
Nitekim “Yapmadığınız
şeyleri
niçin söylersiniz”
âyeti de buna açıkça
işaret
etmektedir. Bu sebeple Hz. Peygamber’in yapılmasını
dahî tasvip etmediği
dinî bir konuda kendisinin söz söylemesi de bu bağlamda
elbette mümkün gözükmemektedir. Ancak hadîs
kitaplarında
Hz. Peygamber’in hayatında
tatbik etmediği
ve edilmesini tavsiye etmediği,
fakat ona isnad edilen bazı
sözlere rastlamaktayız.
Bu araştırmada
asırlardan
beri Müslümanlar tarafından
uygulana gelen ve bu uygulamanın
da dînî bir kaynağı
kabul edilen ve şimdiye
kadar ayrıntısıyla
tetkik edilmemiş
böyle bir rivayet üzerinde durmak istiyoruz.
Bu
rivayet İslâm
Dîninin pratik uygulamalarından
namazın
çocuklara öğretilmesiyle
ilgili olup, hadîs kaynaklarında
birbirine yakın
lafızlarla
nakledilmiştir.
Söz konusu rivayet bütün tarîkleri dikkate alınarak
Türkçe’ye de şu
şekilde
tercüme edilmektedir:
“Çocuğunuz
(sabî, evlâd, sıbyân,
ğulâm)
yedi yaşına
geldiği
zaman ona namazı
öğretiniz
(emrediniz), on (veya on üç) yaşına
geldiğinde
namaz kılmaz
ise dövünüz, bu yaştan
itibaren de yataklarını
ayırınız.
”
Söz
konusu rivayet klasik hadîs kaynaklarından
İbn
Ebû Şeybe’nin
(ö. 235/849) el-Musannef’inde,
Ahmed b. Hanbel’in (ö. 241/855) Müsned’inde,
Ebû Dâvud (ö. 275/888) ve Tirmizî’nin (ö.
279/892) Sünenlerinde,
İbn
Huzeyme’nin (ö. 311/923) Sahîh’inde,
Taberânî’nin (ö. 360/971) el-Mu’cemü’l-Kebîr’inde,
Dârekutnî’nin (ö. 385/995) ve Beyhakî’nin (ö.
458/1066) Sünenleri ile Hâkim en-Neysâbûrî’nin (ö. 405/1014) el-Müstedrek’inde
ve bu kitaplarla ilgili şerh
ve câmi türü eserlerde zikredilmektedir.
Ayrıca
bu rivayet İslâm
eğitimiyle
alâkalı
hem geçmişte,
hem de günümüzde
yazılan
eserlerde de çocuklara namazın
hangi yaşlarda
ve nasıl
öğretileceğini
belirtmek için referans olarak gösterilmekte
ve rivayetin içeriğine
yönelik tavsiyelere devam edilmektedir.
Dînin
ve özellikle namazın
öğretilmesinde
bir metodun kaynağı
kabul edilen bu rivayetin en azından
klasik
hadîs usûlü
kriterlerine göre gerçekten sahîh
olup olmadığı
tartışılmamış,
ne senedi ne de metni ayrıntısıyla
tahlîl edilmiştir.
Aksine, Hz. Peygamber’in gerçek bir sözü imiş
gibi kabul edilerek değerlendirmeler
ve yorumlar yapılmıştır.
Bu sebeple biz bu rivayeti İslâm’ın
gerçek eğitim
metoduna ve özellikle Hz. Peygamber’in sünnetine
uygun olup olmadığını
gerek senediyle gerekse metniyle değerlendirmek
istiyoruz.
Bu
çalışma
üç ana başlık
altında
incelenecektir: Birincisi incelemesini yapacağımız
hadisin sened yönünden tetkiki, ikincisi o hadisin
metniyle alâkalı
hususların
incelenmesi ve üçüncüsü ise modern din eğitimcilerin
hadiste zikredilen konularla alâkalı
bir kısım
değerlendirmeleri
ele alınmıştır.
|