ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Hakkı Ş. Yasdıman: HIRİSTİYANLIĞIN MİMARI PAVLUS'UN KADINLARIN ÖRTÜNMESİYLE İLGİLİ SÖZLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Hulusi Arslan: DOĞAL FELAKET VE ISTIRAPLAR KONUSUNDA KELAMCILARIN GÖRÜŞLERİ -TAHLİL, TENKİD VE ÖNERİLER-
Ekrem Keleş: RÜ’YET-İ HİLAL MESELESİ
Mustafa Ertürk: ÇOCUĞUN DÎNÎ EĞİTİMİNDE KULLANILAN BİR HADÎS VE TAHLÎLİ
Cağfer Karadaş: KELAM ATOMCULUĞUNUN KAYNAĞI SORUNU
Osman Güner: ERDEM VE ESARET ARASINDA YOKSULLUK
-İslam Geleneğinde Yoksulluk Söyleminin İzdüşümleri-
Ejder Okumuş: KÜRESELLEŞME VE MEDENİYETLERARASI DİYALOG
Ali Tenik: AHÎLİĞİN TASAVVUFÎ BOYUTU VE ŞANLIURFA’ DA AHÎLİK İZLERİ
Kamar Oniah Kamaruzaman Çeviri: Muhammet Tarakcı: İSLÂMÎ BİR DİN BİLİMLERİ METODOLOJİSİNİN TEŞEKKÜLÜNE DOĞRU: BÎRÛNÎ ÖRNEĞİ
Sîzâ Kâsım Çeviri: Fethi Ahmet Polat: OKUYUCU VE METİN (SEMİYOTİKTEN HERMENÖTİĞE)
W. Montgomery Watt Çeviri: Tuncay İmamoğlu - Celal Büyük: KUR’ÂN’DA ELEŞTİRİLEN HIRİSTİYANLIK
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Ali Pekcan: MAKÂSIDÜ’Ş-ŞERÎA BİLGİSİNİN ÖNEMİ

Erdinç Ahatlı: İZMİRLİ İSMAİL HAKKI’NIN YENİDEN NEŞREDİLEN HADİS TARİHİ ADLI ESERİ ÜZERİNE

 
NOSTALJİ:
Mehmed Şerefeddin: SELÇÛKÎLER DEVRİNDE MEZÂHİB
  makaleler


RÜ’YET-İ HİLAL MESELESİ

Ekrem KELEŞ


Gerek teorik olarak gerekse vakıada 24 saat içerisinde yeryüzünde kameri aya girmemiş hiç bir yer kalmamasına rağmen; Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslümanların, 21. yüzyılın eşiğinde hala peş peşe dört günde bayram yapmaları çok üzücü bir durum. Tam da Müslümanların üç dört gün peş peşe Ramazan orucuna başladıkları veya bayram yaptıkları yıllar[1] artık geride kaldı derken nihayet 2000 yılı Ramazan bayramı Çeşitli İslam ülkelerinde yine dört farklı günde yapıldı. [2] Üstelik bu ülkeler coğrafi olarak birbirlerine yakın bölgelerde yer almaktadırlar. Böyle coğrafi olarak aynı boylamlarda yer alan ülkelerin farklı günlerde kameri aya girmeleri bilimsel olarak mümkün değildir. Netice itibariyle aynı coğrafi bölgede bulunan Müslümanlar bile hala bugün farklı günlerde Ramazana başlamaktan veya bayram yapmaktan kurtulabilmiş değiller. Son yarım yüzyılda konuya ilişkin olarak akdedilen yirmiyi aşkın[3] ilmi konferans ve sempozyum da bu hususta arzu edilen birliği sağlamaya yetmemiştir. Şu kadar var ki her ne kadar arzu edilen birliği sağlamamışsa da bu ilmi toplantılar, çok güzel sonuçlara vesile olmuştur. En azından teorik olarak bu şekilde farklı günlerde Ramazana başlayıp bayram yapmanın yanlışlığıık seçik ortaya konmuş bulunmaktadır.

Bu ilmi toplantıların ortaya koyduğu en güzel ürünlerden biri de, Müslümanlar arasında kameri aybaşlarının tespiti hususunda müşterek bir metot takip edilmesi fikrinin yerleşmiş olması ve bu konudaki ihtilafın, İslam ülkelerinin bir kısmının hesapla, bir kısmının hilali görerek hareket etmesinden veya bazısının ihtilaf-ı metalie itibar edip bazısının etmemesinden değil, tam tersine farklı metotlar takip edilmesinden kaynaklandığının anlaşılmış bulunmasıdır. Artık şimdi bu tür konferanslar sayesinde hiç olmazsa astroloji ile astronomi birbirinden daha iyi ayırt edilebiliyor ve artık astronomi ile kehanet birbirine karıştırılarak kehaneti yeren hadis rivayetleri, kameri aybaşlarının tespiti için hesaplara itibar edilmeyeceği konusunda delil gösterilmeye kalkılmıyor.

Ramazan ve bayram gibi dini günlerin tespitinde birlik ve beraberliğin sağlanması, ilgili herkesin ortak dileğidir. İlmi toplantılarda konuyla ilgili güzel kararlarla ihtilafları asgariye indirecek adımlar atılmıştır.

Siyasi veya başka muhtevalar yüklenmek suretiyle kimi zaman ilmi tartışma ortamından çıkarılarak polemik konusu haline de getirilen Rü’yet-i hilal meselesi, bu yazıda güncel olarak görülen birkaç yönüyle ilmi ölçüler içinde kısaca ele alınmaya çalışılacaktır.


[1] Örnek olarak söylemek gerekirse, 1978 Miladi yılına tekabül eden 1398 Hicri yılı Ramazan orucuna bazı İslam ülkeleri (Mesela Türkiye, Afganistan, Fas ve Nijerya’da) 6 Ağustos 1978 Pazar günü; diğer bazılarında (Mesela Mısır, Suudi Arabistan, Lübnan, Suriye) 5 Ağustos Cumartesi; diğer bir kısmında ise (Mesela Irak ve Kuveyt) 4 Ağustos, Pakistan’da ise 7 Ağustos’da başlanmıştır. (Ramazan ve bayramların Tespitinde Benimsenecek Müşterek Metot Konferansı, Kasım 1978 İstanbul, Diyanet İşleri başkanı Tayyar Altıkulaç’ın açış konuşması. ) Miladi 1939 yılı Ramazan ayına Mısır’da Pazartesi, Suudi Arabistan’da Salı, Hindistan’da Çarşamba günü başlanması, büyük ilim adamı Ahmed Muhammed Şakir’in aynı yıl neşredilen ‘Evâilu’ş-Şuhûri’l-Arabiyye Hel yecûzü şer’an isbâtühâ bi’l-Hisâbi’l-Felekî (Arap Aylarının başlangıçların Astronomik Hesapla Belirlenmesi Şer’an Caiz midir?)’ adlı meşhur makalesini yazmasına vesile olmuştur. Bu makale, ‘Dini Günlerin Tespitinde Hesaba Güvenilebilir mi?’ adıyla Rahmi Yaran tarafından Türkçeye çevrilmiştir. (Diyanet İlmi Dergi, Cilt 28, Sayı 2, 1992) Meselenin asıl trajikomik tarafı ise bu ülkelerin bir çoğunun aynı saat dilimini kullanıyor olmalarıdır.

[2] 1420 H yılı Ramazan bayramı, Nijerya’da 06/1/2000 Perşembe günü, Suudi Arabistan ve Ürdün’de 07/01/2000 Cuma günü, Mısır ve Fas’ta 08/01/2000 Cumartesi günü, Hindistan ve Pakistan’da 09/01/2000 Pazertesi günü yapılmıştır. (Muhammed Şevket Udeh, et-Takvîmu’l-Hicrî el-Âlemî(Dünya Hicri Takvimi), 29-31 Ekim 2001 Tarihleri arasında Amman’da yapılan İkinci İslâmî Astronomi Konferansına sunulan tebliğ, s. 2

[3] Celalettin Hancı, Evâilu’ş-Şuhûri’l-Arabiyye Beyne İşkâliyyeti’t-Tahdîd ve Emeli’t-Tevhîd (Tespit Problemi ve Birlik İdeali İkileminde Arabi Ayların Başlangıçları), et-Tatbikâtu’l-Felekiyye fi’ş-Şeriati’l-İslamiyye (İslam Şeriatında astronomik Uygulamalar) başlığıyla 2-3 Aralık 1999 da Amman’da yapılan islâmî Astronomi konferansına sunulan tebliğ. İslami Araştırmalar Enstitüsünün 1966 Eylül ayında Kahire’deki toplantısı, 1969 Nisan ayında Malezya’nın başkenti Kualalumpur’da yapılan Dünya İslam Konferansı toplantısı, 1973 yılında Kuveyt’te yapılan Vakıflar ve Dini İşler Bakanları Konferansı, 1978 Eylül ayında İstanbul’da yapılan Ru’yet-i Hilal Konferansı, 1986 yılında Amman’daki Üçüncü Dönem toplantısında Mecmau’l-Fıkhi’l-İslâmî’nin konuya ilişkin oturumu ve Arap Uzay ve Astronomi Bilimleri Birliğinin yaptığı seri toplantılar bunların en önemlilerindendir.