|
KUR’AN’DA YABANCI KELİMELER MESELESİNE ORYANTALİST BİR YAKLAŞIM
Bilal GÖKKIR
Arthur Jeffery'nin The Foreign Vocabulary of The Qur’an (Baroda 1938) adlı eseri yayınlandığı
tarihten itibaren oryantalist literatür içinde önemli
bir ilgi görmüş ve günümüze kadar da bu ilgiyi
koruyagelmiştir.
Jeffery’nin
bu eserine bilhassa İslamî
kavramların ele alındığı çalışmalarda
sıkça atıfta bulunulmaktadır. Batılı olsun Doğulu
olsun, Kur’an’da yabancı kelimeler konusunu işleyen
her çalışmada bu eserin daima hatırı sayılır
bir yeri olagelmiştir. Jeffery’nin bu eserini
referans göstermeksizin veya ondan destek almaksızın
Kur’an’da yabancı kelimeler mevzuunu işlemek
adeta imkansız gibidir. Bütün bunlara rağmen
eserin tahlil ve tenkidinin pek fazla yapıldığı da
söylenemez.
Biz
bu çalışmamızda faydalı olacağı kanaatiyle
Jeffery’nin dinî ve akademik alt yapısı üzerinde
durduktan sonra onun söz konusu eserini eleştirel
bir yaklaşımla tahlil etmeye çalışacağız.
1.
Arthur Jeffery (1893-1959): Dindar, Misyoner ve
Linguist
Avustralya
asıllı olan Arthur Jeffery (1893-1959), lisans
(1918), master (1920) ve Hristiyan Teolojisi eğitimini
(1926) Melbourne Üniversitesi’nde tamamlamıştır.
Jeffery
1. Dünya Savaşı esnasında Hindistan’daki sömürgeci
İngiliz ordusunda görev almak istemiş, ancak orduya
girmeye muvaffak olamamıştır. Fakat ‘birtakım
gayr-i askeri savaş hizmetlerinde’
bulunmak üzere Hindistan’daki sömürge hükümeti
tarafından Madras Hıristiyan Koleji’nde istihdam
edilmiştir.
Jeffery
Hindistan’daki bu Hristiyan kolejinde çalışırken,
Doğu’nun dini ve mahalli dillerine de merak sarmış
olmalı ki, bu yıllarda tamamladığı The Foreign
Vocabulary of the Qur’an (Kur’an’da Yabancı
Kelimeler) adlı çalışmasıyla,
Edinburgh Üniversitesi’nden doktora unvanı
almıştır (1929). Jeffery'nin çalışmamıza konu
teşkil eden bu eseri The
Foreign Vocabulary of The Qur’an, Edinburgh Üniversitesi
bünyesinde meşhur oryantalistler Richard Bell ve D.
S. Margoliouth tarafından incelenerek doktora tezi
olarak kabul edilmiştir.
Bu
esnada Jeffery, Amerikan Üniversitesi Kahire Doğu
Araştırmaları Okulu (The School of Oriental Studies)
tarafından öğretim üyeliği teklifi alır.
Jeffery’e teklifte bulunan bu okul, aslında ‘Mısır’da
hizmet verecek olan misyoner adaylarının eğitimini
hedefleyen’ bir kurumdur.
Adı geçen bu okul ilk zamanlarda Language Study
Centre of the American Mission (Amerikan Misyonerliği
Dil Merkezi) adı altında faaliyet göstermekteydi.
1929’da burası her ne kadar The
School of Oriental
Studies adını almışsa da, asıl fonksiyonu
olan misyoner, diplomat ve iş adamlarına hizmet
veren dil merkezi olma özelliğini kaybetmemiştir.
Zamanla biraz daha genişleyerek İslam Araştırmaları
Merkezi halini almaya doğru adımlar atmıştır.
Mısır
ve Orta Doğu'daki misyoner, diplomat ve iş adamlarına
hizmet veren The
School of Oriental Studies’in sadece öğrencileri
değil, aynı zamanda öğretim elemanları da, ‘ Mısır’da
faaliyet gösteren çeşitli misyoner grupların üyelerinden’
oluşmaktaydı. Ancak Jeffery için bu okulun dinî atmosferi
pek de garipsenecek bir ortam olmayacaktı. Zira
Jeffery’nin bizzat kendisi Methodist bir din adamı
idi. Yakın dostu Badeau’nun ifadesiyle, Jeffery
kendini Hristiyan misyonuna adamış, ömrü boyunca
bunu yaşamış ve hayatı dinî
endişelerle, akademik çalışmalarıysa dinî
hedeflerle dopdolu bir Hristiyan idi.
Jeffery,
1938’de Kahire’yi terk edip Amerika’da Kolombiya
Üniversitesi’nde Union Theological Seminary’ de işe başlayınca, bu dinî
faaliyetlerine orada da devam etmiştir. Oradaki
misyon ve dinî
heyecanını ise bu kez bize arkadaşı Fredrick C.
Grant anlatmaktadır. Jeffery için ‘din, dinî
literatürün dinî
tarihin akademik incelenmesinden ya da teolojik
kavramların analizinden çok öte bir şeydir’
diyen Grant’ın ifadesine göre Jeffery’ de din
sade bir şekilde, bir öğretmen, yazar, ilim adamı
ve hatta bir komşu olarak hayatının merkezinde yer
almıştır. Jeffery, eğer vaaz için bir başka
okula gitmemişse her sabah saat 08.30 ve pazarları
saat 11.00 de okul kilisesinde bulunacağını söyleyen
Grant
bize, Jeffery’nin Hristiyan misyonuyla ne denli
ilgilendiğini belirtmiş olmaktadır.
Jeffery’nin
eserini değerlendirmemizde onun bu dinî alt yapısı
muhakkak ki önem arz eder. Ancak daha da önemli olan
nokta Jeffery'nin İslam ve Arap dili eğitimine dair
alt yapısıdır. Bu hususta ise pek fazla bir veriye
sahip değiliz. Jeffery’nin İslamî
ilimlere ve Arap diline nerede ve nasıl vukûfiyet kazandığı eldeki kaynaklarda pek
fazla aydınlanmamıştır.
Bununla
beraber, Jeffery’nin Arap dili konusundaki tecrübesini
ifadelendirmesi açısından iki önemli hususa burada
değinmekte fayda vardır. Birincisi Kahire’deki
Arapça kürsüsü öğretim elemanlığı teklifi
kendisine ulaştırıldığında teklifi tereddütle
karşılamış olmasıdır. O tereddüdünü ifade
ederken kendisinin 5-6 dilde çalışabilecek kadar
ancak genel bir bilgiye sahip olduğunu, henüz Arapça
öğretmenliği yapabilecek kadar Arap dilinde
ilerlemediğini ifade etmiştir.
Arkadaşı Eric Bishop da daha sonra onun Arapça
konusunda çekingenliğini ve Arapça’yı zor bir
dil olarak algıladığını belirtecektir.
İkincisi ise Abdullah İsmail el-Sawy’nin Two
Muqaddimas to the Qur’anic Sciences (1954)
adlı eserin ilk baskısının editörü olarak
Jeffery'nin yaptığı dil hatalarına dikkat çekmesidir
|