|
YAKIN DOĞU SEYAHATI VE ESERLERİ BAĞLAMINDA IGNAZ GOLDZİHER VE İSLÂM DÜNYASI İLE FİKRÎ ETKİLEŞİMİ
İbrahim HATİBOĞLU
I/
Çağdaş
İslâm tetkiklerini sistemleştiren bir araştırmacı
olarak Ignaz Goldziher, sadece Batı’da değil,
uyguladığı yöntem ve eserleri ile İslâm dünyasında
da ciddi etkileri olan bir şahsiyettir. Goldziher’e
gösterilen bu teveccüh, dinî-tarihî verileri
yorumlama konusunda, Batı’da dağınık şekilde
kullanılan muhtelif yöntemleri tek gaye çerçevesinde
birleştirip terkîbî tetkik yöntemi şeklinde
de ifade edilebilecek olan kapsamlı bir usul geliştirmesinden
kaynaklanır.
Goldziher,
terkîbi tetkik yönteminin temellerini Budapeşte
Üniversitesi’nde oluşturmaya başlamış, ardından
Almanya ve Yakın Doğu’ya yaptığı seyahatler ile
bilimsel ve kültürel anlamda zihnî alt yapısını
şekillendirmiştir. İslâm’ın ve özellikle
hadislerin anlaşılması konusundaki yazdıkları değerlendirilirken,
onun zihnî ve ilmî arka plânını oluşturan
kariyerinin şekillenmesinde ilk yıllarında yaptığı
gezilerin etkisi dikkate alınmalıdır. Esasen
Goldziher’in doğum yeri Zigetvar’dan Doğu
dillerini öğrenmeye başladığı Budapeşte’ye
gelişi onun ilim yolculuğunun ilk safhasını oluşturmakla
birlikte, on sekiz yaşında gittiği Almanya ve daha
on dokuz yaşının ortalarında bitirdiği doktorasının
ardından yaptığı yaklaşık bir yıllık Leiden ve
Viyana seyahati onun ilmî kişiliğinin önemli köşe
taşlarını oluşturur. Bu anlamda Goldziher’in
yirmi üç yaşında Yakın Doğu’ya ilmî gayelerle
gerçekleştirdiği söylenen seyahati de sonraki araştırmalarına
yön veren önemli bir tecrübe olmuştur.
Goldziher’in dinî ilimlerin ve klâsik ulemânın
İslâm toplumu üzerindeki etkisini anlamak amacı
ile İslâm dünyasına yaptığı bu yolculuğu, şayet
sadece ilmî gayelerle yapılmışsa, hadis literatüründe
kullanılan ifadesiyle, ‘rıhle’ olarak tavsif
etmek mümkündür. Goldziher’in 14 Ekim 1873
tarihinde başlayan ve Nisan 1874’te sona eren Yakın
Doğu seyahati, İslâm dini ve kültürü adına
bildiklerinin yerinde tespiti ve terkîbî tetkik yönteminde
eksik kalan Doğu tecrübesinin tamamlanması açısından
büyük ehemmiyeti hâizdir.
II/
Goldziher’in
Yakın Doğu seyahatine gönderilmesi/çıkması,
liberalleşme sürecini yaşayan Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın,
katolik Hıristiyanların ve diğer muhafazakâr
kesimlerin baskılarına karşı koyabilmek için,
liberal Yahudilik yanlılarının desteğine ihtiyaç
duyduğu bir ortamda gündeme geldi. Ayrıca seyahat,
bu imparatorluğun bir başka büyük devlet olan
Osmanlı’nın Orta Doğu’daki varlığına son
verme düşüncesi açısından da önem taşıyordu.
Seyahat fikrini ilk defa ortaya atan bakan Joseph Eötvös’ün
(1813-1871) 2 Şubat 1871 tarihinde ölümünün ardından
yerine geçen Agoston Trefort da (1817-1888) aynı
gerekçelerle Goldziher’e Yakın Doğu’ya seyahat
etme imkânı sağladı. Bu seyahat sadece ilmî araştırmalar
yapma amaçlı olmayıp, aynı zamanda Doğu Arapları’nı
tanıma, bölge Araplarının yerel ve resmî
dillerini öğrenme, kitap toplama, siyasî gayelere yönelik
olarak kurulacak Doğu Araştırmaları biriminde
kendisi için planlanan göreve hazırlanma gibi amaçlarla
da yapılmıştı. Böyle geniş hedefleri olan bir
vazife elbette, Goldziher’in akademik yönünü
etkilediği gibi, gittiği her yerde geniş entelektüel
bağlar kurmasını da sağladı. Seyahatin siyasî
bir yönü olmasına rağmen, Goldziher’in dinî
tercihleri yüzünden ülkesinde fazla yankı bulmadı
ise de, Arap toplumu ve buradaki Batılılar katında
önemli etkileri oldu.
İlgililerin
istifadesine sunulmuş birinci el kaynaklar sayesinde,
bugün Goldziher’in Yakın Doğu seyahati hakkında
detaylı bilgi edinmek mümkündür. Şarkiyat
tetkiklerine yön vermiş bir şahsiyet olarak
Goldziher, gerek Yakın Doğu seyahatinde gerekse tüm
ilmî kariyerinde özel hayatını anlatan ve ruh
alemini yansıtan önemli kaynaklar bırakmış,
toplumsal ve kişisel huzursuzluklarını, yazdığı
günlüklerine dökmüştür. Bunların ilki, ölümünün
üzerinden 57 yıl geçtikten sonra yayımlanan Tagebuch
(nşr. Alexander Scheiber, Leiden 1978),
diğeri ölümünden 66 yıl sonra yayımlanan Keleti
Naplom (My Oriental Diary (nşr. Raphael
Patai), Detroit 1987)
adlı kişisel notlarıdır. Bunların dışında
Goldziher’in iç dünyasına ve ilişkilerine dair
bilgiler ihtiva eden ve sayısı 13.700’e varan
mektup ile Arabisches Notizbuch adlı Arapça
not defteri de önem taşımaktadır.
Elde mevcut matbû günlüğü ve seyahat notlarına
oranla Arapça notlarının, Goldziher’in ‘Müslümanlık
yılları’ hakkında daha samimi ve derunî âlemi
hakkında ‘içten’ bilgiler ihtiva eden otantik
bir vesika niteliğinde olduğunu söylemek mümkündür.
Oriental Diary’nin bir eki (ya da devamı)
olarak yazıldığı bilinen Arabisches
Notizbuch’a
Goldziher muhtelif kereler atıfta bulunur.
Yine seyahat notlarında, Ezher’e başladığı ilk
on bir güne dair bilgilerin son derece kısa ve yüzeysel
olması, daha sonraki günler hakkında ise hiçbir
kayda yer verilmemesi, bu döneme ait bilgilerin Arabisches
Notizbuch’ta
yazıldığı fikrini akla getirir.
Dolayısıyla Goldziher’in Kahire’den ayrılıncaya
kadar notlarını Arapça olarak tutmayı sürdürdüğünü
ancak bunun, zayıf bir ihtimalle, kaybolduğunu veya
muhtelif gerekçelerle neşredilmediğini söylemek mümkündür.
Yine Kahire’de tanıştığı bazı kimselere ve özellikle
Ezher şeyhi (1871-1886) Muhammed Abbâsî el-Mehdî’ye,
Avrupa’ya gidince, seyahat notlarını yayımlayacağını
söylediği ve 1890 yılında “Benim Ezher’deki
tecrübelerim İslâm ulemâsı ve kültürü hakkında
bir bilgi hazinesi gibidir” dediği halde, diğer günlükleri
gibi, bu notlarını da neşretmeyi uygun görmemiştir.
Muhtemelen sözü edilen ‘bilgi hazinesi’ Arabisches
Notizbuch
şeklinde söz ettiği kayıtlardır. Ayrıca
Goldziher Tagebuch’un
bir yerinde, Ezher Camii’nde kıldığı Cuma namazı
ve hissiyâtı konusunda detaylı bilgiyi Arabisches
Notizbuch’ta
yazdığından söz eder.
Öte yandan kendisinin resmî görevle geldiği Yakın
Doğu seyahati hakkında resmî makamlara sunduğu
geniş bir raporda da önemli hususlara yer vermiş
olmalıdır.
|