|
KUR’AN AYETLERİNE GÖRE HAC İBADETİNİN ZAMANI VE DAHA SAĞLIKLI BİR İBADET İÇİN BAZI TEKLİFLER
Ali AKPINAR
Hac
ibadeti, temeli Hz. İbrahim peygambere ve hatta Hz.
Adem’e kadar uzanan tarihî bir ibadettir. Son
peygamber Hz. Muhammed, peygamber olarak kavmine gönderildiğinde
Mekke’de hac yapılıyordu. İnen Kur’ân ayetleri
hac ibadetinin devam ettiğini bildirmiştir. Ancak
ayetler ve Peygamberimizin açıklamaları hac
ibadetine karıştırılmış şirk geleneklerini ve
mantıksız uygulamaları ortadan kaldırmış, haccı
yeniden asliyesine döndürerek düzenlemiştir. Biz
bu çalışmamızda önce haccın zamanını
belirleyen ayetlerin iniş sürecini inceleyecek,
sonra hac ile ilgili bazı temel kavramlara dikkat çekip
haccın hikmetlerini zikredecek ve bugünkü hac
uygulamasının sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi
için bir takım önerilerimizle çalışmamıza son
vereceğiz.
Hac
ibadetinin uygulaması, diğer ibadetlerin yapılış
şekillerinin yer almadığı gibi, tüm ayrıntılarıyla
Kur’ân’da yer almaz. Zaten bu anlamda Kur’ân
bir ‘namaz hocası kitabı’ olmadığı
gibi bir ‘hac rehberi kitabı’ da değildir.
Çünkü Kur’ân bir tezkir kitabı olup, bir
tedris kitabı değildir. Ne var ki, bugün bir
takım temel ibadetlerin yapılış şekli ve zamanı
etrafında çeşitli spekülasyonlar üretilirken çoğunlukla
Kur’ân referans gösterilmektedir. Oysa Kur’ân
merkezli olduğu söylenen bu yaklaşımların, aslında
bütüncül ve derinlemesine bir yaklaşım özelliğinden
uzak; parçacı, yüzeysel ve ön kabulle belirlenmiş
tezlere ayetler bulma eğilimi içerisinde olduğu görülmektedir.
Örneğin çok önceleri Hâricîlerden bir grup tarafından
seslendirildiği halde yankı bulmayan ve ilk defa söyleniyormuş
gibi bugün yeniden gündeme getirilen ‘Hac
ibadetinin senenin tüm aylarına, yahut senenin üç
ayına yayılabileceği’ görüşü, net olarak
Kur’ân’dan çıkmamaktadır. Bu girişten sonra
hac ibadetiyle ilgili ayetleri, iniş süreci doğrultusunda
ve bütüncül bir yaklaşımla incelememiz yerinde
olacaktır.
A.
Hac Mevsimi İle İlgili Ayetlerin İniş Süreci
Kur’ân,
mesajlarının evrensel olmasını sağlamak için,
anlattığı olayların geçtiği yer ve zamanlarını,
olayın kahramanlarının isimlerini genellikle
vermez. Ancak az da olsa bazı yer, zaman ve şahıs
isimleri Kur’ân’da yer alır. Bunun pek çok
sebebi vardır şüphesiz.
Kur’ân’da
bazı yer ve zamanlara dikkat çekilmesiyle ilgili
olarak Reşid Rıza özetle şunları söyler:
“Yüce Allah, bazı yer ve zamanlar için özel bazı
emir ve yasaklar koymuştur. Bunun nedeni, onları
insanların daha bir özenle yerine getirmelerini sağlamaktır.
Çünkü insan psikolojisi tekdüzelikten sıkılır.
Bu yüzden İslâm’da devamlı yapılması istenen
ibadetler oldukça kısa ve hafif tutulmuştur. Söz
gelimi sürekli kılınması gereken vakit namazlarının
farzları çok kısa zamanda yerine getirilebilir. Örnek
olarak Cenab-ı Hak, insanların haftalık genel
toplantı gününde Cuma namazını özel olarak farz
kılmıştır. Senede bir ay (sayılı günlerde)
orucu farz kılmıştır. Aynı şekilde Zilhıcce’nin
sayılı günlerinde haccı meşru kılmıştır. Yine
hac için gidiş geliş ayları olan haram aylarda
savaşı yasaklamıştır. Savaşı olabildiğince
azaltıp barışı yaygınlaştırmak ve güvenli bir
ortamda umre yapılmasını sağlamak için, senenin
ortasında olan Receb’i de haram aylardan saymıştır.
Hacıların güvenliği için Mekke ve çevresini güvenli
belde (harem) kılmıştır. Ka’be’yi kendisine
izafe edip (Beytullah=Allah’ın evi) ona hürmet
edilmesini istemiştir. Böyle özel belirlemeler
olmasaydı, insanların belli bir yer ve zamanda anlaşmaları
imkansız olurdu.”
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, gücü
yeten kimselerin ömürlerinde bir kere yapmaları
gereken Hac ibadeti için senenin belli günlerinin özellikle
seçilmesi, bunun sınırlı olması, çok yerinde ve
anlamlı, hatta ibadetin amaçlarının tam olarak gerçekleşebilmesi
için gerekli de olmuştur.
|