|
SEMÂ VE DEVRÂN HAKKINDA İKİ RİSÂLE
Dilâver GÜRER
1. Zenbilli Alî
Efendi’nin (ö. 932/1525)
Risâlesi
Risâle fî Hakkı Deverâni’s-Sûfiyye
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
El-Melik,
el-Mennân, el-Azîz, el-Muktedir, ed-Deyyân (olan
Allah’a hamd olsun)
ki O, Kur’ân nûrunun marifeti ile irfânı bizlere
farz kılmıştır.
Nebîsine
ve onun halîfelerinin üzerine en güzel bir şekilde,
daima ve her zaman salât olsun.
Akıl
sayfama gelen bilgileri, gönülden ve geldiği şekliyle
bir risâle hâline getirmeyi tasarladım. Sonra
bunları, sadece biz biliriz, Allah bize verdi diye övünerek
değil de, eksik ve noksanımızı kabul ederek ve
Allah’ın inayetiyle, haddi aşmış kimselerin inadını
kırmak için kaleme almaya başladım.
Rabbim!
Beni îmanlı kimselerden eyle. Şeytanın vârislerinden
yapma. Mîzân günü beni ârifler zümresi içerisinde
haşret.
Ey
kardeşim! Bil ki, insanlar fazîleti de ve inadı da
kabul etmede serbesttirler. Fakat onlar sağ tarafını
sol tarafından ayırt edemeyen, kibirli, cahil
kimselerin inkârları ile dik başlı bir hale gelmişlerdir.
Bu sebeple, îmanlı kimselerin, özellikle de zamanımızdakilerin
kalplerindeki şüphenin ortadan kalkması için, gerçeği
ve kesin delîli apaçık metinler ile beyan etmek
bizim üzerimize vâcip olmuştur. Zîrâ, zamane câhillerinin
açıklamalarının ortaya çıkardığı fitneler yüzünden
insanların çoğu şaşkın bir haldedir. Bu insanlar
hayır ehlinin sözlerini söylerler, fakat îmanları
boğazlarından öteye geçmez. Bunlar, okun yaydan çıktığı
gibi dinden çıkarlar. Şeytanlar topluluğundan,
inatçılar grubundan ve şirret insanlardan Allah’a
sığınırız.
El-Bezzâziyye
sahibinin “sûfîlerin zikir meclislerindeki
devrânı oyundur ve haramdır, kötü bir fiil olduğu
için imamın bunu yasaklaması gerekir” şeklinde,
sırf garaz dolu bir sözü vardır.
Meşhur
fakîh Câmiu’l-Fetâvâ isimli eserinde de
şöyle der: “Sûfîlerin devrânı haramdır.
Onlara katılmak haramdır. Haramı helâl sayan kimse
kâfirdir.”
El-Pezdeviyye
sahibi de şöyle demiştir: “Sûfîlerin devrânı
çirkin bir fiil ve açık bir haramdır.”
Devrânı
haram sayanlar, buna delil olarak Peygamberimiz’in(as)
“Bir kavme benzeyen kimse onlardandır”
sözünü ileri sürüyorlar. Devrân oyundur ve icmâ
ile haramdır, diyorlar. Yine, diyorlar ki: Devrân
rakstır ve onu ilk ihdas eden Sâmirî’dir (Allah müstehakkını
versin). Devrânın keferenin ve müşriklerin fiili
olduğu açıktır. Sûfîlerin raksında da onlara
benzeyiş vardır. Onların bu fiilleri kötü, âdî
bir fiildir. Bu davranışın “Hakk’ı gözeten,
insaf sahibi kimseler”
nazarında bir oyun ve bir eğlence olduğu açıkça
bellidir.
Onların
bu husustaki dayanakları el-Keşşâf
sahibinin “cehrî zikir Tâhâ sûresindeki: “Eğer
sen sözü açıktan söylersen, bilesin ki, o gizliyi
de, gizlinin gizlisini de bilir”
ayeti ile Kur’ân’da yasaklanmıştır” sözüdür.
Biz
ise bütün bu iddialara katî bir cevap ile şöyle
cevap veririz: el-Bezzâziyye sahibinin devrânın
haramlığı konusundaki sözü sâbit değildir, doğru
değildir. Çünkü, devrânın raks olduğu herkesçe
kabul edilen bir hüküm değildir. Ne zikir bir
oyundur, ne de zikreden oynayan bir kimsedir. Zikir
ibadetlerin en fazîletlisi olduğu gibi, zâkirler de
en fazîletli kimselerdendir. Zikrin en fazîletli
ibadet olmasına şu ayet delildir: “Sana kitaptan
indirileni oku. Namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki
namaz hayâsızlıktan ve çirkinlikten alıkoyar.
Allah’ı zikretmek (ibadetlerin) en büyüğüdür.
Allah yaptıklarınızı bilir.”
Zikredenlerin üstünlüğüne ise Hz. Peygamber’in(as)
şu sözü delildir: “Zikreden kimse Allah’ın
sevgilisidir.”
Yine şu hadisler de buna delildir: “Gâfiller içinde
Allah’ı zikreden kimse, ölüler arasındaki diri
kimseler gibidir.”
“Gâfiller arasında Allah’ı zikreden kimse, kuru
ağaçların ortasındaki yemyeşil ağaç gibidir.”
İşte bizim olduğu gibi, cinlerin ve diğer insanların
da peygamberi olan Hz. Peygamber’in bu sözleri
zikrin ve zikredenlerin üstünlüğünü açıkça
belirtmektedir. Bunları bile bile inkâr edenler kâfir
olur. Böyle inkârcılardan olmaktan Allah’a sığınırız.
|