|
ÜRDÜN AHVÂL-İ ŞAHSİYE (HUKÛK-I ÂİLE) KANUNLARINDA OSMANLI TESİRİ
Ahmet BOSTANCI
1917 tarihli
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi’nin Birinci Dünya
Savaşı sonunda Osmanlı hakimiyetinden çıkan diğer
bazı ülkelerde belirli bir süre daha yürürlükte
kalmaya devam ettiği ve bu ülke kanunlarına olan
etkisi genel olarak bilinen bir husus olmakla birlikte
bu tesirin boyutlarının net olarak ortaya konması için
tafsilatlı araştırmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmada,
kararnamenin Ürdün’de aile hukuku (daha sonraki adıyla
ahval-i şahsiye) alanında çıkarılan kanunlara ne
gibi etkilerinin olduğunun tespitine çalışılmaktadır.
Bu amaçla, Osmanlıdan günümüze, Ürdün’de aile
hukuku alanında yapılan bütün düzenlemeler
incelenmekte ve kararnamenin Ürdün’de yürürlükte
kalma süresi ile ilgili olarak daha önce bir kısım
müellifler tarafından ortaya konulan değerlendirmelerin
tümüyle isabetli olmadığı ortaya konulmaktadır.
Ürdün
yaklaşık 400 yıl Osmanlı hâkimiyeti altında kalmış
bir Orta Doğu ülkesidir. Bu uzun birliktelik dolayısıyla
dil, hukuk, sanat gibi pek çok alanda her iki
toplumun birbirlerinden etkilenmeleri son derece tabiîdir.
Biz bu yazımızda hukukun belirli bir bölümündeki
etkileşme üzerinde duracağız. Bu da 1917 tarihli
Hukûk-ı Âile Kararnâmesi’nin Ürdün’de aile
hukuku (daha sonraki adıyla ahvâl-i şahsiye) alanında
çıkarılan kanunlara ne gibi etkilerinin olduğunun
tespiti şeklinde olacaktır. Hemen belirtelim pek çok
Ürdünlü müellif, 1947’de 26 sayılı Hukûk-ı
Âile Kanunu çıkana değin Osmanlı Hukûk-ı Âile
Kararnâmesi’nin Ürdün’de uygulanmaya devam ettiğini
söylemektedir.
Bazı kaynaklarda da kararnamenin bazı değişikliklerle
1951 yılına kadar yürürlükte kaldığı bilgisi
yer almaktadır.
Ancak bu bilgiler tam olarak doğru bir hükmü yansıtmamaktadır.
Konuyla ilgili kesin bir yargıya varabilmek için Ürdün’de
bu alanda yapılan bütün düzenlemelerin incelenmesi
gerekmektedir. Aşağıda bu incelemeyi yaparak
HAK’nın Ürdün’de icra ettiği tesirleri net bir
şekilde ortaya koymaya çalışacağız.
I.
Osmanlı Hukûk-ı Âile Kararnâmesi
8
Muharrem 1336/25 Ekim 1917 tarihli Hukûk-ı Âile
Kararnâmesi (kısaca HAK) hem Osmanlı Devleti’nde
ve hem de İslam ülkelerinde İslam Aile Hukuku sahasında
ilk kanun olması ve sahasında köklü yenilikleri taşıması
bakımından son derece önemli bir kararnamedir.
HAK,
dört sünnî mezhebin esaslarından istifade edilmek
suretiyle yapılmış olup gayrimüslim tebaanın
evlenme ve boşanmaları da kendi dinlerinin esaslarına
göre tanzim edilmiştir.
Kararname,
iki kitap ve 157 maddeden meydana gelmektedir. Birinci
kitap “Münâkahât” başlığını taşımakta ve
6 bâba ayrılmaktadır. Bâblar da kendi aralarında
fasıllara ayrılmış durumdadır. İkinci kitap “Müfârakât”
hakkındadır ve 3 bâba ve bunlar da kendi içlerinde
fasıllara ayrılmıştır. Son kısımda da mevâdd-ı
şettâ (çeşitli hükümler) başlığını taşıyan
bir kısa bölüm yer almaktadır.
Kararnamenin
en önemli özellikleri ve getirdiği yenilikler şunlardır:
Kararname, İslam ülkelerinde alanındaki ilk
kanundur. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Musevîler
hakkında ayrı hükümler getirmiştir. Hanefî
mezhebine bağlı kalma geleneğinden ayrılarak diğer
mezheplerden istifade yolunu açmıştır. Osmanlı
Devleti’nde kazâî birliği temin etmiştir.
Evlenme ve boşanmada devlet kontrolü getirmiştir.
Bazı durumlarda kadına kocasından tefrîk hakkı
vermiştir. Kadının kocasının monogam kalmasını
şart koşabileceğini kabul etmiştir. Evlenme yaşına
alt sınır getirmiştir.
Kararname
uzun müddet uygulanma şansı bulamamış ve 20 ay
gibi kısa bir süre mer’iyette kaldıktan sonra çeşitli
baskılar neticesinde 18 Haziran 1919 tarihinde yürürlükten
kaldırılmıştır.
Kararname
daha önce de zikredildiği üzere, İslam ülkelerinde
aile hukuku alanında yapılan ilk kanundur. Mısır’daki
bazı münferit düzenlemeler bir tarafa bırakılırsa,
kararnameden sonra uzun süreler bu sahada ikinci bir
kanun ortada görünmemiştir. Bu bakımdan kararname
uzun seneler sonra bu sahayı kanunlaştırmak isteyen
devletlere en azından örneklik etmiştir denebilir.
Kararnamenin
tesiri vakıası daha ziyade Ortadoğu ülkeleri için
söz konusu olmaktadır. Zira bu ülkeler umumiyet
itibarıyla Osmanlı Devleti’yle aynı hukuk ekolüne
sahiptir. Üstelik bu ülkelerden bir kısmı
kararnameyi uzun müddet tatbik etmiş, bir kısmı da
Osmanlı Devleti’nin bir parçası olarak bu devlet
ve onun hukuk sistemi içerisinde yaşamışlardır.
Bu
ülkeler içinde Ürdün, kararnamenin en fazla
tesirinde kalan ülke olarak görünmektedir. Nitekim,
Velidedeoğlu, Ürdün kanununu Osmanlı ve Mısır
kanunlarının bir sentezi olarak değerlendirmektedir.
Bu durum, aşağıda Ürdün’de bu alanda yapılan
kanunî düzenlemeleri HAK ile karşılaştırmalı
olarak incelediğimizde net olarak karşımıza çıkacaktır.
II.
Ürdün’de Yayımlanmış Aile Hukuku (Ahvâl-i Şahsiye)
Kanunları ve HAK’dan Etkilenme Durumları
Ürdün’de
Osmanlı yönetimi sonrasında günümüze değin 4
tane hukûk-ı âile (en son kanundaki ismiyle: ahvâl-i
şahsiye) kanunu yayınlanmıştır. Bunlar: 1) 1927
Tarihli Hukûk-ı Âile (Nikâh ve İftirâk) Kanunu,
2) 1947 Tarihli 26 Sayılı Hukûk-ı Âile Kanunu, 3)
1951 Tarihli 92 Sayılı Hukûk-ı Âile Kanunu, 4)
1976 Tarihli 61 Sayılı Ahvâl-i Şahsiye Kanunu.
|