ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Ömer Menekşe: OSMANLI’DA ZİNA CEZASI OLARAK RECM
İsmail Çalışkan: KUR’AN VE TEFSİR ARAŞTIRMALARINDA BATILI YAKLAŞIMDA DEĞİŞİM VE BALJON
Ahmet Tahir Dayhan: ÇOCUĞUN NAMAZ EĞİTİMİ İLE İLGİLİ BİR HADİS TAHLÎLİNİN TAHLÎLİ
Nihat Dalgın: SOSYAL DEĞİŞİM VE İSLAM HUKUKU
Ejder Okumuş: TANZİMAT HAREKETİ'NE MUHALEFET
Yusuf Ziya Keskin: BUHÂRÎ'NİN et-TÂRÎHU'L-KEBÎR'İNE YÖNELİK TENKİTLER
Ahmet Bostancı: ÜRDÜN AHVÂL-İ ŞAHSİYE (HUKÛK-I ÂİLE) KANUNLARINDA OSMANLI TESİRİ
Doğan Kaplan: FUAT KÖPRÜLÜ’YE GÖRE ANADOLU ALEVİLİĞİ
Ahmet Erkol: EŞ‘ARÎ DÖNEMİ ARAP DÜŞÜNCE BİÇİMİ VE EŞ‘ARÎ DÜŞÜNCESİNDE ŞÂFİÎ’NİN ETKİSİ
Bernard Weiss Çeviri: Menderes Gürkan: İSLAM HUKUKUNDA YORUM: İCTİHÂD TEORİSİ
Dr. Norman Calder Çeviri: Muammer İskenderoğlu: İSLAM ORTODOKSLUĞUNUN SINIRLARI
Hasan Hanefî Çeviri: Fethi Ahmet Polat: “EDEBÎ FORMLAR TARİHİ” EKOLÜ [AHDİCEDİT HERMENÖTİĞİNE GİRİŞ]
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Celaleddin Çelik: KURUMSALLAŞMA VE CEMAATLEŞME ARASINDA GÖÇMEN KİMLİĞİ

 
NOSTALJİ:

Mustafa Özel: MİDHAT PAŞA’NIN BESMELE VE FÂTİHA TEFSİRİ

  makaleler


SOSYAL DEĞİŞİM VE İSLAM HUKUKU

Nihat DALGIN

Bu araştırmada, İslam hukukunun sosyal değişimle olan ilişkisi kurumsal olarak ele alınacaktır. Araştırmamız, benimsenen bir tezin savunulması şeklinden çok, “İslam hukuku her türlü değişime kapalı” şeklindeki bir yargının yargılanması niteliğinde olduğu için, sosyal değişim ve İslam hukuku ilişkisini, olumlu ya da olumsuz olarak, bize anlatma ihtimali bulunan, birçok farklı örnek ve uygulama ışığında sürdürülecektir. Araştırma konumuz, “İslam Hukukunun Oluşumunda Sosyal Yapının Etkisi” ve “Sosyal Değişime İslam Hukukunun Katkısı” şeklinde, iki ayrı açıdan ele alınmış olup, bu bağlamda, İslam hukuku ve değişim ilişkisi ile alâkalı olarak, maksadımızı anlatacak örneklerden, tüme varım yöntemi ile, konu hakkında bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.

 Araştırmada yer verilen birçok örneğin, hakkında değerlendirme yapılmaksızın verilmesinin arkasında yatan sâik de, tarih içinde verilmiş bu fer’î hükümlerin doğru ya da yanlış olmalarından çok, bu hükümlerin İslam hukukundaki değişimi yansıtıyor olmalarının bizi ilgilendirmesidir.

 Değişimin, belirli bir zaman sürecinde, herhangi bir şeyde ya da alanda, gözle görülebilen farklılaşma[1] olduğu bilinmektedir. Sosyal değişim; genel ifadesi ile, sosyal ilişkilerdeki meydana gelen değişiklik olarak nitelenmekte,[2] teknik anlamda ise şöyle tanımlanmaktadır: Sosyal değişim, “toplumsal yapıda yer alan ilişkilerin, fikir ve düşüncelerin yeni bir biçim ve içerik kazanması sonucunda, insanlar arası ilişkilerin ve toplumsal kararların değişmesidir”; “Zaman içinde gözlenebilen, geçici olmayan, belirli bir toplumun yapılanmasını ve işleyişini etkileyen ve o toplumun geleceğe yönelik akışını değiştiren başkalaşım demektir.”[3]

 Hukuk, genel ifadesiyle, “toplumu bir nizam ve düzen içerisinde yaşatan, devlet gücüne dayalı kaide ve kurallar bütünü”[4] olduğuna göre, hukuk sosyal bir kurumdur. Buna göre, belirli bir toplumdaki sosyal ilişkileri, devlet gücüne dayanan, organize yaptırımlarla düzenleyen hukukla, bireylerin ve grupların birbirleriyle değişen ilişkilerini içeren toplumsal değişim kavramı arasında sıkı bir bağ vardır.[5] Bir diğer ifadeyle, sosyal kontrol aracı konumunda bulunan hukukun da, toplumsal değişimden etkilenmesi kaçınılmazdır. Nitekim hukuk, taşıdığı bu özellik sebebiyle, hem toplumsal yapının ürünü hem de sosyal yapıyı yönlendiren, etkileyen bir sosyal kurum olarak nitelenmektedir.

 Buradan şöyle bir sonuç çıkarılabilir: Değişimin kaçınılmaz bir olgu olması nedeniyle, bütün sosyal kurumlar, değişme yeteneğine sahip olarak oluşturulmalı ve bu özelliklerini hiçbir zaman kaybetmemelidirler. Değişim araçlarından yoksun bir sistem, kendini koruma araçlarından da yoksun sayılır. Değişme yeteneğini kaybeden sosyal kurumlar, hayatta kalma yeteneğini de kaybederler.[6]

Başarılı bir hukuk sisteminin özelliklerinin başında, insanların beklentilerine cevap vermesi, ihtiyaçlarını gidermesi ve insanlar arasındaki hak ve adaleti oluşturması gelmektedir. Bu nedenle, sosyologlara ve hukukçulara göre, hukuk kendisini sürekli olarak değişen sosyo-ekonomik şartlara uydurmak zorundadır. Hukukî kurallar, toplumsal değişmeye ayak uydurabildikleri oranda, toplumsal değişmenin yanında yer alırlar. Yürürlükteki hukuk ile, toplumun sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal değişimi arasında bir çatışmanın ortaya çıkması, söz konusu hukuk kurallarının, o toplumdaki temel değişikliklerden doğan yeni ihtiyaçlara cevap veremez bir duruma düştüğünü gösterir.[7]

Hukuktaki değişim sosyal bir değişme anlamına gelmekte ise de, her sosyal değişim hukukî sistemde farklılaşmayı gerektirmemektedir. Özellikle hukukun değişmesindeki etkenlerin önemlileri arasında şunlar sayılabilir: Toplumların maddî temeli, yani coğrafî konumu, demografik yapısını ilgilendiren morfolojik etkenler, ekonomik etkenler, eğitsel etkenler, siyasal etkenler, ideolojiler, din ve ahlâk gibi etkenler.[8]

 Bu etkenlerin hepsi, hukuk alanındaki değişimlerin üzerinde aynı güçte rol oynamazlar. Bazen biri, bazen bir kaçı daha etkili olabilir. Denilebilir ki, bir toplumda hangi tür sosyal olaylar ya da olgular diğerlerinden daha çabuk gelişmişse, diğerleri için “değiştirici etken” konumuna geçerler. Örneğin, bazı toplumlarda ahlâkî inançlar, diğer kural düzenlerinden ve hukuktan daha hızlı bir gelişim gösterebilir, böyle bir toplumda hukuk, ahlâkî inançlara göre değişim gösterecektir. Fakat ahlâk, bu geri hukuk düzeninden etkilenmeyecektir. Bunun aksi de mümkündür. Öyle ki; ileri bir hukuk, yaşayan ahlâkın ilerisine geçebilir ve ahlâkî değişmelerin etkeni olabilir. İşte büyük hukuk devrimlerinde, sosyal reformlar döneminde, karşımıza çıkan durum bu ikinciyi ifade eder.

Bazı toplumlarda ekonomik gelişme, toplumdaki kültürel, siyasal ya da hukuk olgularının önüne geçebilir. Bu takdirde, hukuktaki değişmeyi sağlayan, ekonomik olaylar olacaktır.

Şu halde, hukukun değişmesi üzerinde rol oynayan etkenleri, hukuk düzeyinden daha hızlı gelişme gösteren olgu ya da olaylar grubunda aramak gerekir. Ancak, yukarıda belirttiğimiz gibi, bazen hızlı bir hukuk gelişmesi, onu diğer sosyal olay ve olgu grupları üzerinde değiştirici etken konumuna getirir. Bu durum, özellikle hukuk devrimlerinin yapıldığı dönemler ile resepsiyon olayları sırasında kendisini gösterir.[9]

 Aynı toplumu oluşturan kurumlar arasında, hem bağlılık hem de bağımsızlık mevcuttur. Birbirlerine bağımlı olan kurumların birindeki sosyal değişim diğerlerini de anında etkilemekte olup, bunların da hemen değişerek, bağımlı oldukları kurumla intibak etmeleri gerekmektedir.

 Modern toplumlarda hukuku ve dolayısıyla, toplumsal değişmeleri harekete geçirerek toplum-hukuk dengesini sağlayacak üç organla karşılaşırız.

1. Uzmanlaşmış yazılı kural koyucu organlar.

2. Mevcut hukuk kurallarını uygulamak, geliştirmek, gerektiğinde kural koymakla görevli yargı organı.

3. Hukuk kuralları ile mahkeme kararlarını uygulamakla yükümlü icra, infaz organları ile polis örgütü.[10]

Araştırmalar normatif düzenin (hukukî düzenin) devlet eliyle, bilinçli kullanımı sayesinde, toplumun aklî ve bilinçli çabalarla kendini değiştirme gücüne sahip olduğunu göstermiştir.[11] Bu bir nevi, kanun koyuculuğun mühendislik aracı olarak kullanılmasıdır.

Ancak, bu alanda her zaman tam bir başarıya ulaşmak mümkün değildir. Çünkü, kanunlarla yeni bir yön verilmek istenen toplum pasif bir varlık değildir. Nitekim hukuk ekolleri, hukukun sosyal mühendislik aracı olarak kullanılmasını tartışmışlardır.

Tarihçi hukuk okulu; “hukukun, toplumun örf âdetine ters düşmemesi gerektiği”ni savunurken, Pozitif hukuk okulu; “hukuk aracılığı ile topluma istenen yön verilebilir” tezini savunmuştur.[12]

Hukuk aracılığı ile sosyal değişim hedeflendiğinde, bu iki tezin uzlaştırılması gerekecektir. Hukuk tarafından yaşamın doğal akışı bir doğrultuya yöneltilmek istenirken, toplumsal gerçekliğin iyi tanınması gerekmektedir. Bunun için, sosyal gerçekliğin bilimsel olarak araştırılmasını konu edinen “hukuk sosyolojisi” ile işbirliği yapılmalıdır.

Toplumsal olayların akışına ivedi bir şekilde karışabilmek, onları istenilen doğrultuya yöneltebilmek, ancak sosyoloji ve hukuk sosyolojisinin sonuçlarına uymakla, verilerinden yararlanmakla gerçekleşebilir.

Ayrıca, hukukî kurallar ve kanunlar yardımı ile sosyal değişim arzulandığında, toplumsal değişime direnecek olan bazı olgular da göz ardı edilmemelidir. Bunları; alışkanlıklar, gelenekler-inançlar, hâkim dünya görüşü, çıkar grupları, programı uygulamadaki sınırlı imkânlar ve yaptırım yetersizliği şeklinde sıralayabiliriz.

Bilindiği gibi, kanunlar toplumun ihtiyaçlarına cevap verdiği oranda benimsenir ve halk üzerinde etkin olurlar. Bu nedenle, hukuk bir sosyal mühendislik aracı olarak kullanılmak istendiğinde, yalnız hukukî tedbirlerle yetinilmemeli, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda alınacak tedbirlerle de hukuk desteklenmelidir. Nitekim, sosyo-ekonomik alt yapısı gelişmemiş, okur-yazar oranı çok düşük, dinî-mistik inançların egemen olduğu toplumlarda yapılan hukuk devrimlerinin çoğu “göstermelik” olmaktan ileriye gidememektedir.

Unutmamak gerekir ki, bir toplumda yürürlükte olan hukuk kuralları ile o toplumda hâkim bulunan ahlâk anlayışı arasında sıkı bir ilişkinin bulunması kaçınılmazdır. Ahlâk anlayışı ile çelişme durumunda olan hukuk kuralları devamlı olamazlar.[13]

Değişim ve hukuk ilişkisi hakkında, günümüz uzmanlarınca yapılan bazı tespitleri, bu şekilde verdikten sonra, İslam hukukunun değişim karşısındaki duruşunu ele alabiliriz. Yukarıda da belirtildiği gibi, öncelikli olarak, oluşum sırasında İslam hukukunun sosyal yapı ile ilişkisi ele alınacaktır.


[1] Ülker Gürkan, Hukuk Sosyolojisine Giriş , Ankara 1994 , s. 68 .

[2] Erkan Perşembe , “Toplumsal Değişme ve Din İlişkisi Üzerine” , OMÜİFD, V, 1991, s. 171.

[3] Esat Çam, Siyaset Bilimine Giriş, İst. 1977, s. 290; Ayrıca bkz. Ülker Gürkan, Sosyal Değişmeler, Ankara 1969, s. 453.

[4] Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, Ank. 1973, s. 6; M. Erdoğan. “Sosyal Değişim Karşısında İslam Hukuku”, Sosyal Değişme ve Dinî Hayat, İst. 1991, s. 30.

[5] Artun Ünsal, “Toplumsal Değişme ve Hukuk”, Hacettepe Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, IV, 1, 1972, s. 114.

[6] Sulhi Dönmezer, Toplum Bilim, İst. 1994, s. 400.

[7] Ünsal, a.g.e., s. 117.

[8] Gürkan, Hukuk Sosyolojisine Giriş, s. 73.

[9] Gürkan, a.g.e., s. 74.

[10] Gürkan, a.g.e., s. 75, 76.

[11] Gürkan, a.g.e., s. 77.

[12] Gürkan, a.g.e., s. 78.

[13] Gözübüyük, Hukuka Giriş, s. 13