|
EŞ‘ARÎ DÖNEMİ ARAP DÜŞÜNCE BİÇİMİ VE EŞ‘ARÎ DÜŞÜNCESİNDE ŞÂFİÎ’NİN ETKİSİ
Ahmet ERKOL
Düşüncelerin içinden
çıktığı coğrafî, kültürel ve sosyal
atmosferlerden soyutlanamayacağı bilinen bir
husustur. Aynı şekilde düşünce coğrafyası
bilinmeden o düşünceyi sağlıklı bir şekilde
anlamak mümkün
değildir.
Nitekim tefsir tarihinde Kur’an’ın daha sağlıklı
anlaşılmasının sağlanması düşüncesiyle “nüzul
sebebi” başlığı oluşturulmuş ve her bir ayet için bir nüzul sebebi aranmıştır.
Kur’an’ın tefsir edilmesinde nüzul sebebinin ne
kadar sağlıklı işlediği konumuzun dışındadır.
Zira bu, tefsire ait bir inceleme alanıdır. Ancak
Kur’an’ın anlaşılması hususunda işletilen
“nüzul sebebi” prensibi, bize İslam kültüründe
düşüncelerin arka plânı ile ilgili başlangıcından
itibaren bir çabanın var olduğunu göstermesi açısından
önemlidir. Ne var ki, bütün düşünceler için
dikkate alınması gereken bu hususa yeteri kadar özen
gösterilmemiştir. Bu nedenle de sosyal/siyasal ve coğrafî
ortamla düşünceler arasında bir irtibatsızlık
ortaya çıkmıştır. Bu irtibatsızlık sebebiyle düşünceler
yeterince kritize edilememiş, hâdise fikir münasebeti
sağlıklı bir şekilde değerlendirilememiştir. İslam
düşüncesinde başlangıcından itibaren geliştirilen
bazı prensipler dolayısıyla, düşünce kritiği
yerine, düşüncelerin kendisine atfedildiği kişiler
ve dönemlere daha çok önem verilmiştir. Bu
nedenledir ki, belli şahıslar ve belli dönemlere
ait düşünceler mutlaka kabul edilmesi gereken kesin
doğrularmış gibi algılanmıştır.
İslam
düşüncesinde, nebinin masum olup olmadığı tartışma
konusu yapıldığı halde,
sonraki dönemlerde imamlar için masumiyetten söz
edilmiştir. Şia’da “imamın masumiyeti” inanılması
gereken temel bir prensip olarak kabul edilmiştir.
Ehl-i Sünnet düşünürlerine göre ise nebiden başkası
masum değildir.
Prensipte kabul edilen bu düşünce uygulamada farklılıklar
arz etmiş ve her bir düşünce ekolü zımnen de
olsa kendi imamına, ya da imamlarına masumiyet
payesini vermiştir. Bu düşünce biçimi nedeniyle
İslam düşüncesi tarihinde Peygamber’den birkaç
asır sonra, İslam toplumu kendisini yenileme yerine,
önceki imamların düşüncelerini tekrarlama ve önceki
birikimi tüketme gibi bir tutumun içine girmiştir.
Bu da beraberinde donukluğu ve geriliği getirmiştir.
Her
toplum, kendisinden öncekilerin birikimleri ile varlıklarını
sürdürür ve bir önceki neslin değer yargılarından
etkilenerek yeni bir düşünce ve yaşam tarzı oluşturur.
Bu, bütün toplumlar için geçerli olan bir
hususiyettir. Müslüman toplum da aynı kategoriye
dahildir. Bu nedenle İslam düşüncesinin sağlıklı
anlaşılması için, düşüncenin içinden çıktığı
ve yayıldığı coğrafyanın, sosyal, siyasal ve kültürel
yanıyla iyi bilinmesi ve dolayısıyla İslam’ın içinden
çıktığı toplumun -Arap insanı- düşünce biçiminin
iyi tetkik edilmesi gerekmektedir. Bu durumu dikkate
alarak makalemize konu olan İmam Şâfiî’nin (ö.
204/820), İmam Eş‘arî (ö. 324/935) düşüncesindeki
izdüşümünü sağlıklı değerlendirmek amacıyla
Eş‘arî dönemi -Arap- düşünce biçimi ile
ilgili bazı bilgileri vermeyi gerekli gördük.
Eş‘arî’nin
düşünce atmosferini tanımadan, onu oluşturan
siyasî, sosyal, kültürel ve tarihî şartları
dikkate almadan sağlıklı bir değerlendirme yapmak
mümkün değildir. Her insan doğal olarak yaşadığı
dönemin bir ürünüdür. Dolayısıyla bu yönüyle
insan tarihsel bir varlıktır. Her ne kadar o, aynı
zamanda tarihi oluşturan bir varlık ise de. Hâdise
fikir münasebetini öne almadan yapılan her türlü
değerlendirme indî ve sağlıksız değerlendirmelerdir.
Bunu dikkate aldığımız için kısa pasajlarla Eş‘arî’nin
içinden çıktığı Arap toplumunun düşünsel yapısıyla
ilgili Câhız’ın (ö. 255/869) bir değerlendirmesini,
sosyal yaşama dair de İbn Haldûn’un (ö.
808/1406) mülâhazalarını
ve Ahmed Emîn’in (1886-1954) bazı değerlendirmelerini
aktarmayı gerekli gördük. Eş‘arî dönemi -Arap-
düşünce biçimi ile ilgili verdiğimiz bu değerlendirme
ile bir genelleme yapmanın doğru olamayacağı
bilinen bir husustur. Ancak bu düşünce biçiminin Müslüman
toplumun değer yargılarını oluşturmada ve buna bağlı
olarak sosyal yaşamında da etkili olduğu açıktır.
Bu nedenle konunun bu çerçevede değerlendirilmesi
gerekir.
|