ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Ömer Menekşe: OSMANLI’DA ZİNA CEZASI OLARAK RECM
İsmail Çalışkan: KUR’AN VE TEFSİR ARAŞTIRMALARINDA BATILI YAKLAŞIMDA DEĞİŞİM VE BALJON
Ahmet Tahir Dayhan: ÇOCUĞUN NAMAZ EĞİTİMİ İLE İLGİLİ BİR HADİS TAHLÎLİNİN TAHLÎLİ
Nihat Dalgın: SOSYAL DEĞİŞİM VE İSLAM HUKUKU
Ejder Okumuş: TANZİMAT HAREKETİ'NE MUHALEFET
Yusuf Ziya Keskin: BUHÂRÎ'NİN et-TÂRÎHU'L-KEBÎR'İNE YÖNELİK TENKİTLER
Ahmet Bostancı: ÜRDÜN AHVÂL-İ ŞAHSİYE (HUKÛK-I ÂİLE) KANUNLARINDA OSMANLI TESİRİ
Doğan Kaplan: FUAT KÖPRÜLÜ’YE GÖRE ANADOLU ALEVİLİĞİ
Ahmet Erkol: EŞ‘ARÎ DÖNEMİ ARAP DÜŞÜNCE BİÇİMİ VE EŞ‘ARÎ DÜŞÜNCESİNDE ŞÂFİÎ’NİN ETKİSİ
Bernard Weiss Çeviri: Menderes Gürkan: İSLAM HUKUKUNDA YORUM: İCTİHÂD TEORİSİ
Dr. Norman Calder Çeviri: Muammer İskenderoğlu: İSLAM ORTODOKSLUĞUNUN SINIRLARI
Hasan Hanefî Çeviri: Fethi Ahmet Polat: “EDEBÎ FORMLAR TARİHİ” EKOLÜ [AHDİCEDİT HERMENÖTİĞİNE GİRİŞ]
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Celaleddin Çelik: KURUMSALLAŞMA VE CEMAATLEŞME ARASINDA GÖÇMEN KİMLİĞİ

 
NOSTALJİ:

Mustafa Özel: MİDHAT PAŞA’NIN BESMELE VE FÂTİHA TEFSİRİ

  makaleler


EŞ‘ARÎ DÖNEMİ ARAP DÜŞÜNCE BİÇİMİ VE EŞ‘ARÎ DÜŞÜNCESİNDE ŞÂFİÎ’NİN ETKİSİ

Ahmet ERKOL

Düşüncelerin içinden çıktığı coğrafî, kültürel ve sosyal atmosferlerden soyutlanamayacağı bilinen bir husustur. Aynı şekilde düşünce coğrafyası bilinmeden o düşünceyi sağlıklı bir şekilde anlamak  mümkün değildir.[1] Nitekim tefsir tarihinde Kur’an’ın daha sağlıklı anlaşılmasının sağlanması düşüncesiyle “nüzul sebebi” başlığı oluşturulmuş ve  her bir ayet için bir nüzul sebebi aranmıştır. Kur’an’ın tefsir edilmesinde nüzul sebebinin ne kadar sağlıklı işlediği konumuzun dışındadır. Zira bu, tefsire ait bir inceleme alanıdır. Ancak Kur’an’ın anlaşılması hususunda işletilen “nüzul sebebi” prensibi, bize İslam kültüründe düşüncelerin arka plânı ile ilgili başlangıcından itibaren bir çabanın var olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Ne var ki, bütün düşünceler için dikkate alınması gereken bu hususa yeteri kadar özen gösterilmemiştir. Bu nedenle de sosyal/siyasal ve coğrafî ortamla düşünceler arasında bir irtibatsızlık ortaya çıkmıştır. Bu irtibatsızlık sebebiyle düşünceler yeterince kritize edilememiş, hâdise fikir münasebeti sağlıklı bir şekilde değerlendirilememiştir. İslam düşüncesinde başlangıcından itibaren geliştirilen bazı prensipler dolayısıyla, düşünce kritiği yerine, düşüncelerin kendisine atfedildiği kişiler ve dönemlere daha çok önem verilmiştir. Bu nedenledir ki, belli şahıslar ve belli dönemlere ait düşünceler mutlaka kabul edilmesi gereken kesin doğrularmış gibi algılanmıştır.

İslam düşüncesinde, nebinin masum olup olmadığı tartışma konusu yapıldığı halde,[2] sonraki dönemlerde imamlar için masumiyetten söz edilmiştir. Şia’da “imamın masumiyeti” inanılması gereken temel bir prensip olarak kabul edilmiştir.[3] Ehl-i Sünnet düşünürlerine göre ise nebiden başkası masum değildir.[4] Prensipte kabul edilen bu düşünce uygulamada farklılıklar arz etmiş ve her bir düşünce ekolü zımnen de olsa kendi imamına, ya da imamlarına masumiyet payesini vermiştir. Bu düşünce biçimi nedeniyle İslam düşüncesi tarihinde Peygamber’den birkaç asır sonra, İslam toplumu kendisini yenileme yerine, önceki imamların düşüncelerini tekrarlama ve önceki birikimi tüketme gibi bir tutumun içine girmiştir. Bu da beraberinde donukluğu ve geriliği getirmiştir.

Her toplum, kendisinden öncekilerin birikimleri ile varlıklarını sürdürür ve bir önceki neslin değer yargılarından etkilenerek yeni bir düşünce ve yaşam tarzı oluşturur.  Bu, bütün toplumlar için geçerli olan bir hususiyettir. Müslüman toplum da aynı kategoriye dahildir. Bu nedenle İslam düşüncesinin sağlıklı anlaşılması için, düşüncenin içinden çıktığı ve yayıldığı coğrafyanın, sosyal, siyasal ve kültürel yanıyla iyi bilinmesi ve dolayısıyla İslam’ın içinden çıktığı toplumun -Arap insanı- düşünce biçiminin iyi tetkik edilmesi gerekmektedir. Bu durumu dikkate alarak makalemize konu olan İmam Şâfiî’nin (ö. 204/820), İmam Eş‘arî (ö. 324/935) düşüncesindeki izdüşümünü sağlıklı değerlendirmek amacıyla Eş‘arî dönemi -Arap- düşünce biçimi ile ilgili bazı bilgileri vermeyi gerekli gördük.

Eş‘arî’nin düşünce atmosferini tanımadan, onu oluşturan siyasî, sosyal, kültürel ve tarihî şartları dikkate almadan sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Her insan doğal olarak yaşadığı dönemin bir ürünüdür. Dolayısıyla bu yönüyle insan tarihsel bir varlıktır. Her ne kadar o, aynı zamanda tarihi oluşturan bir varlık ise de. Hâdise fikir münasebetini öne almadan yapılan her türlü değerlendirme indî ve sağlıksız değerlendirmelerdir. Bunu dikkate aldığımız için kısa pasajlarla Eş‘arî’nin içinden çıktığı Arap toplumunun düşünsel yapısıyla ilgili Câhız’ın (ö. 255/869) bir değerlendirmesini,[5] sosyal yaşama dair de İbn Haldûn’un (ö. 808/1406) mülâhazalarını[6] ve Ahmed Emîn’in (1886-1954) bazı değerlendirmelerini aktarmayı gerekli gördük. Eş‘arî dönemi -Arap- düşünce biçimi ile ilgili verdiğimiz bu değerlendirme ile bir genelleme yapmanın doğru olamayacağı bilinen bir husustur. Ancak bu düşünce biçiminin Müslüman toplumun değer yargılarını oluşturmada ve buna bağlı olarak sosyal yaşamında da etkili olduğu açıktır. Bu nedenle konunun bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.


[1] Bkz. Şeyh İnayetullah, İslam Öncesi Arap Düşüncesi, (Hazırlayan, M. M. Şerif, İslam Düşüncesi Tarihi) İnsan Yay., İst., 1990, I, 151.

[2] Bkz. Fahruddîn Râzî, el-Muhassal (Kelâma Giriş), Çev. Hüseyin Atay, Kültür Bakanlığı, Ankara, 2002, s. 244-248. Seyfuddin Âmidî, Ğayetu’l-Merâm fî İlmi’l-Kelâm, Thk. Hasan Mahmûd Abdullatîf, Kahire, 1971, s. 319-322; Curcânî, Şerhu’l-Mevâkıf, Menşûratü’ş-Şerîf, Mısır, VIII, 265-270.

[3] Bağdâdî, el-Fark Beyne’l-Fırak, Thk. İbrâhîm Ramazân, Dâru’l-Ma‘rife, Beyrut, 1994, s. 309.

[4] Bkz. Sa‘duddîn Taftazânî, Şerhu’l-Makâsıd, Thk. Abdurrahmân Umayra, Âlemü’l-Kütüb, Beyrut, 1989, s. 52-54; Şerafedddin Gölcük-Süleyman Toprak, Kelâm, Tekin Kitabevi, Konya, 1996, s. 310-312.

[5] Bkz. Câhız, el-Beyân ve’t-Tebyîn, Thk. Hasan en-Nedvî, el-Mektebetü’t-Ticâriyye, Mısır, 1926,  III, 15.

[6] Bkz. İbn Haldûn, Mukaddime, Çev. Zakir Kadiri Ugan, MEB, Ankara, 1986, II, 377-379.