|
OSMANLI’DA ZİNA CEZASI OLARAK RECM
Ömer MENEKŞE
En
ilkel toplumdan en gelişmiş topluma kadar, insanların
bir arada yaşayabilmesi, şüphesiz bir düzenin varlığını
gerektirir. Bu düzeni bozan ya da bozmaya
yeltenenlere karşı, işlenen suç veya fiilin niteliğine
göre, birey ya da kamu vicdanını tatmin edecek
nitelikte bir yaptırımın uygulanması zorunluluk
arz etmektedir. İşte bu noktada söz konusu yaptırımların
belki de en önemlisini teşkil eden hukuk kuralları
devreye girmektedir.
Sosyal
hayatı yaşanılabilir hâle getirmekte faydalanılan
hukuk kurallarına nitelik ve uygulama şekilleri
farklı da olsa hemen her toplumda rastlanır.
Evlilik
dışı cinsel ilişki anlamına gelen zina da öteden
beri insan aklının,
ahlâk ve hukuk düzenlerinin, semavî dinlerin, çirkin
sayıp yasakladığı bir fiildir. Bu suçu işleyenler,
farklı şekil ve ağırlıkta da olsa cezalandırılmış
veya cezalandırılması himaye görmüştür.
Zina,
diğer semavî dinler gibi İslâm dininde de kesin
olarak yasaklanmış ve söz konusu eylem büyük günahlardan
sayılmış ve önlenebilmesi için de bir takım yaptırımlar
öngörülmüştür.
İslâm;
akıl, din, can, ırz ve malın korunmasına özel bir
itina göstermiş, bunlardan her birinin varlığını
muhafaza edecek türden hükümler koymuştur. Nitekim
İslâm, bir taraftan neslin korunması için evliliği
meşru kılarken diğer taraftan bu amacı zedeleyecek
eylemlerden olan zinayı da yasaklamış ve böyle bir
suça teşebbüs edenlere karşı cezaî hükümler
koymuştur.
Kur’an’ın,
"Zinaya
yaklaşmayın. Çünkü o, bir hayâsızlıktır ve çok
kötü bir yoldur."
ifadesiyle, zinanın apaçık bir çirkinlik ve sapma
olduğu belirtilmiş, kişiyi bu eyleme götüren
yollar da yasaklanmıştır. Çünkü zina, sadece
tarafları ve onların yakınlarını ilgilendiren şahsî
bir suç değil, toplumun bütününü ilgilendiren;
aileyi kökünden sarsan, nesebin karışmasına, aile
yuvasının yıkılmasına yol açan, insanı bedenî
zevklerin esiri yapıp toplumdaki değerini düşüren,
namus ve iffet duygusunu rencide eden, ahlâkî
dejenerasyona neden olan sosyal bir afettir.
Böylesine
zararlı ve kötü bir davranışın sadece ahlâkî
ve dinî müeyyidelerle yasaklanması yeterli değildir.
Bundan dolayı, Kur’an’da, evli olup olmadığı
şeklinde herhangi bir ayrım yapılmaksızın, zina
eden kişiye bedenî ceza olarak, 100 değnek/kırbaç
(celde) uygulanması emredilmiştir.
Hz.
Peygamber’in tatbikatında ise; bu konuda bir ayrıma
gidilmiştir. Uygulamaya göre; Kur’an’da
zikredilen bedenî ceza evli olmayan kimselere aittir.
Ayrıca bu kimseler bulundukları bölge dışına 1 yıllığına
sürgün edilir. Zina eden evli erkek veya kadın ise;
recm edilir.
|