ENGLISH Anasayfa  |  Editörden  |  Biz Kimiz?  |  Yayın İlkeleri  |  Sayılar  |  Abone  |  Linkler  |  Bize Yazın
MAKALELER:
Ömer Menekşe: OSMANLI’DA ZİNA CEZASI OLARAK RECM
İsmail Çalışkan: KUR’AN VE TEFSİR ARAŞTIRMALARINDA BATILI YAKLAŞIMDA DEĞİŞİM VE BALJON
Ahmet Tahir Dayhan: ÇOCUĞUN NAMAZ EĞİTİMİ İLE İLGİLİ BİR HADİS TAHLÎLİNİN TAHLÎLİ
Nihat Dalgın: SOSYAL DEĞİŞİM VE İSLAM HUKUKU
Ejder Okumuş: TANZİMAT HAREKETİ'NE MUHALEFET
Yusuf Ziya Keskin: BUHÂRÎ'NİN et-TÂRÎHU'L-KEBÎR'İNE YÖNELİK TENKİTLER
Ahmet Bostancı: ÜRDÜN AHVÂL-İ ŞAHSİYE (HUKÛK-I ÂİLE) KANUNLARINDA OSMANLI TESİRİ
Doğan Kaplan: FUAT KÖPRÜLÜ’YE GÖRE ANADOLU ALEVİLİĞİ
Ahmet Erkol: EŞ‘ARÎ DÖNEMİ ARAP DÜŞÜNCE BİÇİMİ VE EŞ‘ARÎ DÜŞÜNCESİNDE ŞÂFİÎ’NİN ETKİSİ
Bernard Weiss Çeviri: Menderes Gürkan: İSLAM HUKUKUNDA YORUM: İCTİHÂD TEORİSİ
Dr. Norman Calder Çeviri: Muammer İskenderoğlu: İSLAM ORTODOKSLUĞUNUN SINIRLARI
Hasan Hanefî Çeviri: Fethi Ahmet Polat: “EDEBÎ FORMLAR TARİHİ” EKOLÜ [AHDİCEDİT HERMENÖTİĞİNE GİRİŞ]
 
ARAŞTIRMA NOTLARI:

Celaleddin Çelik: KURUMSALLAŞMA VE CEMAATLEŞME ARASINDA GÖÇMEN KİMLİĞİ

 
NOSTALJİ:

Mustafa Özel: MİDHAT PAŞA’NIN BESMELE VE FÂTİHA TEFSİRİ

  makaleler


“EDEBÎ FORMLAR TARİHİ” EKOLÜ [AHDİCEDİT HERMENÖTİĞİNE GİRİŞ]

Hasan HANEFÎ - Çeviren: Fethi Ahmet POLAT

Edebî formlar tarihiyle ilgilenen ekol, bu asrın [geçtiğimiz asır] yirmili yıllarında, on beşinci asırdaki dinî reform süreciyle başlayan Avrupa bilincinin uzun süreli evriminin ardından doğmuştur. Bu ekol, başlangıçta Protestanlığın iman, zaman ve insan varlığıyla ilgili görüşleri içerisinde ortaya çıkmış, ardından hür Protestanlık, özgür teoloji ve diyalektik teolojinin oluşmasına, en nihayet Tübingen Okulu’nun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Aynı şekilde on altıncı yüzyıldaki reform çağında olduğu gibi, modern bilim, insanın önceliği ve geleneksel sistemlerin eleştirisi yöntemlerini devralmış, on yedinci asrın iki karakteristiği olan akıl ve analize dayanmıştır. On sekizinci asırda Aydınlanma Felsefesi’ni etkilemiş ve Kutsal Kitap kritiğinin başlaması, Kutsal Kitap’ın eleştiri ve analize açık olması, en nihayet söz konusu eleştirel yaklaşımın bağımsız bir disiplin haline gelmesindeki etkenlerden birisi olmuştur. On dokuzuncu asırda tarihselci okulun katkıları, mukayeseli dinler tarihinin doğuşu ve bu ilmin Hıristiyanlığı, kadim dinler çerçevesine dahil etmesi; Kutsal Kitap ile özellikle Yunanca ve İbranice kadim edebiyat arasındaki benzerliklerle ilgili olarak bu ilmin verilerinden istifade edilmeye başlanmasıyla birlikte, ‘kaynakların kritiği’nden ‘türlerin kritiği’ne ya da hadis ulemasının ıstılahına göre konuşmak gerekirse ‘senet’ kritiğinden ‘metin’ kritiğine doğru bir kayma ile edebî eleştirinin bu yeni okulunun kurucu unsurları da ortaya çıkmış oldu. İşte bu yüzden bu yeni edebî ekol, ‘edebiyat tarihi, edebî formlar tarihinden ibarettir’ şeklindeki yaygın teoriye uygun olarak edebiyat eleştirilerinden edebî formları ödünç aldı ve kadim edebiyatta edebî ‘türler’le ilgili araştırmalardan istifade etti. Hatta edebî eleştiriyi mekân, dil, kavram, ifade ve anlamca sabit olan metin araştırmasından; tarih içerisinde sürekli aktif olan metin araştırmasına doğru geliştirmeyi ve dönüştürmeyi de -yani edebî formların doğuşu ve gelişimi, lâfızların ve ibarelerin sözlük anlamlarının değişikliğe uğraması- başardı.

İlk zamanlar hikâye ve şiir yaygındı. Daha sonra ilgiler, gerek rivayet şeklinde gerekse sürekli örnek olarak verilen fiilî bir uygulama şeklinde olsun, dinî söylemin formlarından birisi olan rivayetlere yöneldi. Daha sonra dikkatler rivayetlerden, folklor edebiyatında olduğu gibi, mesellere yöneldi. Buradan da bir edebî form olan tarih yazımına kaydı ki bu Yunan ve İbranî edebiyatına ve Hıristiyanların, tarihi bir eylem ve bir temsile dönüştürmesine benzemekteydi. Nitekim edebî bir form olarak, son derece sembolik olan “görü” [Alman idealizminde ‘anlıksal görü’. Mütercim.][1] ortaya çıktı. En sonunda okul, Alman idealizmi ile bilinci, âlemin mihveri ve kâinatın merkezi kabul eden düşünce içerisinde gelişti. Bultman, Yeni Kantçılardan Dibelius’la birlikte okulun liderlerinden birisi ve Kantiyan kategorileri dinamik ve bilinçsel temeller üzerinde araştırma işini üstlenen Marburg Okulu’nun da kurucusu olmuştur. Bu okul aynı zamanda, ‘Öncelikle bilinçte var olmayan bir şeyin olguda gerçekleşmesi mümkün değildir. Bilinç, toplum için hayatî bir konuma sahip olduğundan kolektiftir. Bilinç özneler arasındaki ilişkileri deşifre eder. Bilince çeşitli sâikler yol gösterir. Görüntüleri vardır ve olguyla ilişki içindedirler. Tarihin içerisinde mevcudiyetini sürdürür ve kendisini dillerden herhangi birisi ile ifade eder.’ şeklindeki belirli bir felsefî tutuma dayanmaktadır. Zaten bu görüşleri sebebiyle okul, Fenomenoloji’yi etkileyen düşünce akımlarından birisi olmuştur.[2]


[1] [Bkz. Bedia Akarsu, Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkılap, 7. baskı, İstanbul 1998, s. 88.]

[2] V.A. Deardslee, Literary criticism of the New Testament, Fortress Press, Philadelphia 1970; N. Habel, Literary criticism of the Old Testament, Fortress Press, Philadelphia 1971; Martin Dibelius, From tradition to Gospel, (Formgeschichte des Evangeliums, 1919); Scribner and Sons, New York 1934.