|
MU’TEZİLE MEZHEBİNE EHL-İ SÜNNET’İN İSNÂDI: ‘KIRÂATLAR, TEVKÎFÎ DEĞİL; İCTİHÂDÎDİR’ -Zemahşerî Özelinde Bir İddianın Değerlendirilmesi-
Mehmet DAĞ
Çalışmamız,
Ehl-i Sünnet âlimlerinden bir kısmının ve bunların
izini süren bazı çağdaş yazarların, bazen genel
olarak Mu’tezile, bazen de özel olarak Zemahşerî’ye
kırâat alanında yönelttikleri itirazları ve eleştirileri
tespit edip, bunları eleştirilen kesimin kendi
kaynaklarından özellikle Zemahşerî’nin Tefsîr’inden;
bir anlamda kendi ifade ve verilerinden hareketle
sorgulamayı; objektif bir duruşla tahlil etmeği amaçlamaktadır.
Çalışmamızda
şu sorular cevaplanacaktır: Bazı Ehl-i Sünnet âlimlerinin,
kırâatların ictihâdî olduğu şeklindeki Zemahşerî’ye
nispet ettikleri iddia gerçek midir? Ehl-i Sünnet âlimleri,
‘ictihâdî’ veya ‘ihtiyarî’ kavramlarının
içini nasıl doldurmaktadır? Bunlarla, Zemahşerî’nin
kırâatları uydurduğu mu söylenmek istenmektedir
yoksa nakille gelen kırâatlar arasında bir tercihe
mi vurgu yapılmaktadır? Tercih yapan sadece Zemahşerî
midir? Kırâat âlimleri ve tefsîrciler tercih yapmıyorlar
mı? Eleştirilen kırâatları, Ehl-i Sünnet’ten
daha şedîd bir şekilde eleştirenler var ise bunu
nasıl anlamlandırmalıyız? Bir kısım Ehl-i Sünnet
âliminin, Zemahşerî’ye yönelttikleri ‘resm-i
Mushaf’a itibar etmediği şeklindeki iddia, haklı
bir iddia mıdır? Dile, iddia edildiği gibi, öteki
iki kriteri yok sayan bir fonksiyon yüklüyor mu? Kırâatları
dil açısından öteki kırâat âlimleri, hüccetlendirmiyorlar
mı, dahası eleştirmiyorlar mı? Yine iddia edildiği
gibi, Zemahşerî, şâzz kırâatları mütevâtirin
önüne geçiriyor mu? Kırâat düzleminde eleştirel
duruş itibariyle Zemahşerî, gerçekten hiçbir sınır
tanımıyor mu? Diğer yandan kırâatlardan i’tizâle
yol arıyor mu? Zemahşerî’nin, tefsîrinde kırâat
açısından terminolojik bir yapılanması söz
konusu mu? Üç kriter bağlamında tefsîrine yansıyan
ve ötekiler tarafından göz ardı edilen sarih
ifadeleri var mıdır? Zemahşerî, tefsîrinde kırâatları
hangi amaçlar için ve nasıl kullanmaktadır? Ehl-i
Sünnet’in Zemahşerî’yi eleştirmesinde
‘Mu’tezilî’ olmasının rolü var mıdır? Ehl-i
Sünnet, mezhep taassubuna düşmekte midir? Ve nihâyet
gerçekten Zemahşerî, onların tanımladığı
formata uymakta mıdır yoksa ortada bir yanlış
anla(t)ma mı veya maksadı aşan bir tanımlama mı
vardır?
Çalışmamızın
metodunu ve çerçevesini şu şekilde sunmak mümkündür:
Öncelikle iddia sahiplerinin iddialarını sunacağız.
İkinci bölümde Mu’tezile’nin kırâat alanında
belki tek ve en geniş kaynak eseri Keşşâf’ından
Zemahşerî’nin kırâat yaklaşımını ana hatlarıyla
ortaya koymaya çalışacağız. Bu bağlamda Zemahşerî’nin
‘terminolojik’ açıdan nerede durduğunu; teorik
olarak genel anlamda kırâata nasıl yaklaştığını;
bir anlamda kırâat ulemâsının kırâatların
belirlenmesinde kendisine müracaat ettiği kırâat
kriterlerine (nakil, resm-i Mushaf ve dil) önem verip
vermediğini göstermeye; ve nihâyet kırâat farklılıklarını
tefsîrinde pratik olarak kullanan müellifin kırâatı
kullanım şekillerini kategorik olarak tahlil etmeye
çalışacağız. Üçüncü başlığımızda ise,
Zemahşerî ile birlikte öteki Mu’tezilî müelliflerin
(Rummânî, Kâdî Abdülcebbâr) kendi eserlerinden
hareketle gerek nakil ve gerekse resm-i Mushaf ile
ilgili çizeceğimiz teorik çerçeveyi de desteğimize
alarak, söz konusu iddiaları -Sünnî kırâat ve
tefsîr ulemâsının ifade ve uygulamalarıyla karşılaştırarak-
sorgulamayı deneyeceğiz. Ayrıca bu bağlamda en az
bunun kadar önem verdiğimiz -bu iddiaların altında
yatan- temel öncülleri ve sâikleri tahlil edeceğiz.
Ehl-i
Sünnet âlimlerine baktığımızda kırâat bağlamında
Mu’tezile’yi eleştirirken karşılarına aldıkları
şahıs, hep Zemahşerî olmuştur. Bir başka deyimle
onu Mu’tezile ile özdeşleştirmişlerdir. Bir şahsın
eleştirilmesiyle bir mezhebi bütünüyle tanımlamanın
ne derece doğru olduğu tartışılır olmakla
birlikte biz de, bu tavrı objektif bir duruşla çalışmamıza
yayacağız. Dolayısıyla çalışmamızda
Mu’tezile mezhebinden kırâat bağlamında Zemahşerî’nin
Keşşâf’ı
merkeze alınacaktır. Bu meyanda, kısıtlı da olsa,
gerek Rummânî’nin, gerekse Kâdî Abdülcebbâr’ın
çeşitli eserlerinden tespit ettiğimiz malzeme,
destekleyici unsur olarak kullanılacaktır. Böylece
Zemahşerî özelinde Mu’tezile’nin görüşleri
netleştirilecektir. Bu yüzden de metin içerisinde
çoğunlukla Zemahşerî’nin ismine vurgu yapılacaktır.
|