Araştırma Makalesi

Fîhi Mâ Fîh’te Yer Alan Hikemî Bir Öğreti: Likâu’l-Halîl Şifâu’l-Alîl

A Historical Teaching in Fîhi Mâ Fîh: Likâ al-Halîl Shifâ al-Alîl

Öz

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sohbetlerinden derlenen eseri Fîhi Mâ Fîh’te dostluğun konu edildiği bir fasılda, Arapça Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl (Dostun cemali hastanın şifasıdır) ifadesine yer verilir. İslam edebiyatlarında ifadenin kelime değişiklikleriyle farklı şekillerde rivayet edildiği tespit edilmiş ve bu ifadelerin metinlerde, kültürel ve sanatsal malzemelerde birbirinden oldukça farklı bağlamlarda kullanıldığı görülmüştür. Makalede önce, Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl ifadesinin Fîhi Mâ Fîh ve diğer dinî, edebî ve kültürel kaynaklardaki mevcudiyeti üzerinde durulmuş, sonra İslam edebiyatlarında farklı kelimelerle karşımıza çıkan benzer ifadelerin kaynaklarda ne şekilde yer aldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. İslam medeniyet havzasında telif edilen Türkçe, Arapça, Farsça mensur ve manzum eserler ile bu medeniyete ait kültürel ve sanatsal malzeme imkânlar doğrultusunda taranmış, bu taramalar sonucunda ortaya çıkan bilgiler neticesinde konuya dair tespitlerde bulunulmuştur. Çalışmanın nihaî hedefi, Fîhi Mâ Fîh’te yer alan Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl ifadesinden hareketle dinî-hikemî gelenekte yer alan bir öğretinin ve benzer nakillerin, İslam medeniyeti içindeki seyirlerini takip etmek; böylece medeniyetin yazılı kültür ve sanatsal eserler üzerinde kendini inşa etme sürecini anlamaya katkıda bulunmaktır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl ifadesini dostların birbirleri üzerindeki tesirini dile getirirken nakletmiştir. Birincil ve ikincil hadis kaynaklarında tespit edilemeyen ifade, Şifâu’l-alîl likâu’l-halîl şeklinde, lafzî değişiklik olmaksızın, terkiplerin yer değiştirilmesi suretiyle de aktarılmıştır. Metin taramalarında Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl şeklindeki ifadeye benzer aktarılan şu rivayetler tespit edilmiştir: Likâu’l-halîl şifâu’l-galîl, Şifâu’l-alîl likâu’l-Celîl, Şifâu’l-kulûb likâu’l-mahbûb, Şifâu’l-kulûb fî likâi’l-meclûb. Likâu’l-halîl şifâu’l-alîl gibi tespit edilen bu ifadeler de birincil ya da ikincil dinî kaynaklarda yer almamaktadır. Arap hikemiyatı eserlerinde, Arap atasözleri ve deyimlerini nakleden Emsâl kitaplarında tespit edilen, “Dostun cemâli iç yangınının (susuzluğun) şifasıdır.” ya da “Dostun cemâli içi yanan (susamış) kişinin şifasıdır.” şeklinde tercüme edebileceğimiz Likâu’l-halîl şifâu’l-galîl şeklindeki ifade ise, IX. yüzyılda yaşamış İbn-i Aişe isimli bir hadis ve nesep âlimine nispet edilerek aktarılmıştır. Mevlânâ Müzesinde minyatür bir mihrabın üstünde, “Hastanın şifası Cenâb-ı Hakk’ın cemâlidir” anlamına gelen Şifâu’l-alîl likâu’l-Celîl şeklindeki ifadeyle karşılaşılmıştır. Bu kullanımda daha önceki benzer ifadelerde geçen “dostun cemâli” (likâu’l-halîl), “Cenâb-ı Hakk’ın cemâli” (likâu’l-Celîl) şekline bürünmüştür. Mevlevîliğin Fîhi Mâ Fîh’teki ifadeyi yeniden yorumlayarak daha metafizik bir bağlam içinde kullandığı açıkça görülmektedir. “Kalplerin şifası sevgilinin cemâlidir.” şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz Şifâu’l-kulûb likâu’l-mahbûb şeklindeki ifade benzer nakiller içinde en fazla kullanılan ve en çok bilinendir. İfade XV. yüzyılda yaşamış Suyûtî’nin Sıfatu Sâhibi’z-Zevki’s-Selîm ve Meslûbi’z-Zevki’l-Leîm isimli eserinde, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda yaşamış İsmail Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Mesnevîsi’nde, XIX. yüzyılda yaşamış Osmanlı Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi isimli meşhur tablosunda yer almıştır. Suyûtî ve İsmail Hakkı Bursevî’nin kullanımlarında ifadedeki sevgiliyle (mahbûb) dünyevî bir aşkın öğesi olan sevgiliye işaret edilmiştir. Bununla birlikte Osman Hamdi Bey’in tablosundaki mekân Bursa Yeşil Camii’dir ve tabloda ilgili yazının hemen yanında Muhammed isminin olduğu bir levha bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında ifadenin kullanımındaki bağlamın tamamen değiştiği, Osman Hamdi Bey’in Osmanlı’nın dinî kimliğini ortaya koymak isterken ifadeyi metafizik bir boyutla ele aldığı düşünülmektedir. Şifâu’l-kulûb likâu’l-mahbûb şeklindeki bu ifadenin yazma eser ciltlerinde, hüsn-i hat eserlerinde yer aldığı ve hatta dokuma kilimlere nakşedildiği görülmüştür. İfade birçok müstakil eserin ismi olarak da karşımıza çıkmış; Şifâu’l-kulûb bi-likâi’l-mahbûb, Şifâu’l-kulûb ve likâu’l-mahbûb şeklinde isimlendirilen birbirinden oldukça farklı muhtevalı eserlere rastlanmıştır.
In a section where friendship is explained in the work of Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, which is compiled from his talks, Fîhi Mâ Fîh, the Arabic expression Liqâ al-halîl shifâ al-alîl is included. It has been determined that the expression in Islamic literature is narrated in different ways with word changes and it has been observed that these expressions are used in quite different contexts in texts, cultural and artistic materials. In the article, firstly, the presence of the expression Liqâ al-halîl shifâ al-alîl in religious, literary and cultural resources was examined. Then it was tried to determine how similar expressions that appear with different words in Islamic literature are included in the sources. Turkish, Arabic, Persian prose and poetic works written within the Islamic civilization and cultural and artistic materials belonging to this civilization were scanned. As a result of the information obtained from these scans, comments were made. The ultimate goal of this article is to follow the course of a doctrine in the religious heritage tradition and similar transmissions in Islamic civilization, based on the expression Liqâ al-halîl shifâ al-alîl in the Fîhi Mâ Fîh. Thus, it will contribute to understanding the process of civilization’s building itself on written culture and artistic works. Rûmî narrated the expression Liqâ al-halîl shifâ al-alîl while stating the influence of friends on each other. The expression that could not be found in primary and secondary hadith sources was also quoted in the form of Shifâ al-alîl liqâ al-halîl with the exact same word order. In the text scans, the following narrations similar to the expression in the form of Liqâ al-halîl shifâ al-alîl were found: Likâ al-halîl shifâ al-galîl, Shifâ al-alîl liqâ al-Celîl, Shifâ al-qulûb liqâ al-mahbûb, Shifâ al-qulûb fî liqâ al-meclûb. Like the Shifâ al-alîl liqâ al-halîl, these expressions are also not found in primary or secondary religious sources. The expression in the form of Liqâ al-halîl shifâ al-galîl was narrated in reference to Ibn Aisha, a hadith and genealogy scholar who lived in the 9th century and was found in the works of Arabic history and Emsâl books which contains Arabic proverbs and idioms. It can be translated as "The face of the friend is the cure for the inner fire (thirst)" or "The face of the friend is the cure for the person who is thirsty." In the Mevlânâ Museum, an expression in the form of Shifâ al-alîl liqâ al-Celîl, which means "The healing for the patient in the face of God" was seen on a miniature mihrab. In this usage, the "friend's face" (liqâ al-halîl) in the previous similar expressions took the form of "the face of Allah" (liqâ al-Celîl). It is clearly seen that the Mawlawî tradition reinterprets the expression in Fîhi Mâ Fîh and uses it in a more metaphysical context. The expression Şifâ al-qulûb liqâ al-mahbûb, which we can translate into English as "The healing of hearts is the face of the lover" is the most used and most known among similar narrations. The expression is mentioned in work titled Sıfatu Sâhib al-Zevq al-Selîm ve Meslûb al-Zevq al-Leîm by Suyûtî, who lived in the 15th century, and in the Rûh al-Mathnawi of İsmail Hakkı Bursevî, who lived in the 17th and 18th centuries. The expression is also included in Osman Hamdi Bey's famous painting, named The Tortoise Trainer in the 19th century. In the uses of Suyûtî and İsmail Hakkı Bursevî, the lover (mahbûb) refers to the lover, which is an element of earthly love. However, the place in Osman Hamdi Bey's painting is Bursa Yeşil Mosque, and there is calligraphy with the name Muhammed right next to the related text in the painting. In the light of this information, it is thought that the context in the use of the expression has completely changed. While trying to reveal the Ottoman Empire's religious identity, Osman Hamdi Bey has handled the expression in a metaphysical dimension. It has been observed that the expression of Shifâ al-qulûb liqâ al-mahbûb is included in manuscript covers, calligraphy works, and even embroidered on woven rugs. The expression has also appeared as the name of many books; there are works with different contents, named as Shifâ al-qulûb bi-liqâ al-mahbûb, Shifâ al-qulûb ve liqâ al-mahbûb.

Anahtar Kelimeler

İslam edebiyatı, Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh, hikmet, Şifâu’l-alîl likâu’l-halîl, şiir
Islamic literatüre, Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh, wisdom, Likâ al-halîl shifâ al-alîl, poetry

Detaylar

Sayı
Cilt: 21, Sayı: 1, Yaz 2021
Geliş Tarihi
07.06.2021
Kabul Tarihi
07.07.2021
Yayın Tarihi
30.06.2021
Dergi Bölümü
Araştırma Makalesi

Nasıl Atıf Yapılır

Ak, Murat. “Fîhi Mâ Fîh’te Yer Alan Hikemî Bir Öğreti: Likâu’l-Halîl Şifâu’l-Alîl”. Marife 21/1, 303 - 317.. https://doi.org/10.33420/marife.905581
Özet Görüntüleme: 23
PDF İndirme: 10

Dosya İndirmeleri

Dosya indirme bilgisi bulunmuyor.