https://www.marife.org/marife/issue/feed Marife 2018-12-31T00:00:00+00:00 Arş. Gör. Dr. İrfan Erdoğan editormarife@gmail.com Open Journal Systems <p>[Dergi tanımı]</p> https://www.marife.org/marife/article/view/808 Necis Şeylerin Faydalanılabilirlik Bağlamında Fıkhî Açıdan Değerlendirilmesi 2018-12-31T00:00:00+00:00 Hüseyin Baysa huseyinbaysa@kilis.edu.tr Necis maddeler geçmişe nispetle daha çok alanda ve daha çok miktarda günlük hayata dâhil edilmiş bulunmaktadır. Bu durum, necis niteliğini taşıyan şeylerden faydalanmanın hükmünü yeniden düşünmeyi zorunlu hale getirmiştir. Nitekim bu saikle son yıllarda helâl gıda, helâl giyim, helâl kozmetik ve istihâle gibi başlıklar altında bireysel ve kolektif çapta bilimsel çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu tür çalışmalarda isabetli bir sonuç elde edilebilmesi için öncelikle necis şeylerin faydalanılabilirliğinin fıkhî açıdan etüt edilmesi önem arz etmektedir. Bu yönde yapılacak araştırmalar neticesinde ulaşılacak veri, necis şeylerden faydalanmaya ilişkin güncel fıkhî problemlerin çözümünde kullanılacak temel ilkelerin oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bu amaçla yapılan bu araştırmada, nasslar ve fukahânın yaklaşımları değerlendirilerek necis şeylerden faydalanma imkânı tartışılmaktadır. Makalenin birinci kısmında necis niteliğini taşıyan maddeler, nasslarda bahsinin geçip geçmemesi ve hakkındaki tahrîmin mutlak olup olmaması açısından değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. İkinci kısmında ise yapısal değişime uğramış olmanın, necâsetin hükmü üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmaktadır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/809 Yaratılış ile İlgili Ayetlerin Yorumunda Kelami Paradigmanın Etkisi (Kâdî Abdülcebbâr Özelinde) 2018-12-31T00:00:00+00:00 Süleyman Narol snarol@selcuk.edu.tr Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de baştan sona tevhit vurgusu yaparken hiç de azımsanmayacak sayıda ayette akıl ve sorumluluk sahibi her insana, varlık âleminin bir sahibi ve yaratıcısı olduğunu, insan ve onunla birlikte yaratılan her şeyin yaratılışını ve bu yaratılmışlar arasındaki dengeyi ortaya koyan pek çok Kur’anî-akli delil sunmuştur. Kur’an’da yaratma ile ilgili ayetler, bağlamlarına bakıldığında hiç tartışmasız Allah Teâlâ’nın varlığı, yaratmadaki güç ve kudretinin ne kadar tartışılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’an, evrende hiçbir şeyin tesadüf eseri olmadığını ve bir yaratıcının var olduğunu, insanın yaratılışı ve insan dışındaki varlıkların yaratılışına dair verdiği örneklerle ortaya koymaktadır. Söz konusu örneklerde, başlangıçta hiçbir şey değilken kâinatın en şerefli varlığı olarak yaratılan insan ile büyüklük bakımından kendileriyle mukayese edilmesi dahi mümkün olmayan güneşin, ayın, yıldızların, göklerin, yeryüzünün vb. yaratılışı, aralarındaki ahenk ve bunların insanın emrine verilişi Allah’ın varlığına ve birliğine delil olarak sunulmaktadır. Kur’an-ı Kerim yüce yaratıcının birliğini ve kudretini insana akıl ve düşünce zaviyesinden seslenerek birtakım delillerle ortaya koymaktadır. Yaratılış konusundaki bu delilleri yorumlamada bazı müfessirler farklı yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Bu farklı yaklaşımın önemli sebeplerinden birisi de müfessirin sahip olduğu kelami paradigmadır. Bu çalışmada Mu’tezile kelam ekolünün önemli müfessirlerinden Kâdî Abdülcebbâr’ın yaratılışla ilgili ayetlere yaklaşımı ele alınmıştır. Müfessirin sahip olduğu kelami paradigmanın ve mezhebi ilkelerinin Allah’ın varlığına ve birliğine delil olan insan ve onunla birlikte evrende yaratılan her şeyi konu edinen bu ayetleri anlaması ve yorumlamasında ne denli etkili olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/810 Hille’de Bir Bedevî Emîri: Dübeys b. Sadaka 2018-12-31T00:00:00+00:00 Nadir Karakuş nadirkarakus_64@hotmail.com Haçlılar’ın Yakındoğu’ya geldikleri yıllarda (1098-99), Abbasî ve Fatımî yöneticileri yanında, kudretli Büyük Selçuklu Sultanları ve onların Suriye’deki kolu hüküm sürüyordu. Buna rağmen Haçlılar, Kudüs dâhil önemli bölgeleri ele geçirip, bölgede tutunmayı başarabilmişlerdi. Bunun nedeni ise, Müslümanlar arasında kıskançlık ve saltanat mücadelelerinden kaynaklanan bölünmüşlük idi. Onların bu mücadelelerinde kendilerine zaman zaman Haçlılardan ve bölgedeki diğer unsurlardan aldıkları yardımlar da etkili oluyordu. Buna en önemli örneklerden biri de Dübeys b. Sadaka’nın Haçlılarla yaptıkları kirli ittifaklardır. Hille’de bir bedevî şeyhi olan Dübeys, Haçlılar ve Müslümanlar arasında gidip gelen kişiliği ve babasının ölümünden sorumlu tuttuğu Abbasî Halifeliğine düşmanlığı ile bu dönemde önemli rol oynamış bir şahsiyettir. Dübeys, Selçukluların Abbasî halifesi ile olan ilişkileri ve onların Musul politikaları için de önemli bir kişiliktir. Dübeys’in bu makalemizde ele alacağımız hayatı, bu süreci bütün çıplaklığı ile ortaya koyacak önemli olaylar ve hadiseler ile doludur. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/811 Garîbu’l-Hadîs İlmi Bağlamında Ebû Ali El-Kâlî’nin El-Bâri‘ Adlı Eserinin Değerlendirilmesi 2018-12-31T00:00:00+00:00 Bayram Kanarya bayramkanarya@hotmail.com İslam’ın temel kaynakları olan Kur’an ve hadisin Arapça olması, dilbilimi ile ilgilenen alimlerin dikkatini çekmiştir. Bazı alimler sarf, nahiv ve belagat ile ilgili çalışmalar yapmışlar bazıları da hadislerde geçen garîb kelimeleri açıklayan eserler kaleme almışlardır. Garîbu’l-Hadis, rivayetlerde aktarılan ve anlamı kapalı olan kelimelerin manalarıyla ilgilenen hadis ilminin bir alt disiplinidir. İlk dönemlerde Garîbu’l-Hadîs konusu lügatlerde ve bazı hadis kitaplarında ele alınmış daha sonraları sadece hadislerde geçen kelimelerin anlamlarını inceleyen müstakil çalışmalar vücûda gelmiştir. Bu çalışmalardan biri, 288/901 yılında Malazgirt’te doğan ve 356/967 yılında vefat eden Ebû Alî el-Kâlî’nin el-Bârî’ adlı eseridir. Bu eser, temelde Arap dilindeki müşkil kelimelerin anlamlarını açıklayan bir sözlük çalışmasıdır. Ancak eserde hatırı sayılır düzeyde hadis de yer almıştır. Çalışmada ilk olarak Garîbu’l-Hadîs ilminin tarihçesi ele alınıp Kâlî’nin hayatı hakkında bilgi verilecek daha sonra el-Bâri’ adlı eserinde geçen bazı hadisler tespit edilip söz konusu eserin Garîbu’l-Hadîs ilmi çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı tartışılacaktır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/812 Buhârî’nin Kitâbü’l-Îmân’ı Üzerine Hanefî Bakış Açısı -Bedrüddîn el-Aynî Örneği- 2018-12-31T00:00:00+00:00 Fatih Mehmet Yılmaz fatihmehmetyilmaz@hitit.edu.tr İmanla ilgili hususlar erken dönemlerden itibaren îtikâdî ve amelî fırkalar arasında ihtilaf konusu olmuştur. İman-amel, büyük günah-iman ilişkisi konusunda ilk defa Hâricilerin görüş belirtmesi ile gündeme gelen "İman" meseleleri, diğer fırka mensuplarının da tartışmaya dâhil olması ile birlikte farklı boyutlar kazanmıştır. Bu bağlamda hadis edebiyatının tasnîf döneminden itibaren ilgili eserlerde "İman" bölümlerine yer verilmiş ve konu üzerinde farklı değerlendirmeler yapılagelmiştir. Bu değerlendirmelerden biri de hanefî-mâtürîdî yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın iman mevzuundaki açıklamaları her dönemde dikkatleri çekmiş ve birçok açıdan inceleme konusu olmuştur. İşte bu makalede bahse konu yaklaşımın önemli temsilcilerinden biri olan Türk asıllı muhaddis Aynî’nin Umdetü’l-Kârî adlı Buhârî şerhi, Buhârî’nin el-Câmiu’s-Sahîh’inin "İman" bölümü özelinde ele alınarak irdelenmeye çalışılmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/813 Kadına Şiddeti Meşrûlaştırdığına Delil Olarak Kullanılan Bazı Âyet ve Hadislerin Değerlendirilmesi 2018-12-31T00:00:00+00:00 İbrahim Kutluay i_kutluay@yahoo.com "Kadına şiddet", diğer ülkelerin olduğu gibi ülkemizin de karşı karşıya kaldığı problemlerinin başında gelmektedir. Müslüman olmakla övünen bir toplumda, sevgi, barış ve merhamet dini olan İslâm’ın bazı mensupları içinde, erkeklerin ülfet etmek ve huzur bulmak için yaratıldığı vurgulanan eşlerine ve kadınlara uyguladıkları şiddetin, hatalı yorumlanan naslardan, örften ve cahillikten kaynaklanan birtakım sebeplerinin olması, işin en acı yönlerinden birini teşkil etmektedir. Dolayısıyla bu çalışmanın temel amacı, kocanın eşini dövebileceğine delil olarak gösterilen Nisâ sûresinin 34. âyetindeki nüşûz ve darb meselesini ve bu meyanda Allah Resûlü’nden rivayet edilen Buhârî’nin Sahîh’in Nikâh bölümünün 93. babında, Kadını Dövmenin Çirkinliği başlığı altında zikrettiği hadisleri değerlendirmektir. Bu çerçevede nâşize olan eşine karşı, kocasının nasıl davranması gerektiği, onu bu tutumundan vazgeçirmek için kocanın hangi metotları izlemesinin tavsiye edildiği, nüşûzün anlamını tam olarak tespit etmeden ve bunu dikkate almadan ilgili âyette geçen "idribûhünne" kelimesini isabetli bir şekilde yorumlamanın mümkün olmadığı üzerinde durulacaktır. Kur’ân ve Sünnet’in temel yaklaşımı âyet ve ilgili rivâyetler çerçevesinde incelenecek, birtakım rivâyetleri kadının dövülebileceği şeklinde yorumlamanın mümkün olup olmadığı geniş bir bakış açısıyla tartışılıp değerlendirilecektir Metot olarak ne tamamen klasik bir yaklaşım ve peşin hüküm ne de modern ve feminist bir bakış açısı benimsenecek, bunun yerine öncelikle ilgili âyet ve hadisleri selef âlimlerinin ve çağdaş araştırmacıların nasıl yorumladığına odaklanılacaktır. Ardından bunların bağlamları, ayetlerin niçin indiği, hadislerin söylenme sebepleri vb. dikkate alınarak mesele bütüncül bir bakış açısıyla ve geniş bir perspektiften değerlendirilmeye çalışılacak ve kocanın da nüşûzü söz konusu olmakla birlikte bu çalışmada sadece eşinin nüşûzüne dair rivayetler tahlil edilecektir. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/814 DKAB Öğretmenlerine Göre Suriyeli Çocukların Devlet Okullarında Karşılaştıkları Sorunlar (Nitel Bir Araştırma) 2018-12-31T00:00:00+00:00 Muhammed Esat Altıntaş maltintas@erciyes.edu.tr Türkiye’de bulunan 3 milyon 570 bin Suriyeli mültecinin yaklaşık üçte biri okul çağındadır. Fakat Suriyeli çocukların sadece %58’si hâlihazırda herhangi bir okula gidebilmektedir. Eğitimlerine devam eden Suriyeli çocukların %16’sı geçici eğitim merkezlerine, %84’ü ise devlet okullarına devam etmektedir. Devlet okullarında eğitim gören Suriyeli çocukların devlet okullarındaki iklime ve eğitim süreçlerine uyumlarının sağlanması, Suriyeli ve Türkiyeli çocukların karşılıklı ilişkilerinin güçlendirilmesi, hoşgörü ve dayanışma içinde birlikte yaşama bilinci kazanmaları ve toplumsal bütünleşmelerinde en kritik rol şüphesiz devlet okullarında görev yapan öğretmenlere düşmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersi öğretmenlerinin gözüyle Türkiyeli çocuklarla birlikte devlet okullarında öğrenim gören Suriyeli çocukların devlet okullarındaki deneyimlerini ele almak ve karşılaştıkları sorunları ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırmaya Türkiye’nin muhtelif illerinde görev yapan ve sınıflarında 2 ile 5 arasında değişen Suriyeli öğrenci bulunan 50 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersi öğretmeni katılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Bu araştırmaya katılan öğretmenlerden 48’i dil engelinden ötürü Suriyeli çocukların karşılaştıkları muhtelif sorunlara değinmiştir ve 24’ü ise Suriyeli çocukların toplumsal uyum bağlamında çeşitli sorunlarla (etiketlenme, ötekileştirme, şiddete uğrama vb.) karşılaştıklarını ifade etmiştir. Son olarak betimlenen bulgular, ilgili literatürden yararlanılarak değerlendirilmiştir ve sonuç bölümünde ise çözüme yönelik öneriler sıralanmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/815 İslam Borçlar Hukukunda Akitlere Etkisi Bakımından Takyîdî Şartlar 2018-12-31T00:00:00+00:00 Mahmut Samar mahmutsamar@hotmail.com İslam hukuku akitler genel teorisine göre herhangi bir akdin şartları, hükümleri ve neticeleri kanun koyucu veya onun koyduğu prensipler doğrultusunda hukuk düzeni tarafından belirlenmiştir. Buna rağmen taraflar bunları değiştirmek, düzenlemek ya da yeniden belirlemek istediklerinde bunu akitle birlikte şart olarak ileri sürerler. Tarafların akitle birlikte ileri sürdükleri ve üzerinde anlaştıkları bu şartlara fıkıh terminolojisinde takyîdî şartlar denir. Bu şartlar, akit için hukukun belirlemiş olduğu hüküm ve neticelerin dışında bir şeyi fazladan borçlanmak ya da borçlandırmak üzere öne sürülür. Dolayısıyla takyîd, varlık kazanmış bir akdin hükümlerinin belirlenmesi, yeniden düzenlenmesi ya da değiştirilmesi anlamına gelen muhtevayı düzenleme hürriyetinin bir parçasıdır. Bu çalışmada akdin muhtevasını düzenlemeye yönelik ileri sürülen takyîdî şartlar ve bu şartların akitlere etkisi ele alınacaktır. Bu anlamda makalede öncelikle şart kavramı incelenecektir. Ardından İslam hukuk doktrininde takyîdî şartlarda taraflara tanınan hürriyete ve bu hürriyetin sınırlarına temas edilecektir. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/816 Ayetler Bağlamında Âlemin Yaratılışındaki Denge 2018-12-31T00:00:00+00:00 Ayşe Betül Oruç aboruc@konya.edu.tr Kur’an ayetleri, muhatabı olan insana hitap ederken insanın ilişkili bulunduğu diğer varlık alanlarını da gündeme getirmektedir. Bu noktada insanı çevreleyen tabiat ve âlem konuları öne çıkmaktadır. Âlemi konu edinen ayetler, yaratılışından itibaren âlemin taşıdığı belli özellikleri önemli mesajlar eşliğinde sunar. Âlemin bir unsuru olan insana yönelik söz konusu mesajlar, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Âlemdeki dengeli işleyiş, alelade bir düzen ve amaçsız bir sisteme sahip olmakla açıklanamayacak kadar ilkeli ve sistemlidir. Âlemin her türlü çelişki ve çatışmadan uzak, hikmet dolu dengeli yapısı, ayetlerde Allah’ın yaratıcılığının, vahdetinin ve yüce kudretinin delili olarak öne sürülmektedir. Diğer yandan dengeli ve sistemli işleyişin dinamiklerindeki bozukluktan insanın bizzat sorumlu tutulması, insanın kâinat üzerindeki sorumlu ve etkin rolünü bizlere hatırlatmaktadır. Bu çok yönlü denge unsuru, insanın da bu dengeli yapıya uyum sağlamasını gerektirmektedir. Dolayısıyla âlemin dengeli yapısının varlığını sürdürmesi, insanın dengeli bir form’a ulaşmasıyla mümkün olmaktadır. Söz konusu bu denge, Kur’an’da farklı bağlamlarda dile getirilen ‘orta yol’un da anahtarını bizlere sunacaktır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/817 İslam Hukukunda Belge Tanziminde Kimlik Tespit Aracı Olarak Hilye: Dış Görünüş Tasvirleri 2018-12-31T00:00:00+00:00 Şenol Saylan senolsaylan@mynet.com İslam toplumlarında, hukukî muameleleri kayıt altına almak üzere yazılı belge düzenlenmesine ayrı bir önem verilmiş, muhtemel sahtekârlıkları önlemek üzere belgenin yazımında uzmanları tarafından anlaşılabilen özel bir dil oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede şürût uzmanları, düzenlenen belgelerde tarafların kimliklerinin tespitinde ve bazı muamelelerde sözleşme konusunun tanımlanmasında ad, nesep, meslek gibi unsurların yanında fiziksel özellikler ve kusurların betimlemesine de yer vermişler, bu özelliklerin ifade edilmesinde ortak bir dil kullanmaya gayret göstermişlerdir. Söz konusu tasvirler şürût eserlerinde çoğunlukla hilâ/hulâ başlığı altında ele alınmıştır. Şürût uzmanları fiziksel özelliklerin tasvirini kimlik tespitinin ana unsurlarından kabul etmezler. Ancak kimlik tespitini kolaylaştıracağı için fiziksel özelliklerin belgede zikredilmesini tavsiye ederler. Bu tanımlamalarda yaş, boy, kafa ve beden yapısı, leke, ben ve organlardaki kusur ve eksikliklerle ilgili ayrıntılı tasvirlere yer verilir. Bu çalışmada, Semerkandî (ö. 550/1155), Tarsûsî (ö. 758/1357), İmâdî (ö. VIII./XIV. yüzyıl), İbn Ferhûn (ö. 799/1397) ve Minhâcî’nin (ö. 889/1484) eserlerinin ilgili bölümleri çerçevesinde söz konusu tasvirler için kullanılan kavramlara ve anlamlarına yer verilecektir. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/818 İslam Kozmoloji Öğretisinde Allah - Tabiat ve İnsan İlişkisi Bağlamında Doğa ve Doğanın Korunması 2018-12-31T00:00:00+00:00 Ahmet Erkol ahmeterkol@hotmail.com İslam düşünce tarihinde belki de en çok ihmal edilen, üzerinde fazla çalışma yapılmayan konu İslam kozmolojisidir. İslam düşüncesinin evrenselliğini yansıtan Allah, Tabiat ve doğa arasındaki ilişki biçiminin yeteri derecede yansıtılmamış olması nedeniyledir ki doğa ve çevreye dair sanki İslam’ın hiçbir sözü yokmuş gibi anlaşılmıştır. Bu durumun belki de bir yansıması olarak İslam coğrafyası bugün tabiat olarak kurak kalmıştır. Bu kuraklık yalnızca tabiat olarak değil, zihinsel, düşünsel ve duygusal olarak da yaşamın bütün alanlarında görülmektedir. Evrenin bütününü ilahi rahmetin bir yansıması olarak gören ve tabiattaki her bir varlığın da sürekli bir tesbihatta olduğunu söyleyen bir dinin, bu şekilde kuraklığa mahkum edilmesi, hayatın her alanını tüketmesi vahim bir durumdur. İslam düşüncesinin bu en değerli yanını bir değini biçiminde de olsa yeniden akademik alana taşımak ve buna dair Kur’an merkezli bir yaklaşımın ne olduğunun belirlenmesi amacıyla bu makale kaleme alınmıştır. Makalede temel olarak Kur’an’ın tabiat vurgusu, doğanın korunması ve buna dair İslam düşünce tarihinde konu hakkında yapılmış kimi çalışmalar da dikkate alınarak hazırlanmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/819 Medeniyet Tasavvurunun Unsurları ve Dinamikleri (Kur’ân Verileri Işığında Bir İnceleme) 2018-12-31T00:00:00+00:00 Ahmet Küçük ahmet.kucuk@inonu.edu.tr Toplumların ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri mekanlar genelde şehir/medine olarak tanımlanır. Bu ihtiyaçların karşılanabilmesi tabii olarak karşılıklı hak ve sorumlulukları beraberinde getirmektedir. Bu yüzden medine / şehir / yerleşim birimi, toplum ve siyasî otorite gibi unsurlar bir bütün olarak düşünülmelidir. Medeniyet kavramı da son tahlilde bu üç unsurdan müteşekkil olup bir değerler manzumesidir. Değerler ise bir medeniyetin muhayyilesini, tasavvurunu oluşturan onun dışa bakan yüzüdür. Bu bağlamda Kur’ân verileri ışığında bir medeniyet tasavvuru da elbette düşünülebilir. Kur’an yerleşim birimi/medine, toplum ve siyasî otorite gibi üç unsura kendi renk ve değerlerini katarak onları yine üç temel dinamik üzere inşa etmek gerektiğine işaret eder. Bu dinamikler kitap, mizan, demir ve onların her birinin sembolize ettiği değerlerdir. Bu açıdan Hadid, 57/25. ayette zikredilen bu üç dinamiğin hem insanlık için anlam ve değer ifade etmesi hem de yenilenebilir, güncellenebilir birer unsur olmaları onları "dinamik" olarak tanımlamamızın gerekçesidir. Bu çalışmada müfessirlerin yoğun bir şekilde ilgilendikleri bu üç dinamiğin geçmişten bugüne neleri karşıladığı, nasıl güncellenebileceği, evrensel bir medeniyet tasavvurunun nasıl oluşturulabileceğinin cevapları aranmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/820 Müslim’in Ehl-i Bid’at Râvilerden Rivayet ile İlgili Durumu 2018-12-31T00:00:00+00:00 Mustafa Taş m_tas23@hotmail.com İmam Müslim (ö. 261/875), el-Câmi’u’s-sahîh adlı eseri ile hocası Buhârî gibi tanınmış bir âlim olmakla birlikte onun ricâl alanında da eserlerinin olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda Müslim’in söz konusu edilen eseri dışında et-Tabakât, Kitâbu’l-künâ ve’l-esmâ ve el-Münferidât ve’l-vuhdân isimli çalışmaları vardır. Bu eserlerde Müslim, râvileri değerlendirmekle birlikte onun ricâl değerlendirmelerinden bir kısmı cerh-ta’dîl eserlerinde nakledilmektedir. İmam Müslim râviler hakkındaki tenkit ve değerlendirmelerine güvenilen cerh-ta’dîl âlimlerinden kabul edilmektedir. Müslim’in cerh-ta’dîl metodunu tespitte onun Ehl-i bid’at râvileri ile ilgili tavrını ortaya koymak önem arz etmektedir. Bu çalışmada bir kısım ulemâ tarafından İmam Müslim’in el-Câmi’u’s-sahîh adlı meşhur eserinde Ehl-i bid’at olmakla tenkit edilen râviler incelenmiş, diğer münekkitlerin değerlendirmeleriyle mukayeseli olarak araştırılmıştır. Bu şekilde râvinin adâlet sıfatını zedeleyen bir unsur olan bid’at konusunda Müslim’in nasıl bir metot ortaya koyduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/821 Bankaların Memur, İşçi ve Emeklilere Verdiği Maaş Promosyonlarının Fıkhî Durumu 2018-12-31T00:00:00+00:00 Memet Zeki Uyanık mzuyanik@hotmail.com İslam dini, faizi yasaklamış ve haram kılmıştır. Aynı şekilde faizli işlemleri de yasaklamıştır. Çağdaş finansal sistemin önemli aracı kurumlarından biri bankadır. Konvansiyonel bankalar, yaptıkları iş ve işlemlerde kendilerini cari hukuk ile sınırlandırırlar ancak dini açıdan iş ve işlemleri değerlendirmezler. Günümüzde memur, işçi ve emekliler maaşlarını banka üzerinden almaktadırlar. Bankalar, yapılan yasal düzenlemeye istinaden son yıllarda maaş sahibi olan memur, işçi ve emeklilere maaşlarının kendilerine yatırılması karşılığında promosyon vermektedir. Bankaların memur, işçi ve emeklilere verdiği promosyon güncel ve tartışmalı bir mesele olduğu için günümüz fıkıhçıları konuyu ele almış ve farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Ancak güncel bir mesele olduğu için bu konuda şu ana kadar görebildiğimiz kadarıyla detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Bu makalemizde, bankaların verdiği promosyonun fıkhi durumunu ve fıkıhçıların bu konudaki görüşlerini ele alacağız. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/822 Yahudi İbadetleri Namaz: Çeşitleri, Vakitleri, Duaları ve Kılınış Şekilleri 2018-12-31T00:00:00+00:00 Sabâh Nâci Eş-Şeyhalî Mustafa Ölmez mstolmez87@gmail.com Bu makale, Yahudi ibadetlerinden asırlar önce İsrailoğullarının kılmakta olduğu namazı, farz oluşundan çeşitlerine, kılındığı esnada okunan dualardan eda edildiği vakitlere kadar incelemektedir. Ayrıca Yahudi fıkhının farz kıldığı namazın keyfiyeti, uygulanagelen yöntem, Yahudilerin namaz için ruhen ve bedenen yaptıkları hazırlık, başlarına örttükleri "kippa" ve "tallit" gibi kıyafet yönünden kendilerinden istenilenler yer almaktadır. Namaz, her Yahudi’ye farzdır. Çünkü o, Süleyman Mabedi’nin bulunduğu dönemlerde Allah’a takdim edilen kurban yerine getirilmiştir. Süleyman Mabedi yeniden tesis edilip, eski görkemine kavuşuncaya kadar her Yahudi’nin azimle namaza devam etmesi gerekmektedir. Yahudi namazına bakıldığında, Müslümanlarca bilinen namazdan fazla bir farkının olmadığı görülmektedir. Bununla beraber Yahudiler farklı gözükmek ya da namazı kendilerine has göstermek için sonradan ona birtakım ilavelerde bulunmuşlardır. 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/823 İleriki Bir Tarihte Döviz Satışıyla İlgili Yapılan Anlaşma İçin Bedel Alınması Konulu Makalenin Tercüme ve Değerlendirilmesi 2018-12-31T00:00:00+00:00 Ali Kutty Musliyar Muhammed Çuçak muhammedcucak@osmaniye.edu.tr Arif Atalay arifatalay@osmaniye.edu.tr 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) https://www.marife.org/marife/article/view/824 Selim Türcan, Neshin Problematik Tarihi 2018-12-31T00:00:00+00:00 Enes Temel enestemel_37@hotmail.com <p>0</p> 2018-12-31T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c)